Gönderen / 22 Ekim 2014 Çarşamba / 23 Comments / , , , , , , , , ,

İstanbul Çor Week

Çor/Çorlamak: (argo) Çalmak, çırpmak, hacılamak...

Biliyorsunuz bir İstanbul Fashion Week'i daha geride bıraktık. Torun sahibi olacak yaştaki türk modeller, alakasız insanlarla dolu bir defile alanı, kavga, gürültü, ucube gibi giyinmiş tipler vs vs.. tartışacak çok şey var ama İlkbahar/Yaz 2015 koleksiyonlarının sunulduğu son fashion week'imiz aklımda tek bir şey ile kalacak: çor çor çor.

Giyinmek, süslenmek, fashion week falan beni artık fazlasıyla gerdiğinden ve her yıl aynı insanları, aynı tarzları, aynı saçmalıkları görmekten sıkıldığım için bu yıl sadece bir defileye gittim ama gördüklerimden sonra susamayacağıma karar verdim. Görmeyeyim, bana uzak olsun dedikçe tepenize çıkıyorlar. Hadi başkasının emeğine saygınız yok, bari kendinize olsun, bi ben napıyorum deseydiniz. Üzgünüm, madem siz utanmıyorsanız ben hiç kendimi tutmaya çalışmayacağım.



İlk olarak Raisa & Vanessa kardeşlerin Chanel'in 2009 Paris defilesinde gerçekleştirdiği "ahır" konseptini birebir uyarlamasıyla başlayalım. Grand Plais, 2009'un Ekim ayında bir ahıra çevrildi.(Süpermarket halini hatırlarınız) Samanlar, ahşaplar, Karl dede... Bizim kızlar ise gerçek bir "at ocağı"nda full botox ve makyajlı konuklarını ağırladılar yine saman balyaları üzerinde. Yani madem harcayacak fazla paranız var, Antrepo 3'e sümük atmıyorsunuz, bir kıratif direktör tutup daha önce yapılmamış bir şey yapsaydınız diyesi geliyor insanın. 


Bu görselde ise hangi karenin hangi tasarımcıya ait olduğunu bilerek yazmadım. Bu işleri hiç takip etmeyen birine gösterseniz aynı kişinin bir koleksiyonundan çeşitli görseller diye düşünebilirsiniz ama Maid in Love ve Jeremy Scott tarzlarının benzerliğini ne yazık ki görmemezlikten gelemiycem. Stil ve grafik benzerliği bir yana ruh olarak da "Ben bu Jeremy Scott'ın aynı kafadan gideyim, nasılsa yuttururum." mottosuyla yola çıkıldığı çok belli. Evet podyumda model amuda kaldırarak belki instagramcıların ilgisini çekebilirsiniz ama ben kül yut-mam! 


Ay gülmiyim, gülmiyim diyorum, tutamıyorum kendimi. Hadi yukardakiler "ESİNLENMİŞ" ama bi yerde de bunu bi şekilde kotarmışlardı, peki bunun nasıl bir açıklaması var? İlk defilesini gerçekleştiren Les Benjamins daha bi kaç ay önce gerçekleşen Givenchy şovundaki o tel örgüleri kopyalamaya çalışıp, Kabataş Erkek Lisesi'nin arka bahçesine döndürmüş podyumu. Nerde Givenchy, nerdeee bu iki metreye üç metre karaköyden alınma teller. Ay kümes gibi duruyo tövbe yarabbim kdsşikşfksd


Yine burda da isim vermemeyi tercih ettim. Hangilerinin Elie Saab, hangilerinin Özgür Masur tasarımı olduğunu siz tahmin edin. Bilen herkese benden çay! Bu arada tuvaletleri yakından gördüm, çok fazla işçilik, çok büyük emek var ama hem bir araba fiyatına elbise satıp, hem de bu kadar aynı kafa işlerden hiç hoşlanmıyorum. Bölüm başı 178 ailenin bir aylık maaşını alan dizi oyuncuları bayıla bayıla giyebilir belki bu tasarımları ama ben yine kül yut-mam! 

--

Tabi daha binlerce irili ufaklı "esinlenme" mevcut ama artık dermanım kalmadı. Moda da moda diye gezen ve ellerinde bunları söyleyebilecekleri mecrası olan tipler de iki bedava elbise üç indirim uğruna gıklarını çıkarmadılar ya, onlara da aferin. Aman neyse, alan razı satan razı bana ne oluyorsa. Körler sağırlar birbirini ağırlasınlar işte, sadece bunları artık yemediğimizi bilsinler o kadar.
Share This Post :
Tags : , , , , , , , , ,

23 yorum:

Zeynep Nazlıcan Karataş dedi ki...

en altta ki fotoğraf için konuşmak gerekirse;
üst soldan 2 ve 3.
alt soldan 2 ve 4. özgür masur mu?
Ne olur cevap ver gerçekten merak ettim :d

Adsız dedi ki...

yuhhhhh

kozmetikkarne dedi ki...

Türkiyede "modacı/tasarımcı" geçinen isimlerin tamamı neredeyse esinlenmeci zaten. Modayla ilgim eh işte, sadece elle, vogue dergilerinin amerika, ingiltere , fransa internet sayfalarına şöyle bir göz atıyorum o kafar. Bu bile bizimkilerin araklamacı zihniyetini görmeme yetiyor. Sevgilisinin parasıyla modacı olup rezil olanları yazmamışsın, gazetede gördüm yüreğim dayanmadı rezillik...

Adsız dedi ki...

ya tebrik ederim ya. biri de çıkıp demiyor ki aga bu nedir derken sen çıktın, bravo! gerçekten bravo! diğer bloggerların moda haftasına katılan/katılmayan markalar veya tasarımcıların ürünlerini giyip -ve hatta araya bi de kaför-makyöj sıkıştırıp- instagrama fotoğraf koymak suretiyle reklam almaktan başka bi şey yapmamasını da biz yutmuyoruz artık ya. resmen blog kirliliği var. babası/kocası zengin olan bi blog açıp zamanla tutuldukça da markalardan gelen şeylerle blog döndürüyolar. çok sıkıldık artık bunlardan. burası da hardcore bi moda blogu değil ama en azından samimi ya. go pelin! xoxoxo

Dilek Türk dedi ki...

Sadece modayla sınırlı kalmayalım, Türkiye'de yapılan çoğu iş aslında bir şeylerden "uyarlama". Çok basit sunumlardan tut, web site konseptlerine kadar. Moda da bunun bir parçası işte. Çünkü yeni bir şey üretmeyi, yaratmayı hiçbir zaman öğretmediler. Bu yüzden de kimse "ama bu şunun aynısı" diyemiyor kolay kolay. Üç beş kişi çıkıp dediğinde de pek sallanmıyor.

kavadora dedi ki...

aslansın aslan

Adsız dedi ki...

helal olsunnnnnnnnnnnnn

Adsız dedi ki...

"ne feşının var da week'ini yapıyosun aq?" demek istiyorum. günümüzün beklentilerini karşılayan bi tane olsun özgün tümüyle bizden çıkmış bir stil oluşturmayı geçtim paçoz da olsa kro da koksa bizim olan bir şeyi üretmeyi becerememiş adamlar çıkmış bi de week yapıp para döküp saçıyor.

-ohh içimi döktüm sayende. ağzına parmağına sağlık pelo.

Adsız dedi ki...

yorum yazan adsızlardan biri olarak konuyla alakasız ekleme yapmak istiyorum:

victoria & david beckham çiftini cool çiftlerde yazarak şansımızı denesek mi pelo, he? ayrılırlar belki. ocaklarına incir ağacı gibi dikilelim.

pleinair dedi ki...

oha bugune kadar ki en kral yazı bu oldu. gercekten kutluyorum. ulan yıllardır var bu ve gercekten kimse gormuyor mu dıyordum megerse kazın ayağı başkaymış ha. gecen sene de prada nın ss2013 çiçekli kurklu gibi montların aynısını çakmışlardı.
akademide de biraz yol almış birisi olarak yukardaki dilek adlı arkadaşa katılıyorum bu ulkenin bir an önce copy-rephrase-paste işinden vazgeçmesi lazım. sosyolojik olarak turk insanına işlemiş bazen tedavi edilemez bi gerçek oldugunu kabullenıp kenara mı cekılmek lazım acaba diye dusundurmuyor degıl.

Adsız dedi ki...

Ya ben de moda tasarım okuycam türkiyedekileri görünce vazgeçesim geliyo bu kadar da olmaz artık hiç mi hayal gücü yok bunların. Bildiğin çal-mış-lar! Ay bide bunlardan para kazanıyolar bi dünya bildiğimiz emek hırsızlığı bu

Adsız dedi ki...

Peloo alessandra nin tasarladigi alebyalessandra koleksiyonunu gordun mu efsane olmus

Adsız dedi ki...

Harika bir yazı olmuş.Şu Acun Ilıcalı nın metresinin defilesini de yazsan süper olur.Hangi gazeteyi açsak harika,harika.Neresi harika yanlarını kes biç,gotik makyajlı mankene giydir hoop modacısın.Blogda çok eleştirip herkesi o şekilde ünlü olup sosyeteyle kanka olunca artık korkusundan resim paylaşamayıp loveit tagine sığınanlara da kapak olsun bun yazın.

Sena Dursun dedi ki...

Dobra tavırlarını tebrik eder seni öperim

Sezen Ekim dedi ki...

Ay ben gelinlik tasarimcisiyim Elie Saab'lari çatır çatır ayiklarim 2,3,6 Ozgur Masur.Ayrica ağzına saglik supersin!

Adsız dedi ki...

Ben bir gazeteciyim ve sadece Özgür Masur ve Hakan Akkaya'yı bir nebze ayrı tutabildim. Bu ülke standartlarını aşabildiklerini düşündüğüm için. Elbette yerli tasarımcılardan bir Erdem performansı beklemek gerçekçi olmaz. Ama özetle söyleyebileceğim, her şey ama gördüğüm her şey berbattı. Ve ben de yazsam yayınlanmayacağı için yazmayarak kişisel protestomu yapabildim. Sana helal olsun

Adsız dedi ki...

helal olsun sana pelin şimdi çok düşman edinmişsindir ama birinin bunları söylemesi gerekiyordu tebrik ederim seni okumaya devam!!

Adsız dedi ki...

İstanbul fason week !

Adsız dedi ki...

Pelin, seni kutluyorum. Bu ortamların içinde bir insan olarak, ortamdan dışlanacağım diye çekinip, "ay harika bi fe(y)şın! week geçti gitti yine" yazıp methiyeler düzebilirdin. Ben en çok blog yazarlığını seviyorum senin çünkü gerçekten modadan anlıyorsun ve bloga ayrıntılı incelemeler yazarak emek veriyorsun. Evet, bahsettiğin modellerin de kopya olduğu çok açık. Ne yazık ki moda endüstrisinde telif hakkı diye bir şey olmadığından herkes her şeyi istediği gibi kopyalayabiliyor, ayakkabının üstüne keçeden 2 tane kuş böcek koyup "customized" adı altında yüzlerce hatta binlerce liraya satabiliyor. e alan olduğu sürece satarlar tabi. zengin adam zengine satıyor zaten, en büyük kör-sağır durumu o. tekrardan tebrik ederim. oyumu da verdim sana. başarılar.

zeynep aa dedi ki...

pelin seni nasıl tebrik etsem az! hele o sonda söylediklerinde nasıl haklısın. kimseler de gıkını çıkarmadı gerçekten ya!
çok güzel çok açık yazmışsın.
fashion week bizim neyimize...

gökçe dedi ki...

helal olsun gerçekten tüm bunları yazabildiğiniz için.
blogları vakti zamanında içten, doğru ve çarpıtılmamış içerik sundukları için sevmiştik, şimdi dediğiniz gibi bloggerlar bedava yaşamanın derdinde, kimden ne kadar çok kopartırlarsa ondan o kadar iyiymiş gibi bahsediyorlar.
zamanında sosyeteye ağır eleştirilerde bulunanlar, bugün onlarla kanka oldukları için tek bir eleştiri bile yazamıyorlar.
Ayrı şekilde hangi bloggera baksanız bir tasarımcıyı aşırı seviyor, aşırı beğeniyor tasarımlarını. Etiketini çıkartıp ürünü gösterseniz bu şu markanın çakması diyebilecek yetiye sahip olanlar bile göz yumuyor. Bu sebeplerden dolayı ilk yıllarında çok sevdiğim blogları bile okumayı bıraktım, ama siz okunmaya değersiniz.

Eda Sayin dedi ki...

Ahahhah 'çor week' on dk güldüm yeminle alemsin. Özgür Masur'a karşı bir toleransım var sanırım, tabii ki yakından görmedim ama kaliteli duruyo bir de iyi gidiyo tasarımları. Onun dışında sonuna kadar haklısın üç yıl mı oldu dört yıl mı oldu cılkı çıktı istanbul fashion week in aman tadında kalsaydı...

Adsız dedi ki...

yuh artık ya bu kadarını ben de beklemiyodum.Taklitçilikte çağ açmışlar resmen. O Özgür Masur un ki de taklit falan değil adam resmen kopyala yapıştır yapmış.Bravo Pelin valla cesaretin ibret olsun diğer bloggerlerin sahteciliğine.

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar