Gönderen / 9 Ocak 2013 Çarşamba / 34 Comments / , , , , , , , , , , , , , ,

Çagımızın Sesi "Girls" Kızları ve Stilleri

Dizi izlemeyi ve bu dizilerdeki kıyafetleri yazmayı ne kadar sevdiğim artık ortada. Üç sene boyunca yazdığım "Gossip Girl Stili", yaz boyunca izleyip bayıldığım, her bir karakterini tek tek incelediğim "Pretty Little Liars Stili"nden sonra sıra yüzyıllardır yazmayı planladığım "Girls" kızlarında. Girls kızları dedikçe anlam bozukluğu oluyor farkındayım ama yapacak bi şey yok. Diziyi "Kızlar" olarak çevirmeden okuyun bu cümleyi ahaha. Bu yazıyı yazmayı dizinin 7. bölümünü falan izlerken karar vermiştim, dizi bitti, yaklaşık bi sene ara verdi, ben oturdum baştan izledim, bir kaç güne ikinci sezonu başlıyor anca toparlayabildim kafamdakileri.


27 yaşındaki Lena Dunham tarafından yaratılan, yazılan, yönetilen ve başrolü oynanan Girls Amerika'da ve dünyada fırtınalar estiriyor. Konu aslında çok basit, şehirde varolmaya çalışan dört genç kadının hikayesi. Uzaktan bakıldığında Sex And The City'nin genç versiyonu diyebiliriz. Ama izleyince hiç de öyle olmadığı, bu kızların içimizden biri, ya da bizim onlardan biri olduğumuzu görüyor insan. Karakterler Carrie Bradshaw gibi Manolo Blahnik hayranı değil, Manhattan'ın göbeğinde oturmuyorlar, hiçbirinin düzgün bir işi, ilişkisi yok, Brooklyn'de ev arkadaşlarıyla birlikte eski bir apartmanda oturup kirayı ödemekte zorlanıyorlar. Hannah, Carrie gibi Vogue'da yazmıyor, hiçbir yerde yazamıyor. Yazarak para kazanamadığı için, ailesinden de para istemeye yüzü olmadığı için garsonluk yapıyor. Terkediliyorlar, aşık oluyorlar, parasız kalıyorlar, aldatıyorlar, aldatılıyorlar... Onları bu kadar sevdiren bizim gibi olmaları, bizim onlar gibi olmamız.. İşte bu hastası olduğum, herkesin hastası olduğu "Girls" karakterlerini, olmayan stilerini biraz daha yakından anlatmak istiyorum.


Dizinin her şeyi olan Lena Dunham ile başlayalım... Üniversiteden iki sene önce mezun olmuş, hala stajyerlik yapan Hannah karakterini canlandırıyor. Hannah'yı böyle giyinik gördüğünüze bakmayın, dizinin yarısında manitasıyla birlikte çıplaklar. Bedeniyle barışık olması iyi güzel de, kadın bölümün yarısında çıplak, bazen içimi sıksa da bu kadar çıplaklık giyinik olduğu haller de pek başarılı değil. Diziyi sevdiren de bu sanırım. Kıyafetler ütüsüz, saçlar yapılır değil, kızlar sıfır beden değil, ünlü tasarımcıların son model elbiseleriyle salınmıyorlar. 


Hannah görüp görebileceğiniz en doğal dizi karakteri sanırım. Kızı izledikçe kendimi görüyorum. Banyoda yere yatacak kadar pislik, aynı şeylerle üç gün üst üste gezip "Banane yaa mükemmel sevgili istiyorum." diyecek kadar şuursuz, kendisini seven herkesi üzen (bunu haketmediğini düşündüğünden), tutkuyla bağlı olduğu erkek onu birazcık sevsin diye yapmadığı kalmayan, ilk sevgilisinin aslında gay olduğunu öğrenen, kendi ayakları üzerinde durması gerektiğinin farkında, ama yazı yazma tutkusundan da bir türlü vazgeçemeyen bir kız Hannah. Hannah dizide bir bölümde "Herhangi bir jenarasyonun sesi olmak istiyorum, bizimki ya da bir başkası farketmez..." diyor yazı yazarken. İşte Lena Dunham yarattığı karakterin ağzından bunları söylerken aslında hayalini de gerçekleştirmiş oluyor. Kendi neslinin sesi oluyor bu dizide. Yağlı saçlı, şişko Hannah hepimizin mutsuzluğunu bir bir yansıtıyor yarattığı dört karakterle.


Kızların içinde en sevdiğim herhalde JessaJemima Kirke tarafından canlandırılan Jessa, dört kız içinde en umarsız, en cool, en dünya sikine, minare götüne olanı. Senelerce dünyayı gezmiş, hamile kalıp kendi kürtajına geç kalmış, muhteşem İngiliz aksanıyla dertlerden dert beğenen kızların içinde hiçbir şeyi sallamamasıyla içlerinde sıyrılıyor. Jessa, Facebook kullanmıyor, küfür ediyor, eski sevgilisinin ona karşı koyamayacağını kanıtlamak için onunla yatıp adamı evden kovuyor veee en bombası iki fotoğraf altta! Jemima Kirke 1985 Londra doğumlu. Yani dizideki aksanı atmasyon değil. Dizideki Jessa ile Jemima Kirke arasında bağlantılar kurmak mümkün. Zira Jemima Kirke geçrek hayatta hamile kalıp 39023290 tane çıplak poz verdi koca göbeğini gere gere. 


Farkettiyseniz Jessa en cool karakter olmasına rağmen çöp gibi incecik bir kız değil. Göt göbek maşallah yerinde Jessa'da. Yine de içlerinde en tarz giyineni o gibi geliyor. O da pahalı markaların pahalı kıyafetlerini giymiyor diğer karakterler gibi. Buna rağmen kendine has tarzıyla dizi daha çok kişi tarafından keşfedildikçe yıldızı parlayacak bir karakter olacak bu Jessa.


Jessa her bölümde bir manyaklık yapıyor ama finalde yaptığı en bombasıydı kesinlikle. Barda tanıştığı, evinden küfürler ederek çıktığı adamla bir bölüm sonra evlendi! Bildiğin evlendi. Evlilik ve Jessa yanyana gelmeyen iki kelimeyken yine ondan beklenecek bir ani kararla bu kitipiyoz herifle evlendi. İkinci sezonda ayrılırlar gibi geliyor. Jessa'nın düğünü ve gelinliği de bombaydı. Krem rengi, kolları işlemeli mini bir elbise ve mavi yüksek topuklularla evlendi Jessa. Bir yanda Blair'in işlemelerle süslü Elie Saab gelinliği, bir yanda Jessa'nın keten elbisesi... Blair olamayacağımız çok açıkken Jessa mı olmalı yol yakınken?


Off en sıkıcı karakter Marnie'de sıra. Sex And The City'de de Miranda'ya gıcık olurdum, burada da Marnie en sıkıcı sahnelere imza atıyor. Allison Williams tarafından canlandırılan Marnie kızların içinde tek düzgün bir işe sahip olanı. Her şeyi planlı, programlı, sıkıcılığın kitabını yazıyor. Kendisine deliler gibi aşık sevgilisini bile sırf artık aşık olmadığı için terkediyor. Allison Williams'ın NBC kanalının ünlü spikerinin kızı olduğu için torpille bu rolü elde ettiği söylense de demek ki rolünü gayet güzel oynuyor ki Marnie'ye gıcık oluyoruz.


En mükemmel olan karakter bile kusurlarla dolu aslında. Güzeller güzeli bir kız olsa da giyimden kuşamdan anlamıyor, giyinip süslenip gittiği partide alay konusu oluyor eski moda kıyafeti ve saçıyla. İşte bu yüzden seviyorum bu diziyi. Her yerden bir kusur çıkıyor, kimsenin mükemmel olmadığını kanıtlıyor bu kızlar. 


Ve son olarak kızların içinde dizide en az görünen ama en tatlı karakterlerden olan Shoshanna'da sıra. Zosia Mamet tarafından canlandırılan bu karakter, içlerinde en karikatürize olan herhalde. Bakire olmasıyla kafayı bozmuş, kıyafetleri ve modayı seven, üniversite öğrecisi Shoshanna diğer üç kızın hepsine hayran. Jessa ile uzaktan kuzen olduğu için onunla takılma fırsatı buldukça kendinden geçiyor, onlardan biri olarak hissetmek istiyor sürekli. Düğüne giderken beyaz giydiği için ağlayan, bakire olduğu için sürekli utanan, kirasını ailesinin ödediği pembeli cicili bicili evinde tek başına yaşayan Shoshanna'yı seviyoruz.


Kızlar arasında en çok oyunculuk tecrübesi olan Zosia Mamet aslında. Mad Men'de ve bir kaç filmde, dizide sık sık rol almış. Yaşıt olduğumuzu öğrenince yine sinirim bozuldu. Millet neler yapıyor, bi de bana bak. Oturup onları konuşuyorum. Neyse Shoshanna'ya dönecek olursak sezon finalinde nihayet muradına ediyor ve bekaretinden kurtuluyor. İkinci sezonda ilk cinsel ilişki sonrası sendromlarını izleyeceğiz. Maddi açıcan en dertsiz o olsa da sürekli bi kendini kabul ettirme sorunu yaşayıp, içinde fırtınalar kopan bir karakter olarak o da bu dört sorunlu kızın içinde sorunlarıyla yerini alıyor.

--

İşte ilk sezonu itibariyle hastası olduğum Girls hakkındaki ve karakterinin stilleriyle ilgili söyleyeceklerim bu kadardı. Sonraki sezonlarda boka sarar da kendisinden nefret ettirir mi bilemiyorum ama bu haliyle çok sevdiğimi söylemeliyim. Dizinin ikinci sezonu 13 Ocak 2013 tarihinde başlayacak. O zamana kadar 10 bölümden oluşan ilk sezonu izlemenizi tavsiye ediyorum. Bakalım siz de benim kadar sevecek misiniz?

Amerika'yı kasıp kavuran bu diziyi zaten izlediyseniz sizin karakterler ve dizinin geneli hakkında söylemek istediklerinizi de merak ediyorum. Yok henüz izlemediyseniz bu yazıdan sonra başlamaya karar vermiş olabilir misiniz?

Son söz olarak bu anti-Sex And The City kızlarına bayıldığımı söylemek istiyorum! 
Share This Post :
Tags : , , , , , , , , , , , , , ,

34 yorum:

Zeynep dedi ki...

Revenge'i yazmalisin

Adsız dedi ki...

işte bu işte bu işte bu. bu mükemmel diziyi ancak sen anlatabilirdin harikasın.

Adsız dedi ki...

ultra zayıfım ve isteyerek değil istediğim herseyi cizebilmeme ragmen maalesef bu yetenegime hic ilgim yok keske hannah gibi ısrarcı olabilseydim kufur ediyorum millet gıcık oluyo hiç kız arkadasım 3 tane cocukluk arkadasım var onlarında aileleri erkekler diye artık buyudunuz bu kadar samimi olmayın falan diye sacmalıyolar işim yok haliyle her istediğimi alamıyorum diziyi senden duyup izlemeye basladım hatta 2 gun önce tweet attım 2 .sezon ne zaman diye sikleyip cevap vermedin yani konusucak dedikodu yapıcak alısverise cıkıcak cafelerde takılıcak kimsem yok kitap okuyorum butun dizileri izliyorum demem o ki bende bi girls karakteri olabilirdim keske beni tanısalardı .dd @hastakendisi

tan dedi ki...

ben daha önce izledim. ilk ben izledim yane

Adsız dedi ki...

benim içim kaldırmadı diziyi yaaa... sende okuyup izledim 2-3 bölüm; kızların çıplak halleri, hannahın sevgilisinin tipi, evlerinin pisliği... olmayanı görüp özenmek hatta evde bazen salak triplere girip, giyinip süslenip oturmak daha güzel bence! sex and the cityci, aşkı memnucuyum arkadaş :)))

Merve dedi ki...

Gossip Girl kızları daha güzel giyiniyor mu ne :)

Adsız dedi ki...

İlk bölümünü izlemiştim bundan 1-2 hafta önce.. Sonra izlemedim ama aklım hep bu dizi de kalmış meğer! Şimdi 1. sezonu izliyorum ve iyi ki tekrardan devam etme kararı almışım diyorum. Çok güzel bir dizi ve gerçekten bizi anlatıyor. Üstelik benim de favorim Jessa :)

Adsız dedi ki...

Anlatılan tek şeyin seks olduğu dizi.

Ezgii dedi ki...

Ah bir postuna da dizinin erkekleri konuk olmali! Gerci bi tek Adam konuk olsa yeter ;)

Adsız dedi ki...

diziyi yazın bir gün içinde izledim ve anlattıklarını okuyunca yeniden izleme isteği geldi içime. gossip girl gibi değil diyen arkdaşlar doğru diziyi izlediklerine eminler mi? dizinin amacı onlar gibi olmamak zaten. seks sahnelerinin gereksiz fazla olduğuna ben de katılıyorum hbo yapımı sonuçta kanalın her zamanki politikası.

Enda dedi ki...

böyle anlatıp anlatıp dere tepe düz, sonra hanım hanımcık comment istemiyor musun hannah gibim işte orada bitiyorum ben!
dizisi çoook beğeniyorum izledikçe kendimden bir şeyler buluyorum :)))
13 ocak müjdesi harika!!

xoxo,
Enda
http://detailsbyenda.blogspot.com/

Adsız dedi ki...

Pink GG 6x09?

Adsız dedi ki...

çoluk cocuk dizisine bayılıyorsn :)

zezee dedi ki...

bende diziyi senden duyup izlemistim ama cok fazla seks seks seksssss...bi sure sonra bayiyor bence!!!

Adsız dedi ki...

pelin gossip girl bittiğine göre bence kesinlikle bölüm bölüm pretty little liars kızlarının stillerini incelemelisin.

Adsız dedi ki...

Pink gg i hala yazmadiiiin

Adsız dedi ki...

seks seks seks diyenler bence diziyi anlamamışlar. klasik türk kızı işte

Adsız dedi ki...

parade's end i izlesene bir çok manyak kıyafetler var üstelik benedict cumerbatch oynuyor :D

Adsız dedi ki...

Harika bir yazı. Ben Marnie'yi seviyorum cünkü heyecanı kalmadı ilişkinin diye taş gibi çocugu bırakti sonra da mal mal acı çekti, gayet gerçekçi. Haftada bir youtube'dan açıp Booth Jonathan'lı sahnesini izliyorum, herkese tavsiye ederim. Allaaam Booth Jonathan hemen dönsün ve Marnie'nin agzı yüzü dağılsın.

Jessa,bakıcılığını yaptığı kadından sen kendine yazık eden zavallı bir çocuksun davranışı görünce evlendi, bi yerde kırılacak ya da böyle kafasının dikine dikine takılacak herhalde.

Ben Adam'ı seviyodum -duvarlı sahneden dolayı ama Hannah daha bi klas tiplerle cıkıcak diye duymustum, bilmiyorum dogru mu...

defne dedi ki...

e bu kadar okuduktan bilgi sahibi olduktan sonra izleyince ne zevki olur :)

Adsız dedi ki...

jessa ve aksanı diyorum <3<3<3<3

Adsız dedi ki...

Marnie bence hic sikici degil, tam tersi. Mükemmel degil ama diger kizlardan daha cok seye sahip ve bundan cok sikiliyor! Özellikle sevgilisinin bu kadar cok sevmesi karsisinda (üstelik eli yüzü düzgün yakisikli da cocuk) nasil boguldugunu cok iyi anlayabiliyorum.

İlk sezonun bence en güzel 2 sahnesi: Kizlarin evde 'Dancing On My Own'u bagirarak söyleyip dans etmesi ve Jessa'nin o adamla evlenip dügününde 'Pussy be Yankin'i caldirmasi... İste bu 2 anda 'İste benim dizim' demistim.

weba dedi ki...

Jessa süper de.
Keşke Lena Dunham kendi yazıp kendi oynamasaydı.
Oha yani bu kız bu role süper olmuş dedirtecek biri olsaydı daha sempatik gelirdi gözüme.
Kendini pazarlama, reklamını yapma derdindeymiş gibi bir imaj oluşturdu bende pinky.
Blogumda ben de diziyle ilgili ufak bir yazı yazmıştım.
:)

Elif Ayvaz dedi ki...

İzlemiştim bunu yazın. Pek sevdiğim söylenemez doğrusu.
Ama Pretty Little Liars'ın hastasıyım. :)

Adsız dedi ki...

Ben sevmedim bu diziyi. Ama sende hep amerikali dizileri ve sanatcilari ele aliyosun, bir de turkiyedekileri yazsan?

thecatwitharedhead dedi ki...

Sanırım bu akşam bir ucundan tutacağım bu dizinin.

Nora dedi ki...

Ben de bayılıyorum bu diziye Marnie konusunda sana ktılmıyorum :) Çok güzel ve hiç sıkıcı değil bence :)

Adsız dedi ki...

Pelin People Choice Award'ı yazar mısın ^^

Adsız dedi ki...

peoples choice awards'ı yazarsan nasıl mutlu oluruuum bilsen :))

PrettyWeird dedi ki...

Baya oldu 1. sezonu izleyeli sanırım bir gece'de bitirmiştim ama şimdi yazıyı okuyunca 2. sezon başlamadan tekrar izlemek geldi içimden ^.^

Gizem dedi ki...

Jessa ya bayılıyorum idolüm resmen.

Adsız dedi ki...

girls ile sex and the city'i kıyaslamak doğru değil. girls'de 20'li yaşların başındaki 4 kızın hikayesini izliyoruz. New York'ta tutunmaya çalışan, burada yaşamaya adapte olmaya çalışan, okullarını henüz bitirmiş ya da devam eden 4 kız... Sex and the city ise 30'lu yaşlarda, kariyerlerini sağlam temellere oturtmuş, paza kazanan, New York'u yaşayabilen 4 kadının hayatı söz konusu. Dolayısıyla Sex and the city kadınlarının New York'a yeni geldikleri ve burada bir kariyer ve hayat için çabaladıkları dönemi bilmiyoruz, onu da Girls'te büyük ölçüde izliyoruz.

Adsız dedi ki...

Keşke spoiler vereceğini yazsaydın başa!

Adsız dedi ki...

Pahali giyinmiyo demişsinde alexander mcqueen var ayağında kızın

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar