Gönderen / 17 Eylül 2011 Cumartesi / 11 Comments / , , , , , , ,

Vogue Fashion's Night Out 2011'in Ardından

Geçen sene ülkemizde ilki düzenlenen Fashion's Night Out etkinliğinin bu sene ikincisi düzenlendi. Aslında o gece neler yaptık, neler ettik yazmadan önce Fashion's Night Out'u anlatmak lazım biraz sanırım. Okuduğum yorumlara göre kimse bu etkinliğin sebebini bilmiyor ya da anlamak istemiyor. 


Amerika'da yaşanan ekonomik krizin ardından, moda sektörünü hareketlendirmek adına ilki 2009 yılında Anna Wintour'un önderliğinde gerçekleşen bu "Alışveriş Festivali" ilk senesinde 9, ikinci senesinde ise 16 şehirde kutlandı. O geceye özel indirimler, mağazalarda çeşitli etkinlikler gibi şeylerle alışveriş sektörünü biraz daha canlandırmak adına yapılan bir gece işte. Bizim Türk kafası bunu "En moda kıyafetlerimizi giyip İstinye Park'da dolaşıyoruz." olarak anlamasına şaşırdım desem yalan olur. Bizimkilerden beklenen bir davranıştı.


Biliyorsunuz FNO gecesi ben İstinye Park Divarese mağazasındaydım. Buluşma saatimizden önce erkenden İstinye Park'a gidip biraz ortamı yoklayayım dedim. Saat 7 sularında çektiğim bu fotoğrafta gördüğünüz anlamsız kalabalık maske almak için yığılmış bir standın önüne. Hayır bedava desen değil, neyin ısrarı bu anlayamadan FNO tişörtü aramak üzere dolaşmaya başladım.


Bu sene Zeynep Tosun tarafından tasarlanan tişörtler, geçen senekine göre daha giyilebilir olmuştu. Mango'yu gözüme kestirip FNO tişörtü sorduğumda tezgahtar kız "Aaaaaaa öyle bi şey mi varmış, hiç haberimiz yok valla." diye züccaciyedeki filmişim gibi davranmasından sonra Zara'ya girdiğimde ise tişörtlerin neyle kombinleyebileceğimiz örnekleriyle en öne dizilmiş olduklarını gördüm. Fark işte. Bedeni kalmadığından bana oldukça büyük gelen bir tanesini alıp kenarını köşesini kıvırarak da olsa giydim. İçimdeki FNO aşkı bambaşka!


Fashion's Night Out etkinliğinin en çok dikkat çeken ve ilgi gören olaylarından bir tanesi de, Vogue.com'da yayınlanmak üzere çekilen "FNO'da Ne Giydim?" fotoğrafı standıydı. Erken saatlerde gece boyunca önü hiç boş kalmayacak alanı görüntüledim. O gece kim ne giymiş bakmak isteyenler http://www.vogue.com.tr/FNO-2011-Neler-Giydik.aspx adresine tıklayabilirler. Oldukça şık hanımların yanı sıra, korkunç rüküşlükte kızlar da var maalesef :(


Divarese mağazasına girdiğimde ise Paris Hilton, The Shoe Collection karşıladı beni. Ve deve gibi bir boyum olduğuna bir kez daha lanet ettim. Her bir parçası insanın içindeki Paris'i ortaya çıkaracak cinsten ayakkabılar tasarlamış Paris, Divarese için.


Leopar desenli pumplar, alev kırmızısı topuklular, siyah saten ayakkabılar... Hepsinde aklım kaldı ama sanırım "Kim ne derse desin ulaaaan" diye bağırıp bu topuklulardan birini ayağıma geçireceğim. Paris Hilton serisi  "Sabaha kadar party yapsan, dans etsen de ayağında ayakkabı yokmuş gibi hissettiren ayakkabılar." olarak anılıyormuş. Bunu duyunca iyice bi kanım bitlendi. Leopar desenlileri gözüme kestirdim bile. 


Veee kısa bir süre sonra Divarese mağazasına beni takip edenler gelmeye başladı. Rastgele bir kaç kişiyle karşılaşma dışında, ilk kez beni okuyan, yazdıklarımı beğenen, beni takip eden kişilerle tanıştım. Bol bol kitap imzaladım. Bu duyguyu nasıl anlatsam diye düşünüyorum ama anlatamıyorum. O kadar mutlu oldum, o kadar sevindim ki onlarla konuştukça, neler hissettiğimi anlatmakta zorlanıyorum. Bu duygu ne 15 tekila, ne bir Chanel çantayla yaşanabilir. Hepsi o kadar genç, o kadar pırıl pırıl, o kadar tatlıydılar ki, sevinç ve heyecandan neler konuştuk çoğunu hatırlayamıyorum bile.


Sanırım mutluluktan fazlaca sarhoş olduğumdan bir süre sonra gelenlerin fotoğrafını çekmeyi unuttum. Fotoğrafını çekemediğim biiiiiir sürü kişi umarım beni affeder, çok üzgünüm kızlar :( Kızlar dediğime bakmayın, yakışıklı yakışıklı beyler de ziyaretime gelmedi değil. 


Koray Caner de o gece #koraycanerbymarcjacobs kapsamında Marc by Marc Jacobs mağazasındaydı. Eli boş durmamış fıstık gibi modelleri getirmişti etkinliğe. Hemen "Koray and his angels" isimli bir çalışma yapıverdim bile. Daha sonra yanlarına uğrayamadım ama duyduğuma göre, biz kız kıza dedikodu yaparken onların mağazasında epey olay olmuş :P


O gece mağazada devasa standı olan Oh Lola!'ya seslenmek istiyorum Koray'a özenip. "Sevgili Oh Lola!, inanılmaz güzel kokuyorsun, seni boynumda, ince bileklerimde ve vücudumun bir çok noktasında taşımak istiyorum, AMA O KAPAK NE?? Biz kadınlar bavul gibi çantalarla gezsek de zaman zaman ufak çantalar da kullanıyoruz ve sen çantamıza sığmadığında çok üzülüyor, gizli gizli ağlıyoruz. Bir de çanta boyun çıksa hoş olmaz mı? Ne dersin Marc?"


D&G bile geceye özel indirim yapmış. 18.000 Euro'luk pantolon 17.000'e düşmüş inanabiliyor musunuz? Hemen üç beş tane aldığım gibi çıkıp kıçımı 100'lük dolarlara sildim şuh kahkahalar eşliğinde.


Bir ara tuvalet bulmak için dolanırken kendimi çalan müziğe kaptırarak girdiğim Adidas mağazasında Oben Budak çıkmasın mı karşıma? Alt katı olduğu gibi inletiyordu kendisi yine müzikleriyle. 3-5 dakika dans edip, Adidas'ın mavi kokteyllerinden 3-5 shot yaptıktan sonrasını hatırlamıyorum. Şaka şaka hatırlıyorum.


Alex'i unutmak nasıl mümkün olur ki? Uzun boyluluktan tek kareye sığmayan yakışıklı Alex olarak bahsedeceğim bundan sonra kendisinden. "Uğruna ne deri şortlar eskittim Alex, ailecek hastanız" isimli şiirimden sonra zor da olsa başka konuya geçiyorum...


Gucci'nin, Dior'un, Chanel'in arasında Kezban Paris'te gibi dolanırken birden tanıdık bir simayla karşılaştım. Bizim Finlandia Vodka tüm haşmetiyle Vogue barında duruyordu. Hemen sarılıp yudum yudum mideme indirdim kendisini. Özlemişim keretayı.


O gece her şeyi anlamlandırdım, her şeyi anladım, hatta Divarese mağazasının kapısına kadar gelip yanıma gelmeye cesaret edemeyen hipopotam suraltı kızın Twitter'da arkamdan atıp tutmasını bile anladım ama şu manasız maske kuyruğunun saatlerce bitmemesini bir türlü anlayamadım. Niye ya hu niye? Bütün mağazalarda manyak gibi indirim varken, millet dans ederek alışveriş yaparken niye saatlerce dandik bir plastik maske için sırada bekler ki insanlar?
--
Bir Fashion's Night Out da böyle biterken son olarak o gece gelen, gülen, Bora'yı çekiştirdiğimiz tüm kızlara ve tabii beylere çok çok teşekkür ediyorum. Unutamayacağım bir gece yaşattılar bana enerjileriyle. Sağolasın Anna Wintour, sağolasın Bora, bizi kaynaştırdığın, kendine belalar okuttuğun için!
Share This Post :
Tags : , , , , , , ,

11 yorum:

Adsız dedi ki...

oh my alex! ağzının tadını biliyosun valla zilli.

Pinkfreud dedi ki...

Sanırım sadece arkadaşız açıklaması yapmam lazım ahahah :)

Adsız dedi ki...

ya dortlu resimdeki ikinci resimde iki kiz var sagdaki beniiim bahar sener.
blogum: baharsener.tumblr.com
twitterimda var baharsener

:*

Adsız dedi ki...

Onca blogcu bu FNO tan bahsetmiş.İnan çoğunu okumadım bile.Teşebbüs ettim ama sıkıldım.Bu kadar mı millet kendi fotolarıyla bezer bloglarını, herkes bir cicim-canım çoğu sahte geliyor bana nedense, samimi gelmiyor.Çok ciddi söylüyorum senin her yazını baştan sona okudum.Öyle güzel anlatmışsın ki keyifle okudum ve ilk satırlardaki bu geceye özel insanların son moda giyinip, ayaklı marka şeklinde süslü püslü ortalarda dolaşması da ancak bir Türk vatandaşına yakışır zaten(!)

İpek

Adsız dedi ki...

anlatımın çook güzel gerçekten hep bi tebessümle okuyorum yazılarını:)pinkciim bide bide siyah saçlı halini çok merak ediyorum nereden görebiliriz daha doğrusu yayınlıyor musun? Boyun ne kadar ki? bu manken fiziginle bide topuklu ayakkabı giyersen kızlar seni taşlar heralde!! :))

Marjo on makeup frenzy dedi ki...

En güzel FNO yazısı buydu bence :) Ama neymiş o herkesin almak için sıraya girdiği maske merak ettim. Bizler için sıraya girseydin, alsaydın fena olmaz mıydı? :)))

Pinkfreud dedi ki...

Yaa saat 7 den gece 12 ye kadar bitmez mi bir kuyruk, ne maskeymiş valla. Ben size Tahtakale'den 43095043509 tane maske alır dağıtırım, böyle kuyruğa falan bulaşmadan :))

ELA dedi ki...

D&G yorumuna bayıldımmm. Sahi kim alıyor o pantolonları hiç göremiyoruz nedense :))

Bütün geceyi kendi fotoğraflarını koyarak anlatmak yerine bizlere ortamı aktardığın için teşekkürler pink.

Koray Caner dedi ki...

mwhahha meleklerimi alıp doğumgününü kutlamaya geleceğim :P

Taurus Skywalker dedi ki...

Lacivet çiçek desenli gömlek giyen zat da ben oluyorum. FNO muazzamdı. Pinkfreud ile tanıştığıma da sevindim. Bazı bloggerların aksine kameralara oynayan birisi değildi. Tatlı ve samimi birisi. Yeni projelerini merakla bekliyorum. =)

Bahar Sener dedi ki...

bahar sener benim ve o yorumu kimin attigini bilmiyorum. ne derdi varsa bana ulasabilir, guzel bloglari bu tur eglenceleriyle mesgul etmesin lutfen :) bu arada arkadasimla fotogtafa bakinca cok sevindik cok tesekkurler :)

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar