Gönderen / 30 Temmuz 2012 Pazartesi / 11 Comments / , , , ,

Gittim Gördüm Gezdim / Hipnotics Cable Park


Paris, Çeşme, Alaçatı darken bu yaz Temmuz ayının ortasına yaklaştığımızda son durağım Antalya oldu. Daha once hiç duymadığım, hiç bilmediğim bir aktiviteye evet dedim sırf yanımda sevdiklerim olacak diye.

Evet, bütün yaz saçının fönü bozulmasın, eyelinerı akmasın diye kokonalar gibi kafasını suya sokmayan biri olarak wakeboard yapmaya Hipnotics Cable Park’a gittim. Şaka yapıyorum aslında, saçımı suya sokmamamın nedeni kokonalık değil, yeni yaptırdığım dövmemdi. Siz siz olun tatil öncesi dövme yaptırmayın. Bir hafta su değmeme yasağı yüzünden ördek gibi kafayı suya sokmadan gezmek zorunda kalıyorsunuz.

Hipnoticsi anlatmaya başlamadan önce ilk kısa videomu sizlerle paylaşmak istiyorum. Sanem'in azmi ve isteğiyle wakeboard çabalarının kısa videosu işte huzurlarınızda...


Vee karşınızda Hipnotics Cable Park deneyimim!


Kısa bir uçak yolcuğuluğu, uçaktan sonra da 45 dakikalık da bir araba yolculuğu ile Hipnotics Cable Park’a varıyoruz. Toros dağlarının arasında, üç adet yapay golden oluşan tesis konaklama alanı, yemek alanı ile tam bir spor cenneti. Herkes işini biliyor da geliyor tabi, kimse bizim gibi turist değil. Wakeboard yapmaktan kolları, omuzları, yanakları bile kas dolu etraftaki herkesin. İçimizden bir tek Elif’in snowboard deneyimi var da yabancı değil bu spora. Sanem, Fatih ve ben suyun üzerinde cıpcıp oynayan çocuklar gibiyiz onların yanlarında.


Göllerde su sürekli tazeleniyor. Toros dağlarından gelen su direk göle veriliyor, akıntı sayesinde öbür uçtan çıkıyor su. Bir tanesi eğitim gölü. Burada wakeboard ile suya atlamayı, dönmeyi, ipleri tutmayı öğretiyor size özel hocalar. Hiçbirimiz bunu istemeyip yarı profesyonel olan ikinci golden başlıyoruz direk. Sanırsın senelerdir kayak yapıyoruz. İlk board dizlerini kırıp secde pozisyonunda oturarak kayılan en kolay board. Herkes tek tek çıkıyor, dönüşlere kadar her şey güzel, ip çekiyor, rüzgar yüzüne değe değe gidiyorsun. Dönmeye gelince iki dubanın arasından geçmek gerekiyor ve hiçbirimiz dubaların arasından geçemiyoruz. Elif hariç! Biz patır patır dökülürken Elif ilk turu tamamlıyor bile. Benim açımdan maceram bu kadar. Çünkü en kolay boardda, ilk dönüşü bile tamamlayamadan yapışıyorum suya. 


El kadar turist bebeler ayağa geçmeli, botlu, oturmalı, ayakkabısız her türlü boarda inip inip çıkıyorlar. Hele bir sıska Tony var ki, profesyoneller gölünde bile düşmüyor eşşek. Üçüncü göl bu spora gönül vermiş, gerçekten artistic hareketler yapanların gölü. Daha hızlı çekiyor, atlama parkurları var, kimse düşüp kalkmıyor, dolayısıyla sıra beklemek yok. Herkes vızır vızır kayıyor. Buranın kenarında suya çimip saatlerce suyun üzerinde kayanları izledim. Madem beceremedim, gözlerimi doyurayım dedim. Aslında beceremeyecek bir şey yok, ben arkadan gelen insanları group panic yaptığım için ilk dönüşlerde hep ipi bırakıverdim. Ehliyetimi ilk aldığımda arkadamdan tır geliyor diye arabayı saga çekip senelerce araba kullanmayan biri olarak bu mal davranışım şaşırtmadı beni.


Hipnotics Cable Park kocaman bir ev gibi aslında. Herkes birbirini tanıyor, akşam yemekleri dev gibi uzun masalarda onlarca kişi birlikte yeniyor. Herkes spor yaptığı bütün gün yorulduğu için üç öğün dana gibi yeniyor tabi. Ben kılımı kıpırtadmama ragmen niye o kadar abandım yemeğe bilmiyorum. Bungalowlara ulaşım bisikletle sağlanıyor. Yaklaşık 1.5 dakika süren bu bisiklet yolculuğu da olmasa Jabba gibi yayılıp kalacaktım minderlere herhalde. 

Hipnotics’in dostları da eksik değil tabi. Minik Neo o küçücük bedeniyle habire koşturup duruyor, kucağınıza atlıyor, sörf yapıyor, dondurma yiyor. Uyuşuk Beyaz ise habire sağınızdaki solunuzdaki minderlere yatıp onu sevmenizi istiyor. Evcil hayvanınız varsa hiç çekinmeden Hipnotics’e getirebilirsiniz. Hayvan dostu işletmelerden birisi de Hipnotics.


Türkiye’de varlığından bile haberdar olmadığım bu dev spor merkezini tanımaktan çok mutlu oldum. Biz duymamışız ama turistler baya seviyor burayı. Pek az Türk var içeride. Hatta yabancı aileler gelip 3 ay bile kalıyorlarmış. Çocuklarına da erken yaşta spor yapmayı aşılıyorlar. Tabii ki tek bir Türk çocuk göremedik içerde. Kaslı kaslı Türk abiler vardı genelde. Yapmayı öğrendin mi büyük bir tutukuyla bağlanıp asla vazgeçemediğin bir spormuş bu wakeboard, yapanların gözlerinde bunu gördüm. 

Eğer eller havaya tatillerden sıkıldıysanız, zaten bu işe gönül vermiş ve böyle bir tesis olduğunu bilmiyorsanız, ya da yepyeni bir macera yaşamak istiyorsanız Hipnotics Cable Park tam size göre. 


Kısa kısa detaylar ise:

- Bu sene bir kaç kez uçtuğum Atlas Jet’i favori havayolum olarak belirledim. Rötar yok, geniş koltuklar var, bol ikram var, bagaj kaybolması vs. yok, nursuz hostesler yok, fiyat şişirmek yok. Her şeyiyle dört dörtlüktü tüm uçuşlarım. Bi şişe sudan bile %500 kar etme hesabında olan paragöz havayolları yerine Atlas’la uçucam bundan sonra.

- Eğer kişisel aracınız yoksa Hipnotics Cable Park’ın özel aracı size havaalanından alıp, havaalanına tekrar bırakıyor. Taksiyle, shuttle’la uğraşmanıza gerek yok.

- Hipnotics’e giderken board götürmenize ya da özel kıyafet almanıza gerek yok. Hepsi orada karşılanıyor. Can yeleği, kask, sort, eldiven ne isterseniz veriyorlar. Tabi profesyonnelleştikten sonra herkes kendi boardıyla hava basıyor.

- Ojelerimizin kenarları çıktı da aseton bile buldular bize. Böyle de bebeğimler işte.


- Hipnotics’de karpuz yıkılıyo mu ne?

- İlk günün sonunda kas gevşeticiye ihtiyacınız olabiliyor, spor yapmaya alışkın değilseniz. Onu da istediğinizde veriyorlar gerçi. Bi pijamanızı giydirip yatağa yatırmadıkları kalıyor.

- Fotoğraf makinenizi unutsanız bile Hipnotics’in özel fotoğrafcısı bütün gün fotoğraflarınızı çekip hemen ertesi gün Facebook sayfasında yayınlıyor. Öyle düğünde çekilen fahiş fiyata satılan fotoğraflar gibi düşünmeyin. Eş dost arasında bunlar. Profesyonel çekilmiş birer anı olarak kalıyor. 

- Aklınıza gelen heeer türlü soru, bilgi almak, araştırmak, Hipnotics'i daha iyi tanımak için https://www.facebook.com/hipnotics adresini ziyaret edebilirsiniz. 

- Bizi harika bir şekilde ağırlayan Metin Bey, Barış, Özkan, Serra, ve diğer tüüüm Hipnotics ailesine kocaman teşekkürler :)

Sanem Hanımın düşmelerini bir kez daha izlemek isteyenler için yazının sonuna da ekleyeyim dedim hehe.

Share This Post :
Tags : , , , ,

11 yorum:

Penelope dedi ki...

ah ah tatil planlarını yaptıktan sonra bu yazıyı okumak feci oldu =(
ama seneye kesin ordayım!!

http://www.blogpenelope.com/

Adsız dedi ki...

kristen stewart robert pattinsonu aldatmış post yapar mısın?

Adsız dedi ki...

keşke fiyatlardan da haber verseydin pink :(

Grace Happy dedi ki...

bende bayılmıstım cok guzel brı yer

Adsız dedi ki...

fiyatları ögrensekde son bi kaçamak yapsak? :D

Adsız dedi ki...

kebapçılar bile fiyat yazmıyo internete gelmiş senin tatilini anlattığın yazıda fiyat soruyolar sana pelin allah kolaylık versin ne garip şu insanlar.

piggy dedi ki...

süpermiş!

http://www.piggypinkfashion.blogspot.com/

Adsız dedi ki...

Peliiiin ne dövmesi yaptırdın

Adsız dedi ki...

bu post undan sonra tatil planımızı değiştirdik :D fiyatları uygun geldi ama yeme-içme olayı nasıl ? sitesinde herhangi bir bilgi yok ve ücrete dahil değil gözüküyor.

Elvan Utkulu dedi ki...

En yukardaki tişörtler hangi kalemlerle yapılıyo acaba?

Adsız dedi ki...

Wakeboarddan kocaelide de var denemek isteyenler icin.

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar