Gönderen / 8 Temmuz 2014 Salı / 23 Comments / , , , , , , , , , , , , , ,

Gittim Gördüm Gezdim / Barselona

Üşen üşen de bir yere kadar! Haziran ayının ilk haftasında çıktığım Barselona tatilini yaklaşık bi aydır ha bugün, ha yarın yazacağım derken anca şimdi kısmet oldu. Öyle gezi blogu gibi şu harika, bu muhteşem, şurayı kesin görün tarzı şeyler anlatamayacağım ne yazık ki. Kafam çok güzeldi ve hatırladığım kadarını anlatıcam. Zaten pek bi fotoğraf da çekememişim. İşte size anlatabileceğim kadarıyla Barselona tatilim ve izlenimlerim!



Öncelikle şunu söyleyeyim, "o muhteşem ispanyol erkekleri" hikaye. Yani tamam hepsi sırım gibi, esmer yağız yiğit kaslı maslı delikanlılar ama en az bizim Türk erkekleri kadar kırolar! O Javier Bardem mardem yalan, hepsi karizma yoksunu güzel oğlanlar sadece. Ve hala kapri giyiyorlar... Evet çoraplarını çeke çeke, en tipsizinden, en muhteşem vücutlusuna hepsi kapri giyiyor. O yüzden ispanyol erkeklerinden beklentiyle gitmeyin kızlar tatile. 


Bizim öncelikli hedefimiz Barselona'yı gezmek değil, Sonar 2014'e katılmaktı. Bütün kışı Sonar 2013'ün setlerini dinleyerek geçirip, line up açıklandığında da ne yapıp ne edip orada olmak istemiştim, oldum da. Biletleri online olarak alamadığımız için (kartlarımızın limiti yetmedi, fakir köpekler) gider gitmez Ticketmaster gişesinden biletlerimizi aldık. Online indirimli fiyatı 195 Euro iken, festivalden bi kaç gün almamıza rağmen gişe fiyatında değişiklik yoktu. Yani Sonar'a gitmek isteyip, önceden bilet almak için kasmanıza gerek yok. Gayet son an da bulunabiliyor. 


Veee Sonar! 8 günlük Barselona tatilinin 4 gününün kayıp olmasını sağlayan Sonar.. Massive Attack, Lykke Li, Woodkid, Boys Noize, Bonobo, Röyksopp & Robyn, Fourtet, Moderat, Gesaffelstein, Tiga gibi daha sayamayacağım binlerce muhteşem ismi üç gün içinde dinlememi sağladığı için yeri her zaman bambaşka olacak.. Ancak çok fazla isim sahne aldığı için kısa süren sahne performansları, kimseyi kaçırmamak için koştur koştur sahne dolaşmak, gece ve gündüz eventlerinin ayrı yerlerde olması, kafası iyi olunca çıldıran İspanyollar biraz can sıksa da hayatımın en unutulmaz deneyimlerinden biriydi. Ne yapıp ne edip bi Sonar Festival görün derim. Ben Barselona dozumu aldım, rabbim inşallah Cape Town, Botoga Sonar'larını görmeyi nasip eder.


Sonar bitince yorgunluk atmak ve detox amaçlı plaja attık kendimizi. İlk gün Castelldefels'e gittik. Deniz güzel, kumlar güzel, harika üstsüz erkeklerle dolu bir plaj. Barselona merkezden kalkan trenler ile yarım saatte ulaşılabiliyor. Bizim Ayvalık mayvalık gibi ufak bir sahil kasabası işte. İkinci gün ise Sitgez denilen biraz daha ilerideki bir kasabaya gittik. Genelde eşcinsel hoşgörüsüyle tanınan bir yermiş ve maşallah boylu poslu kaslı puslu gey arkadaşlarımızla göt göte güneşlendik. Mekanların kapılarında rengarenk gökkuşağı bayrakları asılı, herkes aşırı dost yanlısı. Şirinler köyü gibi bir yerdi benim için. Etrafta kadın görmek nerdeyse imkansıza yakın. Denizi ve kumu gerçekten inanılmaz. Halk plajı gibi yerlerden 5 yuroya şemsiye, 5 yuroya da şezlong kiralayabiliyorsunuz. 


Sitgez'de öyle bir yemek yedik kiiiii. Yolunuz düşerse mutlaka bu tatları denemenizi isterim. Midemde yer olsa hepsinden üçer beşer yiyecektim. Sitgez kasabasının içinde yer alan "Big Al's Burger Bar" hayatımda yediğim en güzel nachosu servis ediyor. Tabii ki hamburger ve patatesini anlatmaya kelimeler yetmez. Kız resmen evropanın göbeğinde amerikan rüyası.


Yeme içmeden konu açılmışken... Yurtdışında en çok aklımı oynattığım yerler süpermarketler. Hoş bizim memlekette de marketlere bi ilgim var ama yurtdışındaki marketlere bi başka bağımlıyım. Özellikle Barselona'nın marketlerinde kendinizi yitirmeniz mümkün. Herrrr şey o kadar ucuz, o kadar ucuz ki.. Koca koca paket baconlar sadece 99 sent, burada şişesine 90 lira verdiğimiz şampanyalar sadece 2.49 yuro. Evet iki yuro!! Heralde oralarda yaşam 3 ayda 150 kilo, 2.5 ayda da alkolik köpek olurdum. Yaa ben onların kenarları kesik tost ekmeklerini yerim yaaa. İspanyolların en en en en sevdiğim yanı marketleri oldu. O meyvelerin, sebzelerin ucuzluğu ve tazeliğini anlatmama gerek bile yoktur herhalde...


Instagram'da boy boy Barselona fotoğrafları paylaşınca, takipçilerimden birisi evimize yakın bir yerde tavuk restoranı önerdi. Foursquare'den bakıp çok yakın olduğunu ve yorumların övgü dolu olduğunu görünce gitmeye karar verdik. Aman allahım! Eğer yolunuz Sagrada Familia'ya düşerse (ki kesin düşer) mutlaka bu lokal tavukçuya da gidin derim. Nasıl okunuyor bilmiyorum ama "Els Pollos de Llull" diye yazılıyor. Harika bir piliç çevirme, muhteşem ev yapımı şaraplar, fırında patates, şirin ortamı ile Barselona'nın en sevdiğim yerlerinden oldu. O tavuğun tadı hala damağımda :(


Evimiz, evimiz diyip duruyorum da, kimin evi, ne evi diyebilirsiniz. Son bi kaç tatilimde otellerde kalmak yerine https://www.airbnb.com üzeriden tuttuğumuz evlerde kalıyoruz. Başlarda tam bi türk gibi asla güvenmiyodum ama hem maddi, hem lokal hissetmek, hem rahatlık açısından ev tutmak bütün tatilin modunu değiştiriyor. Çok son anda tutmamıza rağmen hem merkezi, hem ucuz, hem teraslı, hem efil efil bir ev bulduk. Airbnb'den ev bulma inceliklerini uzun uzun anlatmak isterdim ama biraz tecrübe ve deneyim işi bu. Araştırıp en uygun evi bulmak için biraz mesai harcamak gerekiyor hepsi bu. Tam sezon başlangıcı olmasına rağmen istediğimiz gibi bir yer bulacak kadar şanslıydık. Ama biraz önceden bir girişimle yok denecek kadar ucuz paralara, harika evlerde kalabilirsiniz Barselona'da. Otel motel kasmayın derim.


Fotoğrafları yazı için ayıkladıktan sonra farkettim ki, "gezdiğin gördüğün senin olsun, yediğin içtiğini anlat" tarzı bir yazı olmuş. Ulan ne yesem fotoğrafını çekmişim. O kadar harika sokaklardan, Gaudi eseri binaların önünden, parklardan, bahçelerden geçtik hiçbirini çekmemişim. Varsa yoksa kimonolarım ve yemekleri çekmişim. Neyse bol bol paella yedim, sangria içtim, baconsız tek bir öğün yemedim, çileklerden kavunlardan taç yaptım saçlarıma, su yerine cava diktim kafama. Ohhh sefam olsun.


Dur kız, tam bi blogger gibi bi kaç mekan önereceğim. Burası El Born'da yer alan bir cupcake dükkanı. Normalde cupcake sevmem ama sırf şekil olsun diye gittim yedim. Tadı da güzel, dükkan da sempatik, tatlı krizine falan girerseniz gidin yiyin. Metrodan Universidad durağında iniyorsunuz. Web sitesi de şu: http://www.cupcakesbarcelona.com/


Aaa bak burayı kesin görmeniz lazım. Holala İbiza gördüğüm en güzel vintage ürünlere sahip bir ikinci el mağazası. Fiyatlar hemen hemen yeni ürünlerle eş olsa da o kadar harika parçalar var ki, vintage düşkünüyseniz mutlaka gidin görün. İçerisi yine ölüm kokuyor gibi geldiği için çok bakınıp bi şey alamadım ama kategorizasyonu, ürünlerin sunum ve dizilişi ile on numara bir dükkandı. Aha da websitesi bu, adresi, çalışma saatleri, yol tarifi her bi şeyi burada: http://holala-ibiza.com/


Bol cavalı, ayılmalı bayılmalı, sonarlı, ispanyol oğlanlı 8 günlük maceram bu kadardı. Henüz körpecik bir gençkızken gördüğüm Barselona'yı arsız bir azman olarak yeniden görmek iyi geldi. Turist gibi kilise, müze, cami, kubbe gezmeden de şehri yaşamak sizin elinizde. Hadi anam ben pek bayılmadım ama en güzel ispanyol oğlanları siz yersiniz inşallah.

Bir sonraki tatil yazımda Berlin anılarımla sizlerle olacağım. Sizin de bu yazıyı okuyup orala gitmeye niyetlenenlere önereceğiniz yerler varsa ekleyin canlarım. Herkes nasiplensin.
Share This Post :
Tags : , , , , , , , , , , , , , ,

23 yorum:

Adsız dedi ki...

Hahah alemsin Pelo :D İspanyol erkeği, İtalyan erkeği, alayı en nihayetinde ataerkil toplum erkekleri :D Bak Türk erkeğine istediği kadar yakışıklı olsun mutlaka bi kroluk yapıyor/kokuyor. O bebeler de aynısı. Bence çare dediğin gibi Alman koca hatta mümkünse İngiliz koca.

Adsız dedi ki...

şu ev kiralamayla ilgili internet sitesini bizlere söylediğin için oturdum 10 dakika falan sana dua ettim. resmen dünyanın ennnn güzel şeyi yaaaa allah razı olsun senden pelin

Rana Demir dedi ki...

Harika kareler ♡ Barselona benim de görmek istediğim yerlerinden bir tanesi :)
Sevgiler

kozmetik karne dedi ki...

Seni sevmeyen ölsün pink! Barcelona'ya gidesim geldi.

Adsız dedi ki...

birlikte tatile çıktığın üç erkekten hangisi sevgilin? hiçbiri deme inanmam öyle tatil olmaz

Adsız dedi ki...

Senin yazdigin her yaziyi bayilarak okuyorum ama bence sen surekli gez surekli boyle yazilar yaz

Adsız dedi ki...

Oh yasiyosun valla pink. Biz hala evde pineklioz anasini satim :/

viva makyaj dedi ki...

Süper bir yazi olmus, cok samimi ve fotograflarda cok hos :)

Adsız dedi ki...

ailen erkeklerle tatile çıkmana bişey demiyomu pink onu merak ettim ben :)

Adsız dedi ki...

EVET BİZ PELOYLA ALMAN ERKEKLERİNİ SEVİYORUZ. HER ZAMAN Kİ GİBİ ÇARE ALMAN KOCADA

eliza bennet dedi ki...

Eline sağlık harika bir yazı olmuş. Barcelona hiç merak ettiğim bir yer olmamasına rağmen kalkıp gidesim geldi. Airbnb'yi ben de kullanım ve çok memnun kaldım. Tabi bir otel rahatlığı yok ama bütçe açısından çok çok çekici bir alternatif.

Ben de severim süpermarketlerde zaman geçirmeyi ve ilginç ürünlere bakmayı o yüzden yazının bu kısmını ayrıca bir beğendim.

Berlin yazısını hevesle bekliyorum.

Busra Gokirmak dedi ki...

Haziranın 15 inde ordaydım bende sadece sokaklarını gezmek ve ruhunu yaşamak bile yetiyor insana inanılmaz beğendim ve sevdim bu Akdeniz Katalan şehrini. :)

Adsız dedi ki...

şansa bak yaa ben arkadaşlarımla 2 saatliğine dışarı çıkmak için 10 saat annemin götünde dolaşıyorum innnşallahh büyüdüğümde senin gibi gidebilirim buralara

Adsız dedi ki...

şu almanya brezilya maçından sonra sonra uydum çare alman koca evet :D mümkünse çare alman futbolcu koca <3
bacon mu yedin? domuz etinden değil mi o?

Adsız dedi ki...

hani yurtdışından alışveriş siteleri öneriyosun ya hiç yurt dışına böyle hazır yiyecek çikolata kapalı yiyecekler falan yollayan bi site yokmu gümrükte yemek işi nasıl oluyo geçiyomu giysi falan değilde market alışverişi yapmak istiyorumm:D bu konuda bi yazı yazsan süper olur

Adsız dedi ki...

Domuz yiyomusun sen? Ha bi de bence barselona cok guzel bi şehir. Belki sen ayık olmadığından şehiri sarhoş göZlerle bakmışsındır. Ayrıca barselonadaki erkekler lokum gibi, alman erkeklerine on basar yani 😝

Adsız dedi ki...

Peliin çok da baskı yapıp sıkıştırmak istemem ama bu ayın sonunda berline gideceğim gitmeden yazıyı yazarsan çok memnun olurum senin gözünden şehri görmek istiyorum birde alışveriş yemek tarzı şeylerdeki önerini de merakla bekliyorum

Adsız dedi ki...

ryan goslingin baba olmasına dair yazı bekliyorum pelin :/ acımız büyük

Ulq Ulq dedi ki...

çok güzel yazmışın, gidesim geldi yani, o kadar

Adsız dedi ki...

barselona ve madird gibi şehirler dışarıdan çok göç alıyor. orada gördüğün tipler büyük ihtimalle bizim buradaki kıro tiplerdir. eğer valladolid'e gidersen gerçekten ispanyol erkeği takıntısının sebebini anlayabiliyorsun. ben hayatımda bu kadar çok yakııklı ve ağzı iyi laf yapan erkeği bir arada görmemiştim. gene de iskoç erkeğini değişmem.

Adsız dedi ki...

Turist gibi gezmedende sehri yasayabiliyormus. Gezme anlayisiniz buysa zaten sizi bi bara kapatsinlar kuzey kutbunda orayi da begenirsiniz. Yazik diyorum sadece ye ic yat ot gibisiniz sikilmiyormusunuz bu hayattan insanda bi entellektuel birikim edinme amaci olur ufkunuzu genisletme gibi bi amaciniz yok mu hic . her zaman cok gezen mi bilir cok okuyan mi sorusuna cok gezen demisimdir ama sizinkisi gezmek degil kesinlikle yazik la .

Adsız dedi ki...

oha amk hemen büyüyüp bende gitmeliyim çokkk güzel

nesne dedi ki...

ya, epey geçmiş üzerinden ama... hangi evde kaldığınız en azından kaydı duruyor mudur? bir öneri olarak dikkate alırdık. dediğiniz gibi, ciddi tarama yapıyoruz biz de her seferinde.

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar