Gönderen / 11 Şubat 2012 Cumartesi / 44 Comments / , ,

İstanbul Fashion Week 2012'nin Ardından....

Ben bu satırları yazarken İstanbul Fashion Week'in son günü tüm hızıyla devam ediyor. Kompleks, ego, ne oldum deliliği, kötü organizasyon, prenses gibi giyinen gayler, üç yaşındaki ergenlerin güneş gözlüğüyle en ön sıra kavgası yapması vs vs.. tüm saçmalıklara daha fazla katlanamadığımdan son günü es geçip evde göt yaymaya karar verdim. 

Katıldığım ikinci moda haftası olmasına rağmen, Paris Fashion Week'de katıldığım Arzu Kaprol defilesini de sayarsak üçüncü moda haftası olmasına rağmen sanırım moda haftalarından emekliye ayrıldım. Nedenini belki yazının devamında bulabilir ve bana hak verirsiniz.


Her Fashion Week'de olduğu gibi bu sene de bir davetiye isteme krizi vardı. Öyle ki pr şirketlerinin mali adresi yayınlandı en son, alın buradan isteyin bizi rahat bırakın dercesine. Ben bu yıl şanslıydım, istanbulfashionTV adına basın kartım, vip kartım, backstage girişim hazırdı. LCV yapmayıp pr şirketleriyle çadırın içinde kavga edenler, kapıda belki gireriz umuduyla bekleyenler hiç de az değildi. Facebook'dan aldığım "Fashion week bileti var mı fazla?" mesajını ise yorumsuz bırakıyorum. Anlayın artık organizasyonla ne kadar alakasız insanlar sırf laf olsun diye orada olmak istiyor.

Bu yazıda koleksiyon ve defile detayları yerine İstanbul Fashion Week 2012'nin genel ortamından bir kaç not aktaracağım. Onların meraklısı zaten yüksek çözünürlükte çekilmiş fotoğraflara an be an bakıp haberdar olmuştur. Ana sponsor Markafoni'nin hakkını yememek lazım bu konuda. Neredeyse canlı olarak tüm defile fotoğraflarını anında yükledi Markafoni Blog'a.



- Didem Soydan'ın olmadığı defile hemen hemen yoktu.

- Versace for H&M koleksiyonundan "Aman bunu nerde giyicem" diye alınan tüm kıyafetler giyilmişti.Versace for H&M'ini giydi mi arkadaşlar, tamam mıyız?

- Front row'da Louboutin'ler yarıştı. Sosyetik kokonaların hepsi Louboutin'lerini giyip kırmızı tabanları gösterme telaşındaydı. Neredeyse iki ayağını birden kaldıracak pozisyonda oturanı bile gördüm. Tamam ablacım anladık bastın parayı aldın, indir o ayakları.

- Sanırım kürk giymeyeni İFW çadırına almıyorlardı. Tüm kokonalar kendilerinin üç katı kürkleri giyip, bir dakika bile çıkarmadan gezdiler.

Buse Terim blogger kimliğiyle tüm defileleri en ön sıradan izleyip anlık olarak paylaştı tüm detayları. O kadar tatlı ve şıktı ki her defilede, üzerindeki kıskanç gözler beni gerdi.


- Vestiyer ve bekleme salonundaki mini barın ücretli olması saçmalığın son noktasıydı sanırım. Yüzbinlerce liraya organizasyona sponsor olan onlarca marka olmasına rağmen bi çay ve su ikramı bile yapılamamasının açıklamasını merak ediyorum. Hadi paralı yaptın, sanki boğazda bir restoranın fiyatlarını niye koyuyorsunuz? Kahvenin, çayın, suyun hesabını yapmış adamlar. Kimse günde 4 defileden, 4 gün boyunca her defasında vestiyere para vermek istemediğinden defile alanının yarısı sağa sola, yerlere konulan montlarla doluydu.

- Bu sene İFW'nin hakkını yemeyeyim, geçen seneye nazaran içeride gözlükle gezen çok az tip vardı. Sadece iki kişi gördüm güneş gözlüğüyle defile izleyen. Biri blogger, diğeri de yabancı bir mankendi. No comment.

- Meşhur Demet Akalın kahkahasını kanlı canlı duyma fırsatım oldu. Öyle bi "Ahahahah" patlattı ki, çadır inledi. Simay Bülbül defilesine geç kalsa da, Özlem Kaya defilesine 30 dakika önce gelip yerini alarak takdirimi kazandı. Diğer defilelere katılan tüm ünlülerin başlama saatinden en az 10 dakika geç salona girdiğini söylemem lazım.

- Bir pr şirketinden Paris'e Arzu Kaprol defilesine benim davet edilmemle ilgili gelen yorumları öğrenince dudağım uçukladı. "O değil de biz gitmeliydik" diyenlerin ismini öğrenemesem de bu fikirde olanları duymak şaşırttı. Demet Akalın'la dip dibe olunca "Çekemeyen anten taksın AHAHAH" kafasına ulaşmama ramak kaldı sanırım.

- Blogger dehşeti: Dehşet kelimesi az bile kalır bu tavıra sanırım. Vogue dergisinin editörleri için bile ikinci sırada yer ayrılırken bizim blogger tayfasının en ön sırada oturma sevdası yine damgasını vurdu Fashion Week'e. En son yapışık ikiz gibi sürekli birlikte olan bi tayfanın "BİZ BUGÜN HİÇ ÖNE OTURAMADIAAAAAAK" carlamasını duyduktan sonra bunun benim için son fashion week olacağını farkettim sanırım.


Boyner sponsorluğunda dağıtlan bez İstanbul Fashion Week yazan çantalar güzeldi. Tabii ilk gün dağıtıldı herkes üçer beşer aldığından bitti, bir daha gören olmadı. Herkes birbirine nereden buldun diye soruyordu.

- Tuvana Büyükçınar yeni doğum yaptığı için defile sonrası izleyenleri selamlamaya çıkamadı, onun yerine ekibi selamladı bizleri. Ayy so Dior styla 

- Haftanın skandalı Atıl Kutoğlu defilesinde ön sıranın da önüne plastik sandalyeler dizilip kaçak ön sıra çıkılmasıydı. Erkan Özerman ön sıraya sığışacağım diye Ceylan Çapa'yı resmen gözümüzün önünde ezdi. Ali Ağaoğlu ve kızı dayanamayıp kalktılar ve plastik sandalyelere geçtiler. Ali Ağaoğlu'na koşup "baba babacığımmmmm" diye bağırmamak için zor tuttum kendimi.

Deniz Berdan kadar içten, sempatik ve şık biri daha yoktu sanırım.


- Studiokaprol defilesinde iki yana kurulan tweetwall oldukça ilgi gördü. Defile anında atılan tweetler canlı canlı dev ekrana yansıdı. İFW ile sosyal medyayı birleştiren tek defile idi zaten Studio Kaprol defilesi. Kısa sürede de defile TT oldu. Bi ünlü yüzünden ya da bir skandal yüzünden değil başarısıyla bu kadar fazla konuşlan tek defileydi sanırım.

18:00'da başlaması gereken defileye 18:20'de gelip hala ön sıraya kıçını sokmaya çalışan tipler daha bin fırın ekmek yememizin göstergesiydi.

- Ön sevdası biter mi, bitmez tabi? Bi de "Fotoğraf çekmem lazım, o yüzden önde oturamalıyaam" tayfası vardı. Hayır madem bu kadar meraklısın fotoğraf çekip paylaşmaya, orada basın için kocaman alan ayrılmış, kur makineni, otur orada. Ama yok, ille front row'da oturup iphone ile zar zor iki fotoğraf çekip paylaşacaklar. Bu işi profesyonel olarak yapan onlarca basın mensubu varken, ön sevdasına fotoğraf çekeceğim bahanesi ile yapışanlar, sessiz sessiz güldürdü herkesi.

- Uzaktan gördüğüm kadarıyla: Eda Taşpınar fıstık gibi, Hakan Akkaya sürekli gülümsüyor, Keremcem çok şık, Bekir Aksoy defilelerle en ilgisiz, Burak Özçivit aşık, Meltem Cumbul dünyyyaaa tatlısı, Siren Ertan çok güzel, Haluk Akakçe gereksiz, Ali Ağaoğlu'nun kızı sempatik, Simay Bülbül'ün tek taşı ise göz alıcı.


- Odakule'deki çadır alanı yerine Akaretler'deki W Hotel'de yapılan defile ve gösterimlerden yeterli verim alınamadığını düşünüyorum. Tamam after party, şampanyalar, viskiler, kahkahalar süperdi de koleksiyon namına hiçbir şey göremedik W Hotel'in yapısı itibariyle. Niyazi Erdoğan kral dairesini kapatıp sunumunu orada gerçekleştirdi ama, işte o güzeldi.

- Kılık kıyafet konusu: Tamam fashion weekdeyiz, herkes ekstra özenip gelecek, kendince en şık kıyafetlerini giyecek ama, allah aşkına, düğüne mi, nişana mı, kınaya mı gittiği belli olmayan cepkenli kadınlar mı dersin, sandaletle gelenler mi dersin, dört gün boyunca devasa kürkünü üzerinden çıkarmayanlar mı dersin, yoksa annesinin dolabından giyinip gelen gayler mi dersin. Kimseyi küçümsüyorum sanılmasın, eşcinselliği bir cinsel tercih olarak değil, ekstrem bi yaşam standartı haline getirenlere bu lafım. Adamların suratında benden çok makyaj vardı.

- Makyaj demişken, bir kaç defileye izleyici olarak katılan Gül Gölge'nin yüzündeki makyaj 25 mankeni, 5 defile boyunca boyamaya yetecek kadar vardı herhalde.

- Bir defilede kucağında üç yaşında bir çocukla en önde oturan abiye ise diyecek bir şey bulamıyorum. Kim bilir hangi sosyetik zengin ya da kimin tanıdığıydı?


- Sürekli bahsettiğim kokonaların, garip tiplerin arkasından 54ı9509435043 tane kameranın olduğu ortamda şebeklik yapınca Burçin Yumuşak'ın kamerasına yakalanmışım işte heheh.

- İzlediğim bir kaç provada anladım ki Fashion Week'in en çok yorulanı Uğurkan Erez oldu. Hemen hemen tüm defilelerin koreografisini o yapıyordu ve sürekli yüksek sesle konuşmak zorundaydı. Gözleri kıpkırmızı olmuş, yorgunluktan bayılmak üzereydi son gördüğümde. Aynı şeyi defalarca Türk mankenlere türkçe, diğerlerine ingilizce anlatmak zor olsa gerek. Ve her iki saatte bir tekrarlanıyor bu döngü. Allah sabır versin.

- Gün gün, marka marka "Ne giydim" post yapmayı ben de isterdim ama indirimden, ordan burdan aldığım gayet sıradan şeyler giydim. Her fotoğraf çekebilir miyiz diyene de poz verdiğimden, orda burda çirkin fotoğraflarımı bulup, sözlüklerden birine koşarak "Iyyyy çirkinmiş" diyenlerden görürsünüz zaten giydiklerimi.


- Benim de taktığımı gördüğünüz artık adına ne deniyorsa şu kelepçe mi, tasma mı kolyeden herrrrrrrrkesin boynunda vardı. Takmayanı dövüyorlardı galiba.

Alışveriş Cini İstanbul Fashion Week'i "İstanbul Frontrow Wars" olarak tanımlayarak en yerinde göndermeyi yaptı sanırım. 4 gündür milletin ön sevdası bit-me-diiiii. 

- "İFW'ye katılmayan modacılar bu sene çalacak bir şey bulamadılar demek ki" diye bir dedikodu da dolanıyor ki aman diyeyim. Tasarımları çok da aşkla takip etmediğimden doğruluğu hakkında bi şey bilemiyorum, bu lafı söyletmek bile İFW olgusuna tamamen gölge düşürüyor. 


- Sürekli sürahi hanım gibi söylendiğim sanılmasın. Bu haftanın güzel yanları da vardı elbette. Bir sürü güzel eş dostla defile aralarında, sonralarında bol muhabbet, bol bol çay kahve dolu güzel saatler geçirdik. 

- Oben Budak'ın Studio Kaprol müzikleri, Koray Caner'in Prada fuları tatlandıran detaylardandı. 

- Bekleme salonu hava nedeniyle mi yoksa artık bundan sonra hep mi böyle olacak bilmiyorum ama geçen seneye nazaran oldukça genişlemişti. Dışarıda hiçbir konuk kalmadan, içeride ferah ferah, sıcak sıcak oturmak, defile saatini beklemek mümkündü. 

- Bu hafta sonrasında anladım ki, kim olduğun, ne iş yaptığın değil, kimleri tanıdığın önemli. Oturma düzeninden tut içeriye girilen kapıya kadar, kimi tanıyorsan ona göre muamele görüyorsun. Bir telefonla üçüncü sıradan en öne hoplayanlar, defileleri yarım saat geç başlatanlar, sen benim kim olduğumu biliyor musuncular, kısacası ego ego ego, kompleks, kompleks, kompleks dolu bir haftaydı. Bu kadar çok ne oldum delisi insanı görebileceğim başka bir ortamı kırk yıl arasam zor bulurum sanırım. 

Umarım bundan sonraki organizasyonlarda Fashion Week'in kimler için ve niye yapıldığı ayırt edilir de ona göre yapılır her şey. 4 gün sonunda kendimi fashion victim ilan ediyor, kendimi bir aylık bi kot bi tişört detoksuna sokuyorum.

Bu yazdıklarımdan sonra hala İFW'de olmak isteyenlere de akıl fikir diliyorum...

Not: Aslında daha söylenecek, yazacak tonlarca şey var ama negatiflikten beynim yoruldu. Güzel olan şeyleri yazamadım pek. Belki ikinci bir Fashion Week atağı yazısı yazabilirim, kim bilir?
Share This Post :
Tags : , ,

44 yorum:

Ömer ÇAKIR dedi ki...

markafoni blog 'dan davetiye kazandım ama gidemedim işler yüzünden. merakla samimi bir inceleme bekliyordum oda sonunda senden geldi.
teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Helal olsun! Kimseye yalakalık yapmadan sezarın hakkı sezara verilerek yazılmış bir yazı. Orada olmasam da en objektif gözden okudum olanları.

Jale Alem dedi ki...

vallahi cicim tez yuzunden gidemedigim icin cok uzuldum. ama yazını okuyunca hem icim rahatladı, hem de uzuldum. zira 2 sene oncesinden beri pek de bir şeyin degismedigini gormek hayal kırıklıgı..en azından ıst. icin..o donem ilk yazdigim IFW yazısını hatırlattı bana ve senle paylasmak istedim..
http://jaleninalemi.blogspot.com/2010/08/ifw-1-gun-gunseli-turkay-2011-ilkbahar.html

Pinkfreud dedi ki...

@Jale Alem: Demek değil 2, 12 yıl beklememiz gerekicek daha :))

Jale Alem dedi ki...

klise olucak ama tam da bunu karşılıyor zira; cok acı ama gerçek ! ne yazık ki öyle olucak gibi ...:)

FashionsLetter dedi ki...

düşüncelerime tercüman oldun! açıkça söylemek istiyorum ki yıllardır hiç gitmedim ifw ye. zaten hep burada değildim, burada olduğum geçen sene de son anda geri döndüm, bu sene ise bir arkadaşımdan rica ettim. garip bakışlar, saçma davranışlar. olay güzel aslında ama insanlar hep bunu bok eden. bö ortamında da ödülü alır almaz aynen gazlamıştım zaten, tamam ben de severim eğlenmeyi, yeni insanlar yeni ortamlar görmeyi ama yok benlik birşey değil.

Adsız dedi ki...

Bu yazını gerçekten çok beğendim Pelin. Twitterında Fashion Tv için gideceğini gördüğümde sürekli organizasyonu pohpohlayan bir yazı bekliyordum ama sen bütün gerçekleri teker teker yazmışsın, tebrik ederim :)

FashionsLetter dedi ki...

haa bu arada şükürler olsun bu sene +40 yaş mankenler yoktu. yoktu dimi?

Pinkfreud dedi ki...

@Fashionsletter, olmaz mı canım, Osmanlı'dan mankenler gelicekti az daha kassalar :)

ALIŞVERİŞ DANIŞMANI dedi ki...

Tekderdimnegiysem esra'nın postundan sonra en beğendiğim ikinci IFW yorumu. Ağzına sağlık:)

ruken dedi ki...

Tek kelimeyle müthiş bir özet yazı okudum.. bu kadar şeffaf ve tüm gerçekliğiyle anlatmana bayıldım.. hiç abartmadan olduğu gibi aktardığın ve IFW ye katılamayanların gözü kulağı olduğun için çok teşekkürler..

Adsız dedi ki...

o arkadan hareket yaptığın foto çok komik :)

Adsız dedi ki...

bu kadar cok gıtmek ıstedıgım bır seyın boyle gerceklestıgını gormek benı cok sasırttı. samımıyetıne hayranım.

Adsız dedi ki...

bende sana katılıyorumm ilk defa gittim ama çok kasıntıydı yani eve başım agrıyarak döndüm bi tane gay 2. sıraya oturucam diye kucağıma çıktı dandik tipler tasarımcıyım diye kendini tanıştırdı fazla süslü ablalarımızın üstten bakışı insanı kendinden bezdirdi ve Deniz Berdan gerçekten çok tatlıydı yorumların çok yerinde olmuş aklı olan merak eden 1 günden fazla gitmez yoruyo insanı resmen

Adsız dedi ki...

Ayy bide söylemeden edemiycem 2.günü gittiğimde bi kız vardı montunu sırtına atmış Keşanlı Ali gibi gezen diğer günlerde takip ettim her resimde montu omuzlarına yapışmış gibiydi :)

Adsız dedi ki...

http://27.media.tumblr.com/tumblr_lrtajljOAm1qearaqo1_500.jpg


Aklıma sen geldin.

Ayshe Rose dedi ki...

Son yazdigina katiliyorum. Organizasyon bozuklugu, tanidik olmazsa hicbir isinin olamamasi bu tip etkinliklere yakismiyor.
Elimde davetiyem, listede adim olmasina ragmen Atil Kutoglu defilesine ancak kapida olay yaratarak girebilmem, henuz kapilar "officially" acilmamis olmasina ragmen salonu full gormem ve kapilar acildiginda iceri girebilen insanlarin ayakta kalmalari veya girememelerini gordukten sonra inan ben de cok sogudum ve 2.gune istemeye istemeye gittim.
Ben daha evvel Paris Fashion Week'e de gittim. Orada dergi editoru de olsan, blogger da olsan ayni anda aciyorlar kapiyi, zaten herkesin nereye oturacagini hesaplamis adamlar tiktik kisa surede yerlestiriyorlar insanlari ve defile zamaninda basliyor.
Neyse insallah sonrasi FW icin daha iyi hazirlanir bizim ulkemiz de.

http://stylishtimes.blogspot.com/

Adsız dedi ki...

pinkycim indirimden ordan burdan aldıım sıradan şeyler giydim diosun, zaten sana neee prada'dan almadın mı pis fakir diyip tekme atcak halimiz yok. aksine senin kadar zevkli bi insanın yaptıı seçimleri kıyafetlerini aksesuarlarını, nerden ne kadara fln aldını merak edioruz çünküüüüüü hepimiz pinkfreuduz. şaka şaka yani hepimiz senin gibiyiz. bu nedenle şunu şurdan aldım şu kadardı fln dersen hepimiz çok seviniriz. hatta istemiosan yer fiyat falan da söyleme, azıcık ulaşılabilir şeyler görelim ufkumuz genişlesin. emin ol çok iyi olur çok da güzel iyi olur. xoxo anonym girl.

gasilhane dedi ki...

Ben istanbul'da fw olmasını bile anlamıyorum zaten. Kendi aralarında eğleniyolar.

Adsız dedi ki...

Markafoniden alınmış defile fotoğraflarını koyup yazılan sözde blog yazılarından sonra ilaç gibi geldi bu yazın pinkfreud teşekkür ederiz.

lulu's life dedi ki...

Milano'da 13'Yaz kumas fuarinda olacagim icin tum davetiyelerimi mucevher tasarimcisi olan kiz kardesime teslim etmistim.. O bile bir daha gitmem dedi ki.. ben zaten modanin gobeginde olmama ragmen bir kez bile katilmadim.. Soylediklerin, yazdiklarin o kadar dogru ki !! Bu ulkede hem tasarimcilar hemde izleyiciler cooook uzun yol almalilar.. Arzu Kaprol her zaman sozun disinda kalir.. her zaman.. :)

shoeshine* dedi ki...

paçoz hareket engellenemez!

nedicenbaşageldiçekicen dedi ki...

Benim içimden gelenleri bir bir dökmüşsün :) Kesinlikle dediklerinin her bir kelimesine katılıyorum. Sen yine 4 gün iyi dayanmışsın :) Ben sadece 2.gün ordaydım ve pes ettim hemen. Kürk konusunda kesinlikle altını çiziyorum ve katılıyorum :)

Adsız dedi ki...

Buse Terim'in blogunu takip ediyorum ve ben de gerçekten tatlı samimi, takipçilerine içten yardım etmek isteyen bir kız olduğunu düşünüyorum ama bir moda yazar adayı ya da blogger olarak her ne ise, 10 üzerinden en fazla 4 veririm. 'Ünlü çocuğu olunca laf etmeyelim ki kıskandı sanarlar/ünlü çocuğu olunca yaptıklarıma önyargılı bakılıyor başarı gözardı ediliyor' hapsine girmek istemiyorum çünkü. Kendi giyiminden kombinasyonları inceledim, birçok farklı parçayı uyum içinde taşıyabilecek gelişmiş bir göze sahip olmayan, 'mavi ayakkabı giyince mavi tişört giyeyim mavi de far süreyim' gibi lise kızı zevkine sahip. Ayrıca her postundaki yorumları, kırmızı halı olsun başka birşey olsun anneme inceletsek yapabileceği yorumlar. Moda eleştirmeni bakış açısından son derece uzak, sığ cümleler. Hele 'Buse'nin beğendikleri..' postları yok mu, netten ne kadar ilginç, değişik fotoğraf varsa (pullarla kaplı köfte dudak, absürd şekilde ve 30 cm yükseklikte topuğu olan bi ayakkabı vs..) toparlamış koymuş gibi.

Bunları bu kadar uzun niye yazdım? Moda bloglarını incelemeyi çok severim ve elindeki tüm imkanlara rağmen (ünlülere gardroplarını açtırabilecek bir soyisim, pahalı markalardan alışveriş yapabilecek maddi imkan, A.Özyılmazel'in köşesinde devamlı bahsedilmek, New York'da yaşamak..) ortaya son derece vasat bir iş çıkarıyorsan, buna 'iyisin hoşsun da, bildiğin başarısızsın arkadaşım kusura bakma' denmeli. Gereksiz yere parlatılan biri ünlü kızı diye eleştirilememe lüksüne sahip olmamalı, gerçekten başarılı bloglara haksızlık çünkü.

Pinkfreud dedi ki...

@Adsız, buse hakkında uzun uzun yazmışsın ama bunun yeri bu blog ya da bu post değildi bence :) beğenir ya da beğenmezsin, sadece istediklerini giyip istediği şeyleri paylaşıyor. Hepimiz onu yapıyoruz, blog zaten bunun için var, kişisel alanımız burası. Bence ünlü bir şahsın kızı olması artı değil, eksi onun için. Ne yapsa yaranamıyor, ne yapsa bizden on kat daha eleştiriliyor. Fashion Week'de tatlı tatlı otururken bile bin tane şey dendi kıza, neyse ben okumayı seviyorum, sen sevmiyor olabilirsin ne diyelim :)

Adsız dedi ki...

Pinky, böyle ailemizden biri gibisin artık bak valla.
Düşünüp de söyleyemediklerimizi yazıyorsun.
Sana hayrına zengin bi' koca bulmak lazım, kürksüz kalma, çok üzülüyoom :((( #prayforpinky

Adsız dedi ki...

buseterim'in bloğunda gördüm boydan fotoğrafını, çok bizden olmuşsun piiiink.

basakaldi dedi ki...

Ya siz onu bunu boşverin de gossip girl 5x14 postu noldu pelin hanım sen ondan haber ver bize önce :P :D valla meraktan öldük :D

maximilian dedi ki...

en son girişte bir tane kürklü oğlancık vardı.. kürkün üstünde annemin kolyelerinden.. bir tane de at gibi abla vardı ilk gün. sürekli gülerek porselenlerini gösteriyordu "bakııınn 100000$a pariste yaptırdım" diye..

Adsız dedi ki...

Söylediklerin gerçekten çok samimi... Ben de bir kaç kere Fashion Week ortamında bulundum. Bunlardan farklı pek birşey de göremedim.
Yazının sonunda da kim için,ne için yapılıyor demişsin... Evet kimler için bu defileler? Birbirlerine hava atmaya çalışan kokoşlar için mi?
Güzel sanatlarda tekstil okuyan bir öğrenci olarak, davetiye istek maillerime dönen bile neredeyse yok denecek kadar az... Tasarımcılarımız da sadece reklam peşinde mi yoksa? Ünlü isimler, tanıdık yüzler, magazin haberleri... :))

balgözlükız dedi ki...

acaip beğendim yazını,ve cok guldum okurken :)suana kadar davetiye gelen ama hic gitme hevesinde olan biri olmadım,bunları okuyunca cok seviniyorum :)cok samimi ve dogal yazmıssın tesekkurler :)

Serap dedi ki...

İFW den o kadar nefret ettim ki blogda bir giydirme postu yapmayı düşünüyordum. Fakat tüm hislerime tercüman olmuşsun :)

Ön sırada oturma sevdasını müzik kesilince koltuk kapma oyununa varya ona benzetiyorum. İFW: Müzikli sandalye kapma oyunu.

Moda ile uzaktan yakından alakası olmayan bir İFw daha bitti. Güzel olan tek şey bolca gülüp eğlendik :))

Pinkfreud dedi ki...

@Serap: Ahahah tam sandalye kapmacaydı ya, neyse ki basın odasındaki muhabbetimiz kalitesinden ödün vermedi!!! Ahaha.

Ahu dedi ki...

Eline saglik valla yazdigin herseye katiliyorum. Bu fashion week geyiginden gina geldi. Birgun insallah bir ny, london yada paris FW gibi bir profosyonellikte takipciler ve organizasyona kavusuruz :)

Sevgiler
Ahu

ahuatesel.com

neslie dedi ki...

Cok guzel yazmissin ve dogru durusut anlatmissin...Ben acikcasi Istanbul'da boyle bir aktivitenin yapilmasini anlamsiz bulmuyorum cunku Istanbul hizla gelisen ve her sektorde adini duyurmayi basarmis bir sehir..kendi moda haftasi olmali tabii ama boyle amatorce mi?hayir.. Her isin mokunu cikartabilme kabiliyetimizi de gozonune alirsak bence asil sorun bizde ve "gormemis"liligimizde. Simdi "ay yurtdisinda soyle boyle" geyiklerine girmeye gerek yok cunku herkes azbucuk biliyor islerin NY'de, Paris'te nasi dondugunu...Hem oralarinda kendine gore hala bircok problemi var, olucaktirda..Cunku sonucta moda kaprisli bir sektor, she's the ultimate bitch! Ama yinede zannetmiyorumku oralarda on sira onune plastik sandalyeler konup kacak kat cikiliyor ya da bloggerlar bagris cagris yer kavgasi yapiyor..Herkes haddinin ve orada neden bulundugunun gayet farkinda.. TR'de ise zenginlik, gosteris, abarti ve alaturkalik para yaptigindan boyle onemli bir zamanda da olay bir sirk halini aliyor, sacmaliyor..

Bana da Twitter'dan bayginlik geldi bu surecte, inan en az 5 kisiyi unfollow ettim, her saniye "aa bu elbise benim olsun, su gomlek senin" gibi sacma twitler gormekten gina geldi cunku!

TurquAzria dedi ki...

Hep merak ederdim o fashion weekler nasıl gecer diye. Ekrana yansıyan backstage görüntülerde görüldüğü gibi bile değilmiş meerse. Az çok tahmin ediyordum milletin bu ego olaylarını, kompleksleri yüzünden neler yaptıklarını ama böyle okuyunca bende az biraz şaşırdım. Çok dobra yazılmış, dosdogru bir yazı. Çok sevdim. Fashion weeklere gidenlere hiç ozenmedim bu ana kadar, ozenmeyede hiç neden yokmuş zaten (:

khaleesi style dedi ki...

Alisveriscini cok hakliydi,rezillikti ya:(

weba dedi ki...

Pelin yazına cidden bayıldım ya objektif bir İFW yazısı okudum da çok mutlu oldum !

fn_kn dedi ki...

"Ne giydim" post yapmayı ben de isterdim ama indirimden, ordan burdan aldığım gayet sıradan şeyler giydim. yazını en beğendiğim kısmıydı keşke diğer bloggerlarda bu kadar gerçekçi olabilseler :)

Lunapark Queen dedi ki...

Pinky çok güzel yazmışsn, bak burada da benim detaylı IFW izlenimlerim var :)

http://lunaparkqueen.blogspot.com/2012/02/ifw-2012-report-from-my-eyes.html

Adsız dedi ki...

En az bu yazi kdr dogru bir tespit olmus.tamamen katiliyorum yazdiklariniza.

amaç bükmen dedi ki...

organizasyon kusursuz değildi ama gördüğüm kadarıyla duyulan heyecanlar kusursuzdu.

http://delioluyorum.blogspot.com/

Adsız dedi ki...

kot gömleğin üzerine taktığın kelepçe zımbırtısından nerede bulabiliriz?

Pinkfreud dedi ki...

@Adsız: Ben Accessorize'dan aldım ama bir sürü markanın var o şekilde kolyesi :)

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar