Gönderen / 17 Şubat 2012 Cuma / 11 Comments / , , , , , , , , , ,

Gezmelere Doyamadım - 2


Geçtiğimiz gün çok güzel bir etkinlik için 6 blogger hatun toplandık. Özellikle tasarımcılara verdiği destekle takdir gören Trendyol.com ile birlikte çok güzel bir çekim gerçekleştirdik. Allahım ne zormuş modellik! Önce saçlarımız yapıldı, sonra makyajlar, derken sevgililer günü için özel olarak açılan "Kırmızının Tutkusu" butiği için modellik yaptık. Kırmızı kıyafetler arasından seçim yaptıktan sonra en zor şey olan poz vermeye geldi sıra. Ömrü hayatında bi tek vesikalık çektiren ben ne kadar zorlandım anlatamam. Model değil, bölükte hatıra fotoğrafı çektiren askerdim adeta. Allahtan fotoğrafçımız çok şirindi de azcık rahatladım.


Fotoğraflarımız yayınlandığında paylaşıcam burda yine, saç makyaj arasında telefonla anca bu kareleri yakalayabildim. Modelliğini yaptığımız "Kırmızının Tutkusu" butiğinin bir diğer özelliği de Trendyol ve Wella'nın işbirliği yaparak Paris tatili hediye etmesi. Ben de mi katılsam acaba, bizim kapıcıyı alır giderim artık, Paris'e gitcek kimsem yok :(( Paris seyehati kazanmanın detayları için buraya tıklayabilirsiniz. Ama acele edin, çok az bir süre kaldı yarışmanın bitmesine. Wella'nın yeni çıkardığı "ulaşılabilir fiyata profesyonel bakım" serisini de en kısa sürede deneyip yazacağım burada sonuçları. Benim gibi aslan yelesi saçlılar için en doğru ürünleri bulup kullanmak şart. Saçımın ne kadar kolay tarandığı görünce hemen denemeye karar verdim. "Üşengeçlik bizim işimiz! Since 1453" sloganıyla yaşayan biri olarak beni en az yoracak her şeyi denemeye hazırım!


Son haftalarda, daha gerçekleşmeden çok konuşulan bir parti vardı. Lacoste'un "We hate Valentine's Day" temalı, post sevgililer günü partisi. Partiden önce davetiyeler konuşuldu bi hafta. Aşk durumuna uygun "Already taken, lookin 4 luv, available, just wanna have fun" gibi rozetlerden biriyle partiye katılmamız istendi. LCV mail ile değil Twitter'dan mention ile yapıldı. Bence bunlar çok hoş ve önemli detaylar. Sosyal medyaya verilen önem bu tür hoşluklarla insanı mest ediyor. Parti'nin bir barda değil de İstiklal Caddesi'ndeki Lacoste L!VE mağazında yapılması ise bambaşka bir deneyimdi. Sevgililer gününü sevmiyoruz dedik, singles night out dedik, call me yazan postitlere numaralarını yazıp oraya buraya yapıştırdı insanlar. Bir umutsuzun yazdığı şarkı sözüne çok güldüm ahahah. Ayrıca gecenin sonunda Umut Eker'in para çıkarmak için elini cebine atmasıyla cebinden çıkan bir tomar dolusu call me post itini görünce gözlerim büyüdü. Yuh ulan, biz de eğleniyoruz geyik yapıyoruz derken millet ciddi ciddi numara dağıtıyormuş. Gerçi Umut'un cebine telefonun kendisi bırakılsa şaşırmam. Maaeeşallah.


Sosyal medya partisi olunca elini atsan tanıdığa çarpıyordu. Birisi parti ile ilgili "Acaba o geceden manita yapabilen oldu mu, bi tane bile tanımadık insan yoktu." demiş, o kadar çok güldüm ki. Gerçekten de öyleydi, birbirinden şahane insanlarla son ayların en keyifli vakitini geçirdik. İkramlara gelince, ibret alınasıydı! Garip gureba soslu kanepeler yerine, street style konseptine uygun, midye dolmalar, tavuklu pilavlar, kestaneler, mini dürümler ikram edildi. Ohh ilk kez bi partide doydum. Ve gecenin tebrik edilesi güzel ev sahibi Nilgün Bodur... Sevgimi nasıl anlatsam bilemiyorum, herkesin hayatında sahip olması gereken mükemmel bir arkadaş. Parti dışındaki harikalığını geçtim ama gece için o kadar emek harcadı, o kadar çok uğraştı ki. Davetiyeyle gönderilen tişörtlerin kesiminden, gecedeki herkesin eğlenip eğlenmediğiyle tek tek ilgilendi. Bütün dostları bir araya getirdiği, unutulmaz bi gece geçirmemizi sağladığı için en büyük tebriği o hakediyor.

Telefonumda kalan ufak mekan detayları bunlar da. "Bye ex, hi next!" evin salonuna da asılası değil mi? 


Son günlerin en eğlenceli etkinliklerinden biri de Marks &Spencer sponsorluğunda gerçekleşen Mia ve Cindrella'nın pijama partisiydi. Bütün blogger hatunların Swiss Hotel suitine toplandığını, pijamalarıyla parti yaptıklarını düşünün! Özel kokteyller, şefin elinden çıkma yemekler, manikürler, kremler ve bolca eğlence! Kızların pek bayıldığı Fransız şefe o kadar da dibim düşmediğini söylemem lazım. Zaten kendim kömür karasıyım, esmer adamı ne yapayım? Bana oradan 1.5 porsiyon acısız Kıvanç Tatlıtuğ getirebilir misiniz pls?


Kız kıza pijama partisi diyince akla böyle seksi seksi yastık savaşları vs. geliyorsa çok yanılıyorsunuz. En son banyoda göbeklerimizi açmış "Asıl sen benim yanlarıma bak davul oldum." diye kilo savaştırıyorduk. Erkeksiz ama oldukça eğlenceli bir geceydi. Duyduğuma göre erkek bloggerlar da toplaşıp mangal partisi verecekmiş. Hodri meydan!


Bir diğer etkinlik de Wrangler'ın yeni sezon lansmanıydı. Koleksiyon harikaydı da, boşboğaz olarak ben en çok ikramlara takıldım. Allahım o nasıl bir masa donatmaktır. Ye ye doymadım resmen. Üç beden irileştim sanırım o gün. Wrangler ekibinden yeni sezona ve "jean"e dair bir sürü şey öğrendim. Mesela çook eskiden, jeanlerin ilk çıktığı dönemde kesim tezgahları tek tip ve dar olduğundan dikiş kısımlarında renk tonu tutturmak için metrelerce kumaş harcanırmış. Her markanın üretildiği fabrika farklı olduğundan ürünlere şimdiki gibi kafam kadar etiket basılması yerine paça kısmındaki dikişlerde kullanılan iplik rengi değişirmiş bi tek. Her markanın üretildiği fabrikanın rengi ayrıymış ve giyilen markanın ne olduğu o ufacık renkten belli olurmuş. Nereden nereye hey yavrum...


Bu hafta en eğlenemediğim etkinlik Adidas Originals'ın !f İstanbul'a sponsor olması nedeniyle yapılan açılış partisiydi. Belki de Lacoste partisinden çıkıp gittiğimiz için ortam sönük geldi, belki 360'ın bi türlü coşup eğlenmeyen kitlesi yüzünden, belki de !f'in izleyici kitlesinin parti insanı olmamasıydı sebep, bilmiyorum ama yapılan Adidas Originals partilerinin en sönüğüydü.

Aslında şunu yaptım, bnu yaptım, oraya gittim buraya gittim yazarken biraz utanıyorum ne yalan söyleyeyim. Zaten genel olarak kişileri değil olayları ve ortamları anlatıp beni okuyan siz güzel kızları (bi kaç da erkek vardır heralde) sıkmamaya çalışıyorum. Yoksa çaçaron mahalle karısı gibi oraya gittim, ondan sonra Muzaffer mesaj attı sonra kızlar toplandık vs vs sikko hayat detayları yazmak hayatta yapabileceğim bi şey değil. Şehirde neler olup bitiyor, neler öğreniyorum, neler görüyorum bunları yazıp bu blogu okuyanlara hoş dakikalar geçirtmek, nerede ne yapmalı, nerelerden uzak durmalı biraz ipucu vermek amacım :)

Hep kıyafetleri konuşuyoruz, bazen de bu kıyafetleri nerede ve ne zaman, hangi ortamlarda giyebileceğimizi anlatmak lazım bazen de ;)
Share This Post :
Tags : , , , , , , , , , ,

11 yorum:

Adsız dedi ki...

diğer 5 blogger kim?

Adsız dedi ki...

ne çok gezmişsin bi haftada ben okurken yoruldum

Adsız dedi ki...

vakit bulursan bi ara da gossip girl postunu yazarsın artık.tabi yazmaktan vazgeçmediysen :(

Pinkfreud dedi ki...

@Adsız, diğer blogger arkadaşlarım: Deniz Eslek, Aychulus, Fashionpride, Serapla Moda, Cindrella. :)

@Öbür adsız: Gossip girl'ü izleyemedim bile daha :( Yazmaktan vazgeçmedim tabii ki de :)

Adsız dedi ki...

o güzelli kot ceketli çocuk nasıl da alıp evde beslemelik, canına yandığım :(
şaka bir yana kırmızılı fotoğrafları heyecanla bekliyoruz.

Duygu Senyurek dedi ki...

Super eglenmissiniz ne guzel:)
Ben de beklerim bloguma
Sevgiler
Duygu

Fiskos Arası dedi ki...

Kırmızının Tutkusu'nu acayip merak ettim.
Renkler şahane görünüyor!

weba dedi ki...

Pinky gezmelere doyamadım yazın pek güzel ama insan kıskanmıyor değil yahu.
:)
Bi dahakine bizi de götür.
:)

Koray Caner dedi ki...

Ne güzel sarılmışız biz.

Mihih

Serap dedi ki...

En çok mix postları seviyorum sanırım :)Lacoste parti hatırlamak bile istemiyorum. Ağzımla içseydim keşke :D

rahat yazar dedi ki...

çok eğlenceliydi oradan oraya gezmiş kadar olduk:)

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar