Gönderen / 30 Temmuz 2011 Cumartesi / No comments /

Yazı: Sıkıldım.


Sanki adam olmuşuz gibi... Bir tane kitap yazdık, edebiyat dünyasını alt üst etmişiz gibi... Sanki dediklerimizle dünyayı değiştirmişiz gibi....

Rahatsızım. Son bir yılda başıma gelenlerden çok rahatsızım. Belki garip bir tesadüf, belki de hayatın yaşanması gereken bir kısmı başımıza gelenler. Bir sürü insan takip ediyor, kitap yazıyorsun, bir sürü insan okuyor. Her insanın başına gelebilecek bir şey değil. Hepimiz insanız ve gayet doğal olarak bu güzel anların tadını çıkarmaya çalışıyoruz. İnsanız ve başımıza hayatın rutini dışında güzel ve anlamlı bir şey geldiği zaman mutlu oluyoruz. Önemli ya da değil. Mutlu oluyoruz ya... Bir iki yıl önce hangimize sorsalardı ,"Sen bir şeyler yazacaksın ve bir sürü insanı iyi ya da kötü etkileyeceksin, ister misin bunu?" diye, kim kabul etmezdi?

Rahatsızım çünkü güzel giden şeyler var hayatımda, ve bu internet denen sapık yuvası yüzünden bir türlü rahat edemiyorum. Birisi bitse başka birisi başlıyor. İnternet derdik eskiden, şimdi Sosyal Medya oldu adı, sanki bir şeyler değişti. O kadar kötü, o kadar çirkin, o kadar insanlıktan nasibini almamış kişiler tanıdım ki burada. Tabii bunun tam tersi de geçerli. Yine de isim vermek istemiyorum ama şu kitabı çıkardığımdan bu yana, saçma sapan insanlarla uğraşmaktan gerçekten çok sıkıldım, sıkılmaktan daha çok bunaldım aslında. Her yere bir şey yazıyorlar. Kendileri hakkında tek kelime etmediğim halde. Benim hakkımda, yaptıklarım hakkında, yazdıklarım hakkında.

Ne yapmamı istiyorsunuz ki? Her şeyi bırakıp yok mu olayım? Ben böyle hissedince nasıl kendinizi iyi hissedebiliyorsunuz, sizler nasıl insanlarsınız? Hayatınız hep başkalarını boklamakla mı geçiyor? Bunu niye yapıyorsunuz, yüzünüzü, kimliğinizi gizleyip, niye tanımadığınız insanlara hakaret ediyorsunuz, bir kişinin üzerine sürü gibi saldırıyorsunuz, kime, neyi ispatlıyorsunuz? Siz niye bu kadar kötü insanlarsınız. Dün biri gönderdi aşağıdaki sorunun linkini bana, bir okuyun, tüm tarafsızlığınızla okuyun lütfen;

"o pink orospusu her yerde kitabınız için taklitçi diyor, iyi şeyler yazanı blockluyor. boğmak istiyorum onu. Bu kadar kıskançlık yüzünden öyle zayıf bence, içi kurumuş."

Ve cevaba bakın (özellikle isim vermiyorum) ;

"kitap o kadar iyi gidiyor ki bunu çok normal buluyorum. bir de bunlarla ben ilgilenmiyorum... bunu direkt yayınevine havale ediyorum burdan çirkin çirkin cevap verecek değilim."

Zamanın varoluşundan bu yana icad edilen tüm yeminleri ederim ki size, kimsenin kitabı için taklitçi demedim, blokladığım kişiler de sadece bana hakaret eden lafını sözünü bilmez, aile terbiyesinden eksik, hormonlarının yönetiminde saçma sapan insanlardır. Peki cevaba ne demeli? Bunu normal buluyorlarmış, orospuluğumu mu? Kitabı kötülememi mi? Yazıklar olsun sizin terbiyenize, yazıklar olsun sizi böyle yetiştirenlere. Yapmadığım bir şey hakkında bana "orospu" denmesini kabul edip, bir de üzerine cevap veriyorsunuz. Hakikaten insan görünümünde acayip varlıklarsınız. Sizin yerinize ben hep utanmak zorunda mıyım? Sizin insanlıktan çıkmış şekilde orda burda bana saldırmanızı ben okumak zorunda mıyım? Bir insana bu kadar kolay mı "orospu" demek. Ben bu yazılanları kafaya taksam, sizi dava etsem, uğraşsanız, yüzünüz kızarır mı? Hiç sanmıyorum, ne sizin, ne ailenizin yüzü bile kızarmaz. Çünkü böyle bir ortamdan gleiyorsunuz, bu yazılanları garipsemiyorsunuz. Yazık. Çok yazık.

Tekrar açıklama ihtiyacı hissediyorum; kabul, ben de bu süreçte bir iki hata yaptım ve bunlar için de herkesten tekrar özür dilerim, mesela bir okura çirkin bir üslupta konuşmamam lazımdı. Ama bunlar genç bir insanın yapacağı hatalar ve hepsinden derin üzüntü duyduğumu defalarca belirttim. Hangimiz hatasızız?

 Fakat son bir yıldır, sosyal medya'da her platformdan şahsıma karşı inanılmaz, çirkin, seviyesiz cümlelerle muhatap oluyorum. Biliyorum, sizler bu kadar kötü insanlar değilsiniz, çünkü yüzyüze konuştuğumda, hepiniz gülümsemeyi çok iyi biliyorsunuz. Gülümseyebilen bir insan kötü biri değildir. 

 Rica ediyorum, artık buna bir son verin, ben hiçbirinizle ilgili kimseye tek kelime etmiyorum. Lütfen benimle ilgili bu çirkin saldırılara bir son verin. Gerçi vermeseniz de fark etmiyor, alıştım ve etkilenmiyorum ama niye bu tip konular konuşulsun? Hepimizin ailesi var, başarılarımızdan, yaptıklarımızdan haberdar, benim hakkımda yazılanların bir cümlesini okusalar belki de çok üzülecekler. Tanımadığınız insanların hayatına bu kadar olumsuz etki etmeye utanmıyor musunuz?

Uzattım, şunu söylemek istiyorum aslında; "Ben kimse hakkında bir şey yazmıyorum, dedikodu yapmıyorum, eğer içinizde bir gram da olsa insanlık kalmışsa, siz de yapmayın. Bugün çok başarılı olabilirsiniz, kitaplarınızın satış grafiği mükemmel olabilir, ama insanlar sizi her zaman insanlığınızla, erdemlerinizle, yaşamış olduğunuz hayatla yargılayacaktır. Üç gün sonra kimsenin hatırlamayacağı kitaplarla değil.
Share This Post :
Tags :

Hiç yorum yok:

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar