Gönderen / 19 Temmuz 2012 Perşembe / 8 Comments / , , , , , ,

Gittim Gördüm Gezdim / Finlandia Vodka İle Geceyarısını Kesfet @ Sole Mare

Belki hatırlayan vardır, bundan tam bir sene önce Finlandia İle Gece Yarısı Güneşi etkinliğinde tanışmıştım Finlandia Vodka ile. Güneşin 3 ay boyunca batmadığı Helsinki'de ıssız bir adada 3 gün geçirmiştik. İkinci etkinliğimiz dünyanın en soğuk ülkesinden sonra, Türkiye'nin en sıcak zamanında, en sıcak bölgesi olan Çeşme Sole Mare Club'daydı.


Bu sene Çeşmeyi ikinci ev belledim valla. Son gidişimle adımımı atmadığım köşesi kalmadı diyebilirim. Aya Yorgi koyundaki tüm plajları detaylıca keşfedip fikir sahibi oldum. Lafı fazla uzatmadan bol fotoğraflı, bol dedikodulu, bol eğlenceli dakikaları paylaşmak istiyorum.


Görseller: Çağan Okuyan
Önce Sole Mare ile başlayalım. Sole Mare, Çeşme Aya Yorgi koyunun en büyük alana sahip plajı gibi geldi bana tüm bu gezmelerimden sonra. Hem plaj, hem çim alan, hem yemek alanı, hem bar alanıyla 2 binden fazla insan alıyor ve Cumartesi günü bu 2000 insan da oradaydı. Aya Yorgi koyundaki tüm plajlar gibi gece parti mekanı yapılan bir club haline geliyor.


Geçtiğimiz Cumartesi gününe kadar “happy hour” olgusu benim için iş çıkışı birer içki içmek üzere bi yerlerde takılmaktı. Üstelik %25 ucuz oluyordu daha ne? Ama tüm bu algım Finlandia Vodka’nın happy hour’unda değişti. Meğer burdaki happylik içkinin indirime girmesi değil, deli gibi eğlenmekten geliyormuş. Plajda saatlerce güneşlenen, çimlerde kitap okuyan o masum insanlar bir anda barın etrafında eğlenmeye başlıyorlar dj performansı eşliğinde.


Bu İzmir’in kızları da bi garip. Ne ara saçını kuruttun, ne ara makyaj yaptın, ne ara tüllü kokona elbiseni giydin bikini üzerine de ne ara barın tepesine çıkıp dans etmeye başladın? Hepsi bir anda başlıyor ve sıcağın, müziğin, serin kokteyllerin etkisiyle insanlar gece dev topuklularla geldikleri partilerden çok daha fazla eğleniyorlar.


Bu Happy hour’un en sevdiğim ve binlerce insanın en sevdiği yanı da, sprey Finlandia kokteylleri oldu. Geçtiğimiz yaz Finlandiya’da sek vodka haliyle tanışmış, kahvaltıda yumurtanın üzerine bile vodka sıkacak bir görgüsüzlükte kullanmıştık. Bu seferki sek değil, vanilyalı bir kokteyldi. Gönül isterdi ki, göbüşümüze sıkıp manitamıza tadına baktıralım ama anca dev bir kız grubu olarak birbirimizin ağzına yüzüne sıkıp şebeklik yaptık.  Plajdaki bir ablanın parfüm gibi üzerine sıkıp “Ay valla vanilya kokuyomuş çok güzel” diyp çantasına atması da günün olayıydı.


Şu abiyi o kalabalıkta göremememişim ama fotoğraflarda görünce hastası oldum. Senin vodka sıkışını yesinler. Slm cnm tanışalım mı? Nemli İstanbul gecelerinde kendimi serinletmek için hemen ben de üç şişe arakladım.


Happy Hour’a özel kokteyller, (çilekli frozen içerikli olan favorim), müzik, sprey, güneş, deniz derken gün yavaş yavaş bitiyor. Açık havada içmekten midir, denizen içinde içmekten midir, yoksa sadece ortamın verdiği coşkudan mıdır nedir insanlarda durdurulamayan bi neşe var. Herkes birbirine gülüyor, müzik dursa bile hala dans ediliyor, kimse normal değil bu happy hour’da! Hava yavaş yavaş kararmaya başladıkça insanlar parti için hazırlanmaya başlıyorlar yavaş yavaş.



Alaçatı Marina’da İtalyan yemekleri üzerine bir mutfağı olan Deli Deli de akşam yemeğimizi yiyoruz. Deniz ürünleri, Risotto’lar bilmemneler arasında gidip steak seçerek köylülüğümü elbette ki konuşturuyorum.


Saatler gece yarısını vurduğunda Sole Mare’de başlamış oluyor parti. Konsept tamamen ışık ve ışık oyunları üzerine kurulmuş. Finlandia Vodka ile geceyarısını ışıkla keşfediyoruz. Kapıda inanılmaz bir kuyruk var, insanlar içeriye girmek için birbiriyle yarışıyorlar. İçerisi daha da kalabalık. Kızlar gündüzden daha güzel, daha şık. Komplekse girdim, giricem. İzmir’in kızları güzel anladık da, bunlar seçilmiş midir nedir amk, Barbie bebek gibi gelmiş salınıyorlar. İstanbul’un Kezbanı ile tanışmadılar henüz!!


Sahilden onlarca metre yükseklikte dev bir balon var. İçinden ışıklar geçiyor, arkadan ay ışığı vuruyor… Ucuna tutunsam beni de götürür mü yükseklere acaba? Neyse, balona artık nasıl kem gözle baktıysam patlıyor… Neyse ki denizde hala Finlandia adası duruyor. Ona daha fazla nazar değdirmeden parti alanine yoklamaya başlıyorum.


Kızların favori kıyafeti dar, mini elbise. Dev topuklulular ve kusursuz bir makyaj. Stilini oturtmuş olan bir kaç şık hatun da yok değil. İspanyol paça beyaz pantalon giyenler, bronz tenine tulum giyenler benim favorilerim.


Elinde iPad’le iki tane afet geziyor. Finlandia Vodka şişesini görünce içinden ışıklar çıkan ve o an yıldızlarla süslü fotoğrafını çekip, Facebook hesabına gönderen bir application yapmışlar. Millet deli gibi poz veriyor, benim gözlerim iPad’I tutan kızın bacaklarında. Allahıma 10 metre bacak vardı kızda. Biraz daha bakarsam iPad çatlayıp kırılacak diye sahil tarafını yoklamaya indim tekrar.


Finlandia vodka’nın deli marka müdürü sayesinde, gecede ışık oyunları bi türlü bitmek bilmiyordu. Balondu, adaydı darken salladıkça Uzay Yolu’nda hissettiren ışıklı bir oyuncak tutuşturdular milletin eline. İnsanlar sanki senelerdir vatan hasreti çekermiş gibi bu oyuncaklao ynamaya başladılar. Kolye gibi takanlar, sütyeninin içine geçirenler, ayakkabısına sıkıştıranlar, saçına tutturanlarla karnaval havasındaydı tüm ortam.

Haftasonuna dair başka ufak detaylar verecek olursam:


-       Sole Mare en çok tercih edilen yerlerden biri olduğundan güzel bir yerde oturabilmek için sabah erken saatlerde gitmekte fayda var.

-       Havlunuz yoksa onu da veriyorlar, ama ben onun bunun pıtısına, totosuna değmiş havlu istemem derseniz kendi havlunuzu getirin derim.


-       İnsanlar en çok Türkçe müzik çaldığında eşlik edip eğleniyorlar. En çok coşulan şarkı Gülşen – Seyre Dursun Aşk ve Tarkan’dan Aşk Gitti Bizden. Demek Ozan Çolakoğlu ne yapacağını gayet iyi biliyor.

-       “You beloooongg in my bedroom” şarkısına sözlerini umursamadan eşlik edip dans eden hatunlar oldukça komikti. Türk kızının o nazı, o kaprisi Çeşme’de yok oluyor.


-       Ali Ağaoğlu ve kızı dj setinin hemen yanındaki locayı kapatmışlar, baba kız eğleniyorlardı. İtici bulurdum abiyi ama tatlılardı o gün.

-       Tümer Metin dövmeli ve adonisli vücuduyla, etrafındaki kimseyi umursamadan tavla oynayıp Lenny Kravitz gibi takılıyordu. Allah özenmiş de yaratmış


-       Sole Mare’deki bütün ama bütün kızlar süslü. Makyajsız hatun yok denecek kadar az. Happy Hour’a gelirken Paris Couture Haftası’nda podyuma çıkacak gibiydi bikini üstü elbiseleri.

-       Erkekler yakışıklı ama fazla egolu. Klasik İzmirli bebe göt kalkıklığı var. Uzun kollu gömleğiyle 550 derece sıcakta dans etmeye çalışıyor adam.


-       Kızlar şahane de, adonis yok denecek kadar azdı :((


Benim gözümden Finlandia Vodka ile Sole Mare partileri bu şekildeydi. Diğer fotoğraflara, koktely tariflerine, etkinlik tarihlerine Finlandia Vodka Resmi Facebook Sayfası’ndan nulaşabilirsiniz.
Bu kadar ballandıra ballandıra anlattım çünkü bu iki etkinlik de 24-25 Ağustos’da yine Sole Mare’de tekrar edilecek. Tatil planlarınızı, haftasonu kaçamaklarınızı ona göre planlayın, bi ay önceden söyledim bak. Görüşmek üzere ;)

Fotoğraflar: Tabii ki dandik telefonla çekmedim, hepsi parti fotoğraflarına bambaşka bi anlayış getiren Çağan Okuyan'ın yetenekli ellerinden çıkma.

Share This Post :
Tags : , , , , , ,

8 yorum:

chfashiontrend dedi ki...

çok güzel bir plaj...medyada da çok fazla yer aldığından belki de çok tercih ediliyor..umarım saçma bir yer haline gelmez ...sevgiler

Adsız dedi ki...

ömrüm senin hayatını kıskanmakla geçiyor

elzem dedi ki...

Adsiza katiliyorum.

ALIŞVERİŞ DANIŞMANI dedi ki...

Hayata benim baktığım yerden bakmanı seviyorum:) 550 derecede uzun kollu gömlek giyip (!), gömleğin kolunu katlamak ve totom kadar saatlerini gözümüze sokmak suretiyle kadeh kaldıran amcaları farkedenler, lütfen çoğalalım!

Ayrıca hayatım boyunca asla böyle bir partiye katılmak istediğimi sanmıyorum. Medeni hali bekar olanlar için uygun olabilir ama şu sıcakta her türlü uzvun birbirine geçtiği ve o Yaradan mucizesi bacaklarıyla biz minyon ve balık etli Türk kadınını ezikleyen hatunların ortada fink attığı yerler mümkünse benden uzak olsun. Ben Küçükkuyu halk plajında çiçekli basma donlu teyzelerin arasında yıldız olmayı yeğliyorum:)

seracan dedi ki...

Çok alakasız bir şey sormak istiyorum, nereden ulaşacağımı bulamadım blog'da. Sen kim ne giymiş, nereden almış, tasarımcısı kim bir güzel bizlere yazdığından şu linkde http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=58493&rid=2368 çağla şikel'in üzerindeki şahane bikininin olur da markasını biliyor olabilir misin? Çok teşekkürler hanım kızım.

elif yalçınkaya dedi ki...

yaa seni yerim ne güzel yazmışsın, izmirli kızları övmüşsün (: Ve muhteşem bir parti olmuş çok yanlış zamanda dönmüşüm çeşmeden..

http://elifinmesajivar.blogspot.com/

Aysin dedi ki...

Nereli olduğunu çok merak ediyorum.

vodka dedi ki...

ilginç bir deneyim olmuş :) güzel yazı için teşekkürler...

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar