Gönderen / 25 Eylül 2011 Pazar / 3 Comments / , , , , , , , ,

Paris in İstanbul!

Paris Hilton geçtiğimiz günlerde Divarese markası için tasarladığı ayakkabı koleksiyonunu tanıtmak için ülkemize teşrif etti biliyorsunuz. E tabi, eksik kalır mıyım, gittim tanıştım pampiş Paris'le. Kısa süre kaldığı İstanbul'da basın toplantıları, fotoğraf çekimleri, alışveriş merkezinde hayranlarıyla buluşması derken, yoğun programı arasında kendisi onuruna Esma Sultan Yalısı'nda verilen partideydim ben de.


Öncelikle ortamdan başlayalım biraz. O gece Esma Sultan pespembeydi! Her ne kadar ben geldiğim için yapıldı diye düşünsem de, Paris pembeye bayıldığı için dekor olarak pembe yoğunlukta kullanılmış. Aklın yolu bir işte, Paris Hilton olabilmek için ilk adımı attım. Love pink!


Partinin başlangıcından bir kare. Sağ tarafta gördüğünüz perdeli, cibinlikli alan Paris'in locası. İçeride kendinin eğlenmesi için özel olarak ayrılmış bu bölmede hemen hemen hiç kalmadı diyebiliriz. 


Eh adı bile Paris olan birinin partisinde macaron olmazsa olur mu? Macaron ağacı vardı! Hemen arkasındaki yeşil zeytinler dikkatlerden kaçmamıştır. Elit partisi diye deve kadar topuklular giydik, yeşil zeytin yedik geldik. Şaka şaka, alkolle zeytinin ne kadar iyi gittiğini bilecek kadar içki içmişliğimiz var çok şükür. Yine de zeytinin yanında gözlerim ekmek aramadı değil :(


Bu kadar Paris yeter, kıskanıyorum valla, biraz da benden bahsedelim. O gece "Of nasılsa en güzel o olacak, herkes onunla ilgilenecek." diye triplere girip, pijamalarla partiye gitmeyi düşünsem de sonradan kalktım hazırlandım. Sezonun favori renklerinden hardal sarısı elbisem Zara. Herkese tavsiye ederim bu elbiseyi. Hazır yeni sezondayken bir kaç renginden almak en iyisi. Her ortamın, her partinin kurtarıcısı olmaya aday bir modeli var. 


Önce yakışıklı DJ, sonra Suat Ateşdağlı performansıyla kasıp kavurdu ortalığı. Paris bir ara Suat Ateşdağlı'nın yanına gelip kendisini öptükten sonra mikrofonu eline alıp performansı için kendisine teşekkür bile etti. Koca koca genel müdürleri, kodoman kodoman amcaları teyzeleri bile dans ettirdi. Biz mi? Kapı gıcırtısına bile göbek atan bir ekip olarak bütün gece dans ettik tabii ki de. Paris'den çok ilgi çekmeye and içtiğimden dünyanın en çirkin dans eden insanı olsam bile yılmadım.


Paris'i yakın markaja alan Niceboys'un objektifinden Paris...


Paris'in partiye geç katılmasının sebebi sanırım bizler olduk. Koray Caner ve Alışveriş Cini'nin güzelliklerine bakar mısınız? Kesin kıskandı da gelmedi zilli Paris.


Bu karede Paris ve TBF'i Niceboys'u görüyorsunuz. TBF nedir  diyenlere; Turkish Best Friend :)
Ve maalesef benim Paris'le fotoğrafım yok :( Zar zor yanına gidip fotoğraf çekileceğiz, bir bakacağım o mis gibi çıkmış, benim saç baş kaymış. E koskoca Paris Hilton'a da, ben kötü çıkmışım bi daha çekilelim de denmez, o yüzden hiç riske atmayıp fotoğraf çektirmedim kendisiyle. 


Fotoğrafın hemen ortasında beyaz elbisesinin kolu görünen kişi ise Gökçe Bahadır. Geceye eşi Ali Sunal ile birlikte katıldılar. Sapık gibi bütün gece onları izledim sanılmasın ama ne zaman dönsem el ele, göz gözelerdi. Umarım nazarım değmemiştir, bu kadar tatlı bir çift uzun süredir görmüyordum. 


Paris, geceye Elif Cığızoğlu tasarımı bir elbiseyle katıldı. Örgülerle süslenmiş topuzu ise çok hoş duruyordu. Yanındaki parlak telefonla sürekli ortamı çeken kişi ise Paris'in kişisel fotoğrafcısı CamRaFace isimli Twitter kullanısı. Tek yaptığı Paris ile birlikte gezip, telefonla onun fotoğraflarını çekmesi ve bunları anında Twitter'da paylaşmaları. Vay be hatuna var, twitpicci adamı var.


Paris Hilton'ın niye "Paris Hilton" olduğunu anlamak için çok da çaba sarfetmeye gerek yokmuş aslında. Şu naçizane ömrümde bir çok ünlü görmüş, kimisiyle de tanışmışımdır. Paris gibisini gerçekten görmemiştim. Ortama girdiği andan itibaren dans etti, gülümsedi, kameralara kur yaptı, koltukların üzerine çıkıp poz verdi. Tam bir kamera insanı kendisi. Niye gittiği her yerde olay olduğunu anlamak çok güç değil. İnsanlara istediklerini veriyor, mutluluğunu yayıyor etrafa. Belki normalde dünyanın en çekilmez insanıdır ama kameralar önünde herkesin görmek istediği, hepimizin sahip olmak istediği o ışıltılı hayatı sonuna kadar yaşıyor, ışık saçıyor etrafına. Ölmeden önce dünya gözüyle Paris Hilton'ı görmemizi sağlayan Divarese'ye de teşekkür etmek lazım. 
P.S.: Divarese'nin tasarım müdüründen biraz daha kısa topuklular yapması için söz aldım. Benim gibi develere ve kendini deve hissedenlere sevinçle duyrulur!

Fotoğraflar: Koray Caner Öztürk
Share This Post :
Tags : , , , , , , , ,

3 yorum:

Adsız dedi ki...

elbisen harikaymış. paris sarı sen sarı <3

rahat yazar dedi ki...

Paris'le birlikte fotoğrafım olmalıydı blogumda gelmeliymişim ben de o partiye neyse artık:)

Güzel bir post teşekkürler.

Pinkfreud dedi ki...

Ohohooo bütün ünlülerle fotoğrafın var zaten kıskanıyorum Paris de eksik kalsın :))

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar