Gönderen / 14 Eylül 2015 Pazartesi / 27 Comments / , , , , , ,

Dizi Önermemesi: Sense8

Bugüne kadar bu blogda dizi, film, kitap, kıyafet, restorant, konser her bi şeyin önerisini verdim ama ilk kez önermemesi vereceğim.

Ben ki "Herkes bu kadar seviyorsa vardır bi numarası" diyip, Arrow denen korkunç diziyi bile 2 sezon izlemiş, 11 sezondur tek bir Grey's Anatomy kaçırmamış insanım, düşünün. Leşliğe karşı o kadar bağışıklığım var ki, bi şeye "İZLEMEYİN" diyosam durum ne kadar ciddi... 

Netflix'in bu yıl yayına giren iddialı yapımlarından biri olan Sense8'i bi kaç yerde görüp merak etmiş, bi türlü izleyememiştim. Sanki vaktim yok da.. Neyse, önerilerine her zaman güvendiğim tambirleydi de söyleyince başlayayım dedim. Demez olaydım, keşke bi merak olarak kalsaydı. Konu kısaca şöyle: Birbirine bi şekilde hissel bi şekilde bağlı olan dünyanın 8 farklı yerindeki 8 kişiyi konu alıyor. Spoiler falan vermedim çünkü dizide spoiler verecek hiçbi şey olmuyor. Kendimi aşırı kasıp, gözlerimden kanlar akana kadar 8 bölüm dayanabildim. 8. bölümün ortasında bu yaz ettiğim en okkalı küfürleri edip kapadım. Gerçekten megabaytlarıma, vaktime yazık. O kadar sinirlendim ki bu yazıyı yazıyorum.


Bu 8 kişinin ne özelliği var, neden birbirleriyle iletişime geçebiliyorlar, ne oldu da böyle oldular eşşek kadar 8 bölümde hiçbi şey açıklanmadı. Sonra anlatılıyosa bilemem. Hayır 8 farklı hikaye gibi devam ediyor dizi, ona da tamamdım ama hikayeler, oyunculuklar o kadar aptalca ki, Ezel'in tekrarını izlerim daha iyi. Bak abartmıyorum, gerçekten öyle. Etrafınızda bu diziyi izleyen, öven, izlemeyi düşünen varsa eline ayağına yapışın, durdurun. Netflix'e mektup yazıcam sanırım. 


İzlediğim 8 bölümün en güzel yanı, Berlin'de yaşayan Alman Wolfgang karakterini canlandıran Max Riemelt oldu. Maşallah götünden pipisine her şeyi görüyorsunuz uzun uzun. Dizinin cüretkarlık konusunda hiçbir sıkıntısı yok. Açık seçik seks sahnelerini görüyorsunuz da, sırf onun için de bu aptal konuya tahammül edilecek gibi değil. Berlin sahneleri bile Berlin gibi değil, şehrin dokusunu, duygusunu zerre verememiş. Zaten Afrika'dan Kore'ye herkes nedense kendi arasında bile İngilizce konuşuyor??!! What the fuck kardeşim demek istiyorum.

Hikayelerdeki açıklıklar, sıkıcılıklar, akmayan dizi üzerine söylenecek çok söz var ama daha fazla uğraşamayacağım. İzleyen varsa buyursun "Sen anlamamışsın şurası şöyle canım" diye açıklasın, izlemeyen şükranlarını sunsun bu güzel uyarım için.

Hayyorlu pazartesiler...
Share This Post :
Tags : , , , , , ,

27 yorum:

Zeynep dedi ki...

Keşke bırakmasaydın çünkü olaylar açıklanmaya 8den sonra başlıyodu,ingilizce konuşmalarının nedeni birbirlerini özelliklerini alabilmeleri(diğerinin dövüş yeteneğini alabiliyor gibi) biraz yavaş ilerlesede güzel bir dizi devam etmeni tavsiye ederim

Vera dedi ki...

Başlıyıcaktim şimdi vazgeçtim tüm hevesim uçtu gitti,ben de dayanamıyorum böyle olayların gelişmemesine falan...

Adsız dedi ki...

dizi önermesine: awkward, baby daddy, my mad fat diary,one tree hill vs yazabilirsin

Adsız dedi ki...

Emmy leri yazmıycak mısın?😔

Adsız dedi ki...

Pelin kendall ve kylie internet sitesi açmış bi bak bnc

Boşbırakıcam dedi ki...

Yalnız Arrow'a laf yok. O kadar taş ki, konusunu takip edemediğim aman bile açıp bakıyorum. Yakışıklılığın vücut bulmuş hali.

bayan leydi dedi ki...

İlk defa senle aynı fikirde değilm bence kesinlikle cok güzel 2. Sezonu dört gözle bekliyorum merak edenler en azından ilk bölüme göz atsınlar bence. Tek önerim eğer homofobikseniz rahatsız olursunuz onu bastan söylim :D

Büyülü Ayraç dedi ki...

Dizinin ilk bölümlerinde ben de sıkıldım ama daha sonra karakterlerin dünyasını derinlemesine öğrendikçe bağlandım ve ilk sezonu çok beğenerek bitirdim. Aksiyon ağırlığı arayanlar için hayal kırıklığı olabilir ama karakterleri tanımak ve onların bütün oluşunu seyretmek oldukça keyifliydi. Bilim - kurgu yönü de bana değişik ve ilgi çekici geldi umarım ikinci sezon için çok bekletmezler.

Adsız dedi ki...

Yanlıs mı anladım ezeli ezdin mi???

Adsız dedi ki...

Sense8 izlemedim ama söz konusu netflix olunca hep böyle oluyo galiba Geçen yaz 10 bölüm Hemlock Grove'a sırf Bill Skarsgard için katlanmıştım meğersem bütün olaylar 11. bölümde çözülüyomuş. Sanırım Netflixin olayı bu sonlara doğru her şeyi açıklamak slksjs

Adsız dedi ki...

Sense8 izlemedim ama söz konusu netflix olunca hep böyle oluyo galiba Geçen yaz 10 bölüm Hemlock Grove'a sırf Bill Skarsgard için katlanmıştım meğersem bütün olaylar 11. bölümde çözülüyomuş. Sanırım Netflixin olayı bu sonlara doğru her şeyi açıklamak slksjs

Aysu Ayalan dedi ki...

Ilk defa yazdığın bi yazıya katılmadım Pelin çünkü ben de senin gibi diziye yeni başlamıştım ve iki günde bitirdim. Evet olaylar aşşşırı yavaş gelişse de bi yerden sonra merak uyandırmaya başlıyor bence devam et ay güzelim diziyi nasıl kötülemişsin :(

Adsız dedi ki...

Sanırım ilk kez bi konuda sana katılmıyorum. Bu olmadı Pelin

Adsız dedi ki...

Sanırım ilk kez bi konuda sana katılmıyorum. Bu olmadı Pelin

Adsız dedi ki...

Dizi kesinlikle mükemmel. İlk bölümler daha tanıtmaya yönelik bir yerden sonra dizi gittikçe açılıyor ve karakterleri yanyana görmek çok güzel oluyor. İlk sezondan inanılmaz zevk aldım hatta 2.kez izliyorum o derece.

Adsız dedi ki...

arrow u beğenmemen mütiş, tekim sanıyordum.

Duygu Ataş dedi ki...

Keşke sonuna kadar izleyip öyle yazı yazsaymissin ben bayılarak izledim

Adsız dedi ki...

Pelin bu sonbahar ne giyelim ne giymeyelim önerilerini yazar mısın üniversiteli bacılarına?

zeynep altın dedi ki...

Pelin abla bu sene sonbahar için öneriler verir misin?

Adsız dedi ki...

Evet katılıyorum çok kötü dizi. Gossip girl'ün ve pretty littleın derinliği ve sanatsallığının yüzde biri yok sense8'te evet hı hı öyle.

Adsız dedi ki...

İzlemeyi becerememişsin.

Sirin dedi ki...

bence bu diziyi, 23 yaş altındakiler seviyor, zira dizi nerden tutsan elinde kalıyor

Adsız dedi ki...

Dizi harika. İkinci sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.

Adsız dedi ki...

Doctor Foster dizisini izlemediysen şiddetle öneririm. Beğeneceğine ve 5 bölümü benim gibi bir günde bitireceğine nedense çok eminim:) Sevgiler.

GÖKÇELİKLİ dedi ki...

Diziyi uzun zamandır duyuyordum Ulan başlasam mı acaba diye düşünürken bi ne yazmışlar bakayım dedim. Nasıl nefret ettiysen diziden etkiledin beni başlamıcam diziye :D hahahah inş güzel bi şey kaçırmıyorumdur. Başka izlemeyin dediğin ne var merak ettim doğrusu :)

Kadir Gültekin dedi ki...

Mükemmel bir diziye mükemmel igrençlikte bir önermeme yazısı olmuş

Miray Toprak dedi ki...

Böylesine güzel bi diziye denilecek şey mi bu Allah aşkına? Tamam bazı yerlerine ben de katılıyorum sana.. Mesela hikayenin yavaş akması gibi. Eğer sabırsız bir izleyiciysen bu yavaşlık seni sıkabilir anlıyorum ama bu diziye sinirlenmek için olayı hiç anlamaman gerekiyor sanırım.

Bu 8 kişinin ne özelliği var?

Onlar, homo sapiens yani insandan farklı olan ve tabiri caizse insanın bir üst modeli olan tür: homo sensorium. Birbirleri ile zihinsel olarak bağlantı kurabiliyorlar. Birbirlerinin düşündüklerini aralarında ne kadar mesafe olursa olsun anlıyorlar, birbirlerinin özelliklerine bağlantı kurduklarında sahip olabiliyorlar.

Nasıl aynı dili konuşuyorlar diye de bir düşüncen var. "SPOİLER!"Bu sanıyorum ki ileriki bölümlerde, yani izlemediğin bölümlerde kısa bir şekilde açıklanıyor. Will meslektaşından babasının ününü kullanarak birşey isteyeceği sırada Sun ile bağlantı kuruyorlar ve Will korece konuşuyor. Yani aslında bu sekiz kişinin sekizi de bildiği dili konuşuyor fakat izleyiciye bunu daha rahat benimsetebilmek için ingilizceyi tercih etmişler. Ne de olsa uluslararası dil, dünya dili...

Birbirleri arasındaki bağlantıyı bu zamana kadar neden fark etmediklerini soracak olursan bu konu hakkında net bir cevap veremem ama bir teorim var. "SPOİLER!" Şöyle ki Angel diye bir karakter var hani, bir de Whispers var. Whispers Angel'ı arıyor, Angel da daha fazla kaçamayacağını anlayıp bir nevi kümeyi korumak için kendini öldürüyor. Küme yani bu sekiz kişi Angel'ın ölümünü hissediyorlar, çeşitli geçmişten kesitler görüyorlar, yani anlayacağın Angel bu sekiz kişinin bağlantısı arasında bir katalizör görevi görüyor. Aslında bakacak olursan Angel bu sekiz kişi arasındaki tek ortak nokta.

Hani gözlerimden kanlar akana kadar sekiz bölüm bitirdim diyorsun ya, bence deme. Zira "sekiz" sayısı bu dizide büyük bir anlam içeriyor. Her şey sekiz sayısının etrafında dönüyor. Her küme de sekiz kişi olması, ortak doğum tarihlerinin olması ve bunun da aynı gün ayın sekizinde olması gibi. Dolayısıyla sekizinci bölümden sonra olaylar akıyor. Üstelik ne olursa olsun büyük bir emek var dizide. Sekiz kişinin de bulunduğu şehirlere gidilmiş, çekilmiş. Yani kolaya kaçıp set kurmamışlar. Güney Kore, Kenya, Hindistan, Almanya, Londra, Amerika, İspanya, (Bi de Riley'nin memleketi var da orada Riley fazla kalmıyor, Londraya geri dönüyor)...

Diziye başlamak isteyen varsa sabırlı olmalarını, dikkatli izleyip verilen mesajları anlamaya çalışmalarını ve homofobiklerse hiç başlamamalarını öneririm. Çünkü verdiği mesajlar ve yer yer dram sahneleri dizinin bilim kurgu tarafından ağır basıyor, dizinin yavaş ilerlemesi de bu yüzden. Dolayısıyla herkese göre bi dizi değil.

Anladığım kadarıyla üşenmedim anlattım, tabii bazı yerleri yanlış da anlamış olabilirim ama bu şekilde anladığım için açıkçası mutluyum çünkü verdiği mesajlarla bana birşeyler kattığını düşündüğüm bir dizi oldu.

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Muallaya Sor #15

Ben size ne dedim, artık her hafta "Muallaya Sor" yazıcam dedim. Buyrun söz böyle tutulur, istikrar reis olarak hayatıma devam ed...

En Popüler Yazılar