Gönderen / 9 Ocak 2011 Pazar / 27 Comments /

Çocuksuz Hava Sahası

Hafta içi çalışan her normal insan gibi, ben de haftasonları evde oturmayı sevmem. Dışarda işim olsun olmasın, nedense haftasonu evde oturunca bir şeyler eksik gibi gelir. Hem birlikte vakit geçireceğim insanların tümü haftasonu müsait. Hafta içi iş yoğunluğunda kim kime ne kadar vakit ayıracak? Ayırsa bile erkenden gözkapakları kapanacak, "eve gitsem de uyusam" diye herkes birbirinin gözünün içine bakacak.

Hava hafiften kapalı, yağmur yağıp yağmama konusunda karar verememiş, ama her an bir kalleşlik yapabilir, bulutlar gökyüzüne çok yakın. Bu sıkıcı Pazar gününde yapılacak en iyi şey sinemaya gitmek. Hazır vizyonda herkesin konuştuğu "Eyvah Eyvah 2" varken mecburiyetten de değil, coşkuyla hazırlandım sinemaya gitmek için.

Aklım başıma yolda geldi tabii. Herkes akın edecek bu Pazar sinemalara belli. İğne atsan yere düşmüyor, bizim gideceğimiz seansa bilet kalmamış, bir sonraki seansa biletlerimizi aldık, sinema saati gelene kadar da "gezelim bari, vitrinlere bakarız" dedik arkadaşımla. AVM'nin nerdeyse tüm vitrinlerinde kocaman %70 indirim etiketleri ve altında can sıkıcı ufaklıkta yazılmış “..’e varan” yazısı. Nedense o indirim oranı bir türlü varamıyor %70 lere. Varsa da, çuval gibi elbiseler, ne bedeni var, ne modeli güzel. %100 indirim yapıp bedava verseler almam. Hiçbir sezon ürününe de indirim uğramamış, istediğim ojeyi bulamadım, cinlerim tepeme çıktı çıkacak.

Ojeyi bulmak için girmediğim dükkan kalmadı, ufacık bir kozmetik dükkanı ilişti gözüme, orası son umudum artık. O kadar küçük bir dükkan ki, iki kişi yana durmak bile mümkün değil. Ama İstanbul’un bütün ojeleri orada sanki, öyle de bol çeşit var. Raflar ağzına kadar oje dolu. Sanki dünyanın tüm renkleri orada. Tam bakacağım bir reyona, önümde ise devasa bir çocuk arabası. Çocuk arabası değil adeta bir TIR. Ulan ben bu 48 kilo halimde sığamıyorum dükkana, kadın 3 kişilik çadır büyüklüğünde çocuk arabasını içeri park etmiş. Kafamı uzatıyorum, elimle aramaya çalışıyorum, ojelere yetişmem mümkün değil. Arabanın sahibi kadına kibarca rica ediyorum;

“Pardon müsade eder misiniz?”

Sanki çocuğunun kolunu kopardım, yedi sülalesine küfür etmişim gibi bir bakış, üzerine de bir azar işitiyorum.

“Kör müsün, nereye çekeyim arabayı?”

E girme göt kadar dükkana o zaman dangalak karı? İnsan yürüyemiyor dükkanda, hanımefendinin küçük şehzadesi asla yerinden kıpırtadılamaz, teklif dahi edilemez. Hayatta hiçbir vasfı olmayan kadınlarda oluyor genelde bu tavır. Tek yapabildiği şey evlenmek, kocasını bir şekilde elinde tutabilmek, hayatta kendini garantiye alabilmek ve de can sıkıntısını gidermek için yaptığı çocuklarını dokunulmaz birer nesne olarak görüyorlar. Çünkü o çocuk onun sıkıcı hayatının garantisi. Tamam annelik kutsaldır da, böylesi değil.

Hem ojeyi bulamadım, hem kadın arabayı çekmedi, boşu boşuna sinirlendiğimle kaldım. Sinema’nın saati yaklaşınca aldık mısırımızı, kolamızı girdik filme. Lanetli miyim, cenabet miyim neyim bilmiyorum ama tam önüme üç ve sekiz yaşlarında olduklarını tahmin ettiğim iki çocuk. Evet film komik ve filmde küfür yok, ama daha kakasını söyleyemeyen çocuğun sinemada ne işi var? Sırf yaş sınırlaması yok diye sinemaya gelmişler. Bir süre sonra her çocuk gibi onlar da sıkıldılar. Önce mısır için kavga ettiler, sonra yer değiştirmek istediler. Ufak olan yapacak hiçbir şey bulamayınca ağlamaya başladı. O da haklı, ben de çocuk olsam iki saat oturup bir ekrana hayatta bakmam.

Suç kesinlikle o çocukta değil. Onu oraya getiren öküz kafalı ailesinde. Çocuk doğurabildiği için her yaptığının meşru olduğunu sanan cahil cühela annesinde, karısının ağzının içine bakan sünepe babasında. Etraftakiler çocuğa hafiften homurdanmaya başlayınca kadın herkesin duyabileceği bir sesle “Ay ne yapayımi hiperaktif valla bu.” diye kendince özür diledi. Hayır hanımefendi, çocuğunuz hiperaktif falan değil, düpedüz şımarık.

Zaten günümüz annelerinin en güzel bahanesi bu hiperaktivite. Sen terbiye veremiyorsan, sırf başından gitsin, ağlamasın zırlamasın diye her isteğini yaptığın için o çocuğun şımarıklar kralı. Bunun savunulacak, açıklanacak bir yanı yok.

Film bittikten sonra yorgun argın arabama yürürken önümde annesinin eteğini ağlayarak çekiştiren küçük çocuğun başını sevme bahanesiyle okşayıp elimi tam çekerken ensesindeki saçı çekmemeliydim yine. Acaba annesine söylemiş midir, acaba güvenlik kameraları beni tespit eder mi diye düşünmekten uyuyamıyorum şimdi.
Share This Post :
Tags :

27 yorum:

Adsız dedi ki...

Bugün aynısı sinemada benimde başıma geldi.İnanılmaz bir ukalalık oluyor bu çocuğu toplum içinde ciyak ciyak ağlayan annelerde.Katlanmak zorundaymışız gibi tavırlar hepsinde.

amazon_ceren dedi ki...

harikasın bebeğim her haftasonu gönlümüzden geçen hislere tercüman olmuşsunn :) gerçi ben o veletleri ve onları doğurunca kendini dünyanın bir numaralı insanı sanan annelerini sadece haftasonları değil hiç bi zaman sevemiyorum

Adsız dedi ki...

Kitap ne zaman çıkıyor hadi artıkkkk.Bloga yeterli yazı yazmıyorsun bari kitapta okumaya doyalım uzun yazılarını -_-

BurcuC dedi ki...

son zamanlarda heryerde yaşadığım sıkıntıyı çok güzel dile getiren bi yazı tebrikler pinky

wild2nite dedi ki...

AVM lere çocuk arabası girmesi yasaklanmalı bence.

Voguelover dedi ki...

Hangi renk ojeyi aradığını sorabilir miyim?

soupsoup dedi ki...

Başarılarının devamını diliyorum pinkfreud.Kitabın umarım çok satar, okumak için sabırsızlanıyorum.

Adsız dedi ki...

sirf bunlari yasamamak icin gitmedim bugun sinemaya...ama yasamis kadar oldum yazdiklarini okuyunca.sinirimden ellerim titredi...bu kadinlar oldurcek beni...resmen dogurup ustumuze saliyolar cocuklarini..zapt edemiosan kalabaliga karisma be kadin.o bebek arabalarina hele soyliycek soz bulamiyorum jip gibiler mubarek ustundede ne var ne yok asili bavul mu alis veris sepetimi bebek arabasimi...amac ne anlayamiorum...oha diorum sadece

Adsız dedi ki...

çok haksızsınız bence. yazılarını takip ederim hep,ama bu olmadı. bende bi anneyim hemde genç bi anne.
sölediğin gibi garantiye almakmış can sıkıcı hayatmış vs. tamamen at gözlüğü...
evet o filme o çocuklar getirilmemeliydi bu konuda haklısın ama ne dukkana sokulan bebek arabası nede dısarıda ağlayan çocuklar... cokmu bayılıyo sanıyosun anneler aglayan cocuklara.
napalım yanı 4 duvar arasınamı tıkayalım cocukları. avmler cocuksuzlaramı has yapılmıs ?
sırf su yazdıgın son cumle yuzunden emın ol bundan sonra cocuklarıma kımseyı yaklastırmamada sevdırmemde.

histerik gülüşler dedi ki...

Hadi otobüs olur tuvalet olur hastane olur bi yere kadar anlarım da böyle sinema, restorant gibi zevk için gidilen yerlerde böyle şeylere katlanmak imkansızlaşıyor. Sen o çocuğunu oraya getirmek zorunda mısın ki ben de toplum huzuru adına susayım. Kendi huzurum için gitmişim arkadaşım, çek arabanı.

Adsız dedi ki...

yine harika yazmışsın pink freud, kitabın çıksa da, okurken doya doya gülsek, buralar yetmiyorrrrrr :))))

Adsız dedi ki...

yine harika yazmışsın pink freud, kitabın çıksa da, okurken doya doya gülsek, buralar yetmiyorrrrrr :))))

Adsız dedi ki...

Kafam şişiyor benim de. İyi olmuş bunları yazdığın, okusunlar da yapmasınlar.

pessiMystic dedi ki...

Tamam ama suç o çocukta değil diyip, çocuğun saçını çekmek niye?

Clea dedi ki...

pazar günü, üstelik çoluk çocuk herkesin tercih edeceği bir filme gitmek; pink freud sen delisin bebeğim!

rahat yazar dedi ki...

Seanslarda yer kalmadığı için filme gidemedik:( Filmi nasıl bulduğunu yazmamışsın merak ettim. Pazar günü bu tarz manzaralar normal aslında. Tüm çocuklu aileler hava güzel olsa bile AVM'lere atıyor kendini nedense:)

Mağazaların modası geçmiş ve satılmayan ürünlerinde indirim oluyor biz de onu farkettik bugün:)

Çocuklar konusunda çok haklısın. Toplum içinde rahatsızlık veren çocuklara terbiye vermek ailelerin en önemli görevi. Kimse kimsenin çocuğunun zırıltılsını çekmek zorunda değil.

Adsız dedi ki...

Çocuğumu kimseye yaklaştırtmam diye yorum bırakan hannım gibi algılar oldukça sen ansiklopedi de yazsan bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Herkes sizin çocuklarınızın gürültüsünü çekmek zorunda sanki, ne yapalım evde mi oturalım diyeceğinize çocuğunuza uygun yerlere gidin oyun parklarına, eğlence alanlarına.

Adsız dedi ki...

çok haklısınz yaa. bide böle bi ann, benm yengem=S işte o dahada fena. sinemaya gtmeye niyetlendysek 9 yaşındai ve 5yaşndaki ufklıkları peşimize takmaktan utanmadığı gbi istemedğiğimizi çaktrnca yada habersz gdnce de trp atyolar. 20 yaşndaki kızlarla ne işi var bu 9v 5 yaşşndki çockların anlamadm. tüm muhbbtlerimize ortk olmak için uğraşmalar ama anlatttğnz gbi rezaltler... iğrennnçççç insanı sinemadan soğuttular...

Taskin dedi ki...

Tamam çocukların ağlamasını sevmiyor, onları kendimizin huzur bulduğu mekanlarda görmekten hoşnut olmuyor olabiliriz ama her birimizin bu evreden geçtiğini unutmayın. Camlardan bağıran ayşe teyzeleri, ahmet amcaları yabana atmayın. Sırf ibnelik olsun diye 4 5 yaşlarındayken bile sümüklerimiz salyalarımıza karışarak tükürdüğümüzü, camlarına taş attığımızı unutmayın.

CoaChTeam dedi ki...

yorumları okuyunca inanamadım sanki sen çocuklar asla ağlamamalı demişsin. çocukla gidilecek yer var gidilmeyecek yer var aileler bunu kestiremiyor maalesef. çocuklar sıkılıyor bu tür alışverş merkezlerinde ya da sinemada. onlara uygun ortamı seçmeyip ne yapalım ağlıyor evde mi oturalım diyen anneleri anlayamıyorum. tek tatil günümüzde kimse kimsenin çocuğunun gürültüsünü çekmek zorunda değil.

SlingoMOM dedi ki...

Ben de bir anne hem de 2 yaşında çocuğu olan bir anne olarak söylediklerine katılıyorum.
Malesef dünyadaki en değerli varlık kendi çocukları olduğunu zanneden ebeveynler var. İyi anne olmanın anlamını kavrayamamış olduklarından çocuklarını disiplin etmeyi bilmiyorlar. Disiplin kötü bir şey zannediyor bunlar. Disiplini şiddet zannediyorlar ki bu tip annelerin çocukları esas şiddet kaynağı oluyorlar çünkü toplum içerisinde nasıl davranılacağını hiç bir zaman öğrenemiyorlar.

Yine de çocuğun saçını çekmesen iyi olur.
:)

oyumben dedi ki...

Çocukların masum kılan, kolayca dövülebilir olmalarıdır.

SCankardes dedi ki...

'Çocuksuz Hava Sahası' yazının en çok kendimle özdeşleştirdiğim kısmı oldu... 'Tek ben değilmişim'deyip mutlu oldum, söyleme nedenin farklı olsa da :)

dnbncokyk dedi ki...

herşeyi geç 48 kilo olduğunu söylediğin sürece takipçi kaybediceksin.

Hazan Esintisi dedi ki...

Sevmek amacli cocuk saci cekmek?! Sucu ailelerde bulup gücün cocuga yettigi icin neden canini acittin? Annesinin sacini neden cekmedin?!

Agzini acip konusma cesaretin yok diye cocuklara siddet uygulamasan sevinirim! Benide rahatsiz ediyor simarik cocuklar ama sevme süsü vererek saclarini cekmiyorum ;)

Adsız dedi ki...

Anne değilim, sizden de eğlenceli bir hayatım olduğu da kesin ancak başkalarının hayatlarını bu denli basitçe eleştirebilmek de şımarıklıktır. O bahsi geçen çocuklardan biriymişsiniz ve hala öylesiniz ne yazık ki. Üzüldüm. Yayınlayın haydi bunu da.

Adsız dedi ki...

Çocuklarımı kimsrye yaklaştırmam emin ol diyen hanım yaklaştırmzsan yaklaştırma amk ama biz senin çocuğunun zırıltısını çekmek zorunda değiliz. Evde sıkılıyosan parka git butik avm sinema gibi kapalı alanlara getirme çocuğunu

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar