Gönderen / 4 Eylül 2011 Pazar / 16 Comments / , , , ,

Bir Finlandiya Masalı: The Finnish Experience

Attention pleassee! Pinkfreud, bütün erkeklerin sarışın, uzun boylu, mavi gözlü ve yakışıklı olduğu memleket Finlandiya'dan bildiriyor!


Bir Finli gibi yaşamayı deneyimlemek için gittiğimiz Finlandiya'dan ayağımın tozuyla döndüm. Ne ara gittim geldim ben de anlayamadım, su gibi aktı gitti üç gün. Hatta bir de döner dönmez kısa bir Antalya tatili sıkıştırdım araya. Fotoğraçısından bloggerına, marka müdüründen gurmesine, iletişimciden dje, gazeteciye kadar uzanan geniş bir yelpazedeki kalabalık ekibimizle unutulması zor bir deneyim yaşadık.

3.5 saat süren yolculuğumuz kafası bir hayli güzel THY pilotunun yaklaşık yarım saat süren konuşmasıyla başladı. "Bayanlar, baylar, sevgili çocuklar, ve kendini her daim çocuk hissedenler, içindeki çocuğu hiç öldürmeyenler...." diye başlayan konuşma Baltık denizin geçtiğimizde anca bitmişti.


Biraz otobüs, biraz gemi yolculuğundan sonra nihayet adamıza ve üç gün boyunca yaşayacağımız evimize ulaştık. 


Gelir gelmez Finlandia Vodka kokteylleriyle karşılanıp, yemek öncesi aperatifleri atıştırırken yine vodka shot ikramıyla karşılaşınca 3 gün boyunca su yerine vodka içeceğimizi iyice anlamış bulunduk.


Evimizin içinden bir kaç kare... Niye koca bahçeyi, verandayı, üst katları çekmeyi akıl edemeyip sadece yemek yediğimiz yerin fotoğraflarını çektiğimi az çok tahmin edebiliyorsunuzdur. 


Bir Finli gibi yaşamayı deneyimlemeye gittik ama baktık tam bir Türk gibi davranıp yiyip içip yatıyoruz, kalktık kendimizi ormana attık. 


Finli olmaya gidip Japon turistlere döndüğümüz de olmadı değil.


Finlandiya'da her evde olduğu gibi bizim kaldığımız evde de sauna vardı. Tabii sauna pek boş kalmadığı için fotoğraflayamadım. Bütün Finliler yaz kış saunaya girer, hatta önemli iş toplantılarını saunada gerçekleştirdikleri bile olurmuş. Uzun sohbetler sonucunda; çocuklar ve ailelerinin saunada hep beraber cıbıl cıbıl oturmalarının Türk aile yapısına ters olduğuna karar verip vodkalarımızı içmeye geri döndük her zamanki gibi.


Sözde ıssız adaya gittik, teknolojiden 5 dakika bile ayrı kalmak mümkün olmadı.


Finlandia Vodka'nın miksolojisti, aynı zamanda bize 3 gün boyunca ev sahipliği yapan Pekka, iyi bir kokteyl yapmanın sırlarını anlatıp, uygulamalı olarak gösterdi. Sarışın, uzun boylu, dalyan gibi İskandinav erkeği diye sevinmeyin, evli ve üç çocuk babasıymış Pekka, üzgünüm kızlar :) 


Ertesi sabah bot turuna çıkmak üzere hazırlandık. Montlar, şapkalar, pantolonlar... Deniz durgun olduğundan üzerimize bir damla bile su sıçramadı ama olsun, Finli gibi yaşamaya başlamıştık. Evden saat 10'da çıkılacak dendi mi, 10 da çıkılacak. Yoksa Pekka evi üzerinize kitleyip gidiyor! Evdeki çılgın Türkler arasında minik bir Osmanlı isyanı başlamasına ramak kalmıştı ki tatil bitiverdi.


Finlandiya'da tam 180 bin tane ada varmış. Tabi çoğu ufacık bir kaya parçası olsa da, adalarda az da olsa yerleşim mevcut. 


Biz İstanbul'da gideceğimiz yere en az bir saat trafik sonucu ulaşırken Finlandiya'da insanlar böyle yerlerde yaşıyor işte. Sonra vay efendim bu kız niye cinnet geçirdi.


Ve Helsinki... Helsinki de diğer tüm Kuzey Avrupa şehirleri gibi fazlasıyla sessiz, sakin ve bir o kadar modern. Helsinki'nin ortasında kocaman bir park var. Başkentin ortasında olduğunuzu unutup çimenlere yayılabilirsiniz.


Alışveriş merkezleri bizdekinin aksine mimariyi hiç etkilememiş. Bu görmüş olduğunuz Coca Cola, Diesel vs.. yazan tüm binalar devasa alışveriş merkezleri. Dışarıdan baktığınızda şehrin binaları sandığınız bu yerlerin içi ışıl ışıl. Ne bizdeki gibi koca ışıklı reklam panoları, ne garip bir mimari, her şey şehirle, eskiyle bütünleşmiş Helsinki'de.


Helsinki bu sene (2012) dünyanın tasarım başkenti seçilmiş. Hemen hemen her yerde ödüllü tasarımcıların ürünleri yer alıyor. 


Bu özel tasarım ürünleri incelemek üzere rehber eşliğinde bana göre bir mobilya mağazasına, Finlilere göre bir tasarım cennetine girdik. Anlatan kişi o kadar tutkulu, o kadar gönül vermiş ki bu işe, yaklaşık yarım saat bir masanın bacağının L neden şeklinde olduğunu anlattı. Bu kare de o yarım saatin sonlarına doğru çekildi.


Tasarım başkentine gelmişken bu işin moda ayağına uğramamak olur mu hiç. Ivana Helsinki markasının butiğine gidip, tasarımcısının ağzından markayı dinledik. 


Bizler Ivana Helsinki'yi ilk kez duysak da aslında kendisi oldukça meşhurmuş. Öyle ki; New York Fashion Week'de iki kez solo defile düzenlemiş. 


Gece boyunca Helsinki'nin en ünlü mekanlarında gezdik ama oldukça merak ettiğim bir yer daha vardı. Helsinki'nin en popüler eşcinsel mekanı olan dtm'in anlamı "Don't Tell Mama"


Vakitsizlikten dolayı girip de gezemediğim için en çok üzüldüğüm dükkan Doggystyle. Koca mağaza sadece köpek eşyaları satıyor, Vegas'cığıma ne ciciler alırdım eğer vaktim olsaydı.


Ve yemeğe başlamadan önce çektiğim son fotoğraf. Sonrasını hatırlamıyorum... Şaka şaka, üşengeçlikten makinemi bir köşede bırakıp geceye öyle devam ettim. Gecenin devamına dair yazılar fotoğrafsız olacak yani.

* Helsinki'de gece hayatı da oldukça sakin. Okulların yeni açıldığı bir dönemde, haftaiçi dışarı çıktık gerçi ama olsun, oralarda bulunan bir kaç insanın yüzünden dinginlik, huzur, sakinlik akıyordu resmen.
* Anladım ki Finlandiya mutfağı bana göre değil. Ödüllü şeflerin elinden yediğimiz yemeklerin hakkını veremedim. Tütsülenmiş somon yerken hep kebap düşündüm :(
*Mimarisi bizdeki Çiçek Pasajı'na benzeyen, tünel gibi bir yere gittik. "Aaa her yaştan insan var ne güzel, buranın yaşlıları da gece çıkıyor." diye saf saf gülerken öğrendik ki, orası yaşlıların "avlanmak" üzere geldikleri bir yermiş. Tünelin başından yalnız girenler, gecenin sonunda mutlaka bu tünelden eli boş çıkmazlarmış. Ali Tufan Koç'un bu tünelle ilgili detaylı yazısını okumak için tık tık: Ali Tufan Koç - Milliyet Cadde
* Evet Finlandiya'da hava kararıyormuş maalesef. Midnight Sun'ın sonuna yetiştiğimizden gece bir kaç saatliğine de olsa hava kararıyor. Ama sanki gökyüzündeki milyonlarca yıldız her an ağzınıza girecek kadar yakında duruyor. 


Ve dönüş yolculuğu... Adamızın herrrrrrr daim poz veren DJ'i Doğuş Cabakcor uyurken de poz vermeyi ihmal etmedi. Eylül ayının sonunda gerçekleşecek olan müziklerini Doğuş'un yapacağı, fotoğrafcı Deniz Koşan'ın adada çektiği fotoğrafların sergileneceği partide göreceksiniz ki Doğuş 7/24 poz vermiş. Ufak bir spoiler de vereyim, bu özel partiye blogdan davetiye dağıtacağım :)
--
Kısa olduğu kadar yorucu, yorucu olduğu kadar keyifli bir Finlandiya macerası da böyle geçti gitti. Bir çok şeyi net olarak hatırlayamadığımdan yazamadım, affınıza sığınıyorum. Sebebi malum.

Finlandiya'da başka neler yaptık, ve burada daha neler yapacağız diye merak edenler Finlandia Vodka'nın Facebook sayfasın ziyaret edebilirler: https://www.facebook.com/FinlandiaVodkaTurkiye
Share This Post :
Tags : , , , ,

16 yorum:

Adsız dedi ki...

çok kıskandım

Adsız dedi ki...

Ya Pelin yine dokturmussun ya harika bi post olmus valla votkalar falan sahane sen de tabii :)) ama sana darildim soyle iki uc guzel Finlinin fotografini ceker insan ya :))) senhepblogyaz.org

gizem dedi ki...

kıskanmamak elde değil

purplehaze dedi ki...

Koca yazıda senin dövmene vuruldum. Sana aşık mı oldum nedir pink :)

Adsız dedi ki...

Her zamanki üslubunuzla harika bir tanıtım yazısı yazmışsınız. Gitmiş kadar olduk gerçekten. Elinize sağlık Pelin hanım.

Adsız dedi ki...

Hersey iyi guzel yediginiz ictiginiz size kalsın yalnız arada kullandiginiz cumlelere dikkat edin "Kafası bir hayli guzel" dediginiz insanlara canınızı ozaman emanet etmeyin. Ediyorsaniz da bu tarz asagilayici cumleler kullanmayın.

Pinkfreud dedi ki...

Kafası güzel demenin nesi aşağılayıcı ki? Biz hastası olduk kendisinin, utanmayıp alkışladık ıslıkladık bile, güpgüzel kafası vardı. Canım pilot.

Soul Reaver dedi ki...

Fotoğrafların bağlı olduğu linkler yine aynı fotoğrafların orijinal boyutlarına gitse daha iyi olabilir sanki diye düşünüyorum Pink. Naçizane yorumum.

Pinkfreud dedi ki...

Fotoğrafların orijinal boyutu 5 mb ı bulduğu için ufaltıp da koyuyorum bloga, minik netbookum kaldıramıyor o kadar yükü :)

Adsız dedi ki...

bileğindeki dövmede ne yazıyor çok merak ettim :) yalnızca dövmeni çekip koymalısın bence :)

Adsız dedi ki...

Pink harika bir tatil gecirmissin.Seni kıskanmamak elde degil.Bize birkac fotograflada olsa oraları tanıtmaya calıstıgın ve bizleride bilgilendirdigin icin tesekkurler.Bu arada oralardan kendine biseyler aldın mı? Orda moda ne durumda?Alısveris merkezlerini gordugune gore mutlaka fikrin vardır :) Ve son olarak ben vegas'ın yerinde olsam sana surekli trip atardım.Taaa finlandiyalara gidip bana bisey alamadın mı diye :) Vegas'ın kıymetini bil :)

Adsız dedi ki...

Aptal aptal yorumlar... İyi ki bir yorum hakkı veriliyor insanlara, esprili bir dille yazılmış yazıdan bile rahatsız oluyorlar. "Kafası güzel" cümlesine takılmışlar. Senin kafan güzel ki, şu güzel yazıda gitmiş onu anlatıyorsun. Bu kadar hazımsız, espri kaldırmaz, leylek beyinli olunur. Ancak bu kadar.

Pinkfreud dedi ki...

Vaktim olmadığı için pek bir şey alamadım maalesef :( H&M'ye uğramadan edemedik tabi Artemis ile. Bizdeki ile alakası olmadığını üzülerek belirtmeliyim. Nerede ihraç fazlası satılmayan şey var bizim H&M'e doldurmuşlar, bir kaç parça bir şey aldım ama söylemeye bile değmez ufak tefek. Eğer kullanıp yayınlarsam Helsinki hatırası diye eklemeyi ihmal etmem :)

NzN dedi ki...

bi dahaki sefere beni de çağırsınlar olmaz mıı :))???

nefis görünüyor:)

berxo begzan dedi ki...

mutfakları harika ,barları ise altın elek resmen kokteyleri ise number one ama usta ahçıları gelsinler benle arap ve doğu mutfağında kapışsınlar.kaburga dolma,ayvalı kavurma,pilav üstü tandır,arap tava,saç kavurma ,el zırhıyla çekilmiş kuşbaşılı bademli ali nazik.+++++ve daha nicesi

Adsız dedi ki...

Nerelerdesiiin? Yaz artık, sürekli yeni birşey var mı diye sayfana girmekten çalışamaz oldum :)

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar