Gönderen / 25 Kasım 2010 Perşembe / 33 Comments /

Ben Kimim? Siz Kimsiniz?

Kendini düzgün ifade edebilmek gerçekten zor zanaat. Bir insan iki üniversite bitirebilir, yurtdışında doktora yapabilir, çok azmederse uzaya bile çıkabilir ama derdini düzgün anlatamazsa karşısındaki kimse tarafından adam yerine konulmaz o kişi. Bense geçtiğimiz güne kadar kendimi düzgün ifade edebildiğimi düşünürdüm hep.

Aklımdan geçeni düzgünce yazıya dökebiliyorum ki, yazdıklarımı bu kadar insan okuyor, takip ediyor.

Ama öyle değilmiş galiba..

Sizlerin de bildiği gibi geçen gün telefonda bir televizyon programına katıldım. İlk defa katıldım. Bunu özellikle belirtme ihtiyacı hissediyorum. Ki ben on altı yaşındayken yerel bir radyoyu arayıp anneme “Haluk Levent – Ela Gözlüm” şarkısını armağan etmek dışında bugüne kadar ne bir programa katıldım, ne de televizyona çıktım. Fakat iki üç gündür programla ilgili yorumların ardı arkası kesilmedi.

Twitter'da takipçi sayıma bakıyorum, programı takip eden çoğunluğun da kimler olduğunu aşağı yukarı tahmin ediyorum, belki de o gece binlerce kişi televizyon başındaydı. İster istemez heyecanlandım tabi, ne yalan söyleyeyim. "Aylardır sadece yazılarımı okuyan kişiler ilk kez sesimi duyacaklar" diye çocuklar gibi karnıma ağrılar girdi programdan önce. İnsanım ben biliyorsunuz değil mi? En azından tahmin ediyorsunuzdur, empati yeteneğiniz o kadar gelişmiş midir?

"Soracakları soruları az biraz tahmin edip pratik yapayım kendi kendime" dedim, onu da yapamadım. Vakit geçmek bilmedi program başlayana kadar. Sizlerinde bildiği/duyduğu/gördüğü gibi zaman zaman programın ortasında gözüne far tutulmuş tavşan gibi kaldım, derin South Park sessizlikleri oluştu. Sunucusunun da ilk programıymış, gideremedik o sessizliği, talihsizlik. O kameraya baktı, ben televizyondan ona bakakaldım.

Program sırasında, programdan sonra izleenlerin sesimle, konuşmalarımla, kısacası her şeyimle ilgili yorum yapacaklarını tahmin ediyordum da, bu kadarını beklemiyordum. Hala bitmek bilmedi yorumlar.

Adam gelip “Sesin niye öyle incecik ya çok garipti.” diyor. Ne yapayım arkadaşım sen sevmedin diye günde on paket sigara içip sesimi mi kalınlaştırayım? Ses teli işte, konuşuyorum...

Benden önce bu tip programlara çıkan, aslında meşhurlukla hiçbir alakası olmayan, gayet de sıradan hayatlarını sürdürürken kendilerine bir anda kitap teklifi, senaryo teklifi gelen, televizyon programına konuk edilen benim gibi arkadaşların hepsine aynısı yapıldı aslında. "Sesin niye öyle, saçın niye öyle, yazarken daha iyiydin, sen kimsin ki televizyona çıkıyorsun?" Bir ton laf yiyoruz durduk yere.

Sen de yaz, sen de okun, seni de çağırsınlar. Oturduğunuz yerden ona buna bok atıp "Yok sesin niye öyle, kaşın gözün niye böyle?" diye kıçınızı yırtacağınıza siz de yazın, siz de okunun. Bizim gibilerin tek yaptığı o çünkü.

Şunu da bilin, öyle çok önemli bir insan olduğumdan, ya da kimseden çekindiğimden falan gizlemiyorum kendimi. Öyle başladım, öyle devam etti. Ama şu saatten sonra ortaya çıktığımda yapılacak yorumları da kaldırabileceğimi düşünmüyorum. Hiçbir insan kaldıramaz, konuşulan konularla alakasız, insanların üzerine ejderha gibi saldırıyorsunuz ağzınızdan alevler çıkar çıka. Ne yapayım, evimde pijamalarımla otururken yazdığım yazılar tahmin edemeyeceğim kadar çok insana ulaşıyor. Ne yapayım bunun için? Adı üzerinde yazı... Bir fikir barındırıyor içinde, ses tonumu değil. Ben kendi halinde bir insanım, onbinlerce kişinin kaşım gözüm hakkında, hiç de hadleri olmayan yorumlar yapması hakkını da kimseye vermedim sadece yazı yazıyorum diye. Biraz edep istirham ediyorum sizden, biraz empati..

Aslında bu yazıya başlarken kendimi programda düzgün ifade edemediğimi, benim de kendimden memnun olmadığımı yazacaktım ama üzüntüm o kadar yoğunmuş ki neler yazdım. Konunun özeti şu ki üzerimde bilinçli ya da bilinçsiz kurulan bu psikolojik baskıyı kaldıramayacak kadar sıradan ve normalim ben.

Beni nasıl tahmin ediyor ya da ne bekliyorsunuz ama ben vapura son anda yetişip nefes nefese yanınızda oturan kızım, ben saçları istediği gibi olmayınca kuaförden ağlaya ağlaya çıkıp, ağlarken önündeki duran arabaya çarpan kızım. Daha fazlası ya da daha eksiği değil.

Evde oturup kestane yerken birden televizyon programına bağlandım. Ne yapayım? Onun bunun arkasından konuşmak için açtığım Twitter hesabım aldı başını gitti, ne yapayım? Oturdum bir kitap yazdım. Ne yapayım, ne istiyorsunuz bunlarla ilgili. Ses tonumun bunlarla ne alakası var? Televizyonda o kadar heyecanlandım ki aylardır yazdığım kitabın konusunu bile söyleyemedim, diyeceğim lafları unuttum.

Uzun lafın kısası kendini düzgün ifade edebilmek bir meziyet. Ben bunu yazarak yapıyorum.

Ben yaşadıklarımı yazarım, yazarak varım.

Daha fazlası ya da eksiği değil..
Share This Post :
Tags :

33 yorum:

S. dedi ki...

Ay ben seni yerim :) Çok sevdim sesini de seni de :)

hesperid dedi ki...

bence gayet iyiydin...
zaten heycanlı oldugunu anlasılabiliordu ki gayet doğall..insanlar hoşgörüyü unutmuş vuracak yer arıyorlar..

fullmoonk dedi ki...

en çok sizi takip ettiğimden midir nedir (sizden bahsediyorlar) senin kinin sesi neydi öylee :o . sanırım neyin neden olcabilceğini düşünmeden sadece eleştirmek için yaşıyorlar acınılası.

French Oje dedi ki...

çok iyi anlıyorum her yazdığın şeyi, ağzına eline sağlık. maalesef insanların yazılan yazıdan ziyade insanlarla sorunları var. başarıya ulaşmanın başarılı insanlara bok atmak olduğunu düşünen insanlardan ne bekliyorsun ki?
maalesef var böyle bir bok atma grubu. ama sen de bence ben ve diğer arkadaşlar gibi cevabını kitapla vereceksin.

girl with the red balloon dedi ki...

İnsanlara pek aldırmamak lazım. Ben senin yazılarını ve kendini nasıl ifade ettiğini biliyorum ve daha bir çok insan biliyor. Eline, kalemine sağlık (,

BoraMesutPalas dedi ki...

cCc pinkfreud reyiz cCc

iremik dedi ki...

bu kadar net işte.. bu kadar güzel.. sıradanlığınız için okunuyor ve seviliyosunuz.kendinden bi şeyler bulmayan okuyamaz sizi, basit bulur belki,takip etmeyi bırakır ve programa katılacağını bilemez.
ama işte bazı insanlar kendini bilmez..
boşver.. evet konuşamadın ama bende orda olsam bende konuşamazdım muhtemelen.yada yorum yapanların %95ide konuşamazdı eminim.
canını sıkmaya değmez,boşver.

(nasıl içlendiysem ilk defa yorumladım bi yazıyı ve baya da yazdım:)

Adsız dedi ki...

İlk kez tvye çıktın sonuça ne bekliyoduki bu insanlar.. Bence gayette güzeldi kız sesiydi işte Pinky üzülme sen =)

Adsız dedi ki...

hiç bişeyi umursama sadece yaz.. herkesin başka bi yeteneği vardır.. bazısı cok güzel konusur spiker olur bilmem ne olur.. bazısı cok güzel yazar kitapları milyonlar satar.. herkes her şeyi iyi yapsaydı bireysel farkılık dediğimiz sey olmazdı zaten.. umursama ;)

Womanwiththeaxe dedi ki...

Niye üzülme diyolar ki sana? Bence gayet güzel konuştun ve bu yazınla boş yere ve hadleri olmayan şekilde yorum yapan insancıklara hadlerini bildirdin. Sunucu senden tutuktu ona niye laf edilmiyorsa artık?
Kitabı bekliyoruz..

cips yiyemeyen kız dedi ki...

Bu ülkede insanların senin gibi olan insanlarla çok ciddi sorunları var, son zamanlarda iyice öğrendim ben bunu. Sırf kulp takmak adına konuşup duruyorlar, kendileri senin yerinde olsa belki sus pus olup kalırlar, aslında senin yerinde olmadıkları için tek dertleri ama neyseee.
Salla kimseyi takma boşver, sesini duymak istemeyen kulağını tıkar, yazdıklarını okumak istemeyen blogunu tıklamaz, zorla değil bu işler. Ama seni dinliyor, blogunu okuyorsa sana vaktini ayırıyorsa sana destek olmalıdır bana göre.

Barış Alemdar dedi ki...

Sen kapattıktan sonra ilan-ı aşk bile geldi onu duymadın mı? Kitaptan voliyi vurursun da vuramazsan da kısmetin hazır yani.

Pureevilly dedi ki...

Kitabın çıkış tarihi belli mi?

Adsız dedi ki...

Biz seni yazarak tanıdık ve bizler için yazılarınla var olacaksın. Evet ben dahil bir çok kişi suratını şeklini şemalini merak ediyor ama sadece merak.. Seni saçın sarı diye sevmemezlik etmek ya da kulağın yamuk diye beğenmemek gibi bir durumumuz yok. Bu alemde kimse kendi donundaki boka bakmadan herşeyi söylüyo be Pinky, sen boşver..

Adsız dedi ki...

Ben 55 yaşında emekli bir ögretmenim ve seni keyfle okuyorum senin sesini eleştirenlerin seni kıskandıgını düşünüyorum bu kadar basit .

defne dedi ki...

bu sna bok atanlar ne zmn rahatlar biliyo msun sn yeter dayanamıycam diyip twitter ı blog'u falan kapatınca. yani bi nevi sna dayanamıyolar. istemiyolar sni bu yüzden d kaçırmak istiyolar. ha niçin? başarılı olduğun için.yani sn bu olumsuz yorumlardan anlaki iyi gidiyosun,doğru yoldasın.sni eleştirmeselerdi,herkes sni çok sevseydi o zmn üzülmeliydin bnce.o yüzden sırf bunun şerefine koy bi kadeh şarap kutla zaferini. bencce:))

Zekeriya dedi ki...

İlk kez televizyona bağlanan bir insan için gayet iyiydi. Ürkek bi ceylan gibiydi sesin, cazgır yazmaların dha güzel.

Cheerful Demet dedi ki...

Yazının başlığı dikkatimi çekti, tıkladım. Yorumlar da dahil okudum; ben de bunun tamamen kıskançlıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Zaten hep böyle olmuyor mu... Takılmamak en iyisi. Dışarıdan söylemesi kolay geliyor diye düşünebilirsin ama ben de kendi adıma duygu ve düşüncelerimi yazarak çok daha rahat dile getiriyorum ve bundan da büyük mutluluk duyuyorum. Her ne kadar bazı zamanlarda konuşarak kendini ifade etmek çok daha önem taşısa da varsın, olsun; yazarak kendini bir gram dahi ifade edemeyen, ne dediği anlaşılmayan insanlar utansın ;) Bu arada, tebrik ederim her ne kadar geç haberim olsa da... Sevgilerimle...

TuTsİ dedi ki...

Allah ünlü etmesin ünsüzlerin diline dolanıyorsun malesef :p
Seyredilsin diye reklam bile yaptım ama izleyemedim malsf bir yerlerde bulursam izlerim.
Herkes anasının karnından tv de canlı yayında konuşmuyor kimin ne dediği çok da tın bence yazdıklarından anladığım ve seni blogdan bildiğim kadarı ile pek de hoş olmuş
sevgiler saygılar efenim :)

kendinikertenkelebek dedi ki...

sen gayet kendindesin de, kendinde olmayan çok insan var bu memlekette...

Soner Tufan dedi ki...

Ses tonun ince olsa ne olur? NEden bu kadar etkilendin ki? linkini atsan da izlesek, sonra da yok canım ses de güzel, anlattıkları da desek, ya da yaw ses güzelmiş de, güzel yazıyor ama diye avuntu bulsak, ne bileyim, ne kitabı yazdın sen? Valla merak ettim, umarım okuma fırsatım olur:)
Takma kafana derdim de işe yaramazdı, epey takmışsın zaten, taka taka söyleye söyleye, yaza yaza sindirirsin, sonra da dalga geçmeye başlarsın ki işte o zaman o tepeyi aşmış olursun,
aman neyse ben de köşe kadısı gibi saydım döktüm... şimdi şunu söyleyebilirim, tweetlerin takip ettiriyor, ve okumaktan hoşlanıyorum.

Adsız dedi ki...

Ben programı izlemedim ama izleseydimde şuan farklı şeyler yazıyor olmazdım. Sen şarkıcı değilsinki niye sesine bu kadar takıldı insanlar, seni haytalarında görüp konuşamayacaklar bile. Seni görseler, manken değilsinki görüntün için tonlarca yorum yapsınlar. Senin elini yüreğini sevmeli(ler)yiz. Seni yazdıklarını okuyarak tanıdık öyle takip ettik öyle sevdik, öylede kalsın. Pelin candır (:

Adsız dedi ki...

Evet haklısın. Ama sen vapura binmezsin ki. Sen minibüse de binmezsin ki. Ama yine de haklısın,çok hem de.

Adsız dedi ki...

Televizyona da SMS'le katılsaydın ahahaha. Tatlım niye bu kadar sorun ettin biz de insanız normaldir yani... Zamanla alıştıkça çözülür bunlar, bence; ben sadece yazarım konuşmam diye bir moda sokma kendini. Hayat kaldığı yerden devam moral bozmak yok! Öpüldünüz.

Adsız dedi ki...

çok haklısın ve bence böyle bir yazı yazmakla çok iyi yaptın. programda eleştirilen blogunu ihmal ettiğin konusunu da halletmiş oldun hem :) ama açıkçası ben bu durumu yaratmada senin de payın olduğunu düşünüyorum. formspring'deki 'bacakların ne kadar uzun, memelerin küçük mü' vs. soruları ve seninbu sorulara ciddi ciddi cevaplar vermenle başlayan süreç, facebooka koyduğun resimlerinle ve fno için twittera eklediğin resminle devam etti. ne bileyim ne gerek vardı ki mesela o resimlere? yüzünü kapatıp bacaklarını açtığın resimlerini koyarsan insanlar da yüzünü görmek için manyak gibi üstüne gitmeye başlar tabii ki diye düşünüyorum. Bunun böyle olacağı belliydi sanki.. çünkü fiziğinin de düzgün olduğunu fark edince hastalık derecesinde merak etmeye başladı insanlar seni. Eminim herkeste bi "yüzü de, sesi de bacakları kadar güzel mi acaba" merakı mevcuttu mesela. sesine bu kadar bok atmalarının bi sebebi de bu bence. neyse bu durum ilk başlarda senin de hoşuna gidiyordu bence, ki gayet doğal.. artık rahatsız edici boyutlara ulaştığı konusundaysa sana hak veriyorum, çok sinir bozucu bi durum gerçekten. kitabın çıktığı zaman daha da artacak bu sapıklık derecesindeki ilgi.. nasıl başa çıkacaksın bilmiyorum, şimdiden bol şans diliyorum.

neyse kitabının konusunu merak ediyorum ama. programda söylediklerin pucca'nın kitabını hatırlattı biraz ama onunkinden daha farklı bir şeyler olduğunu düşünüyorum, zaten sen de konuyu düzgün anlatamadığını yazmışsın. yazıp bitirdin mi bilmiyorum, hala yazmaktaysan kolay gelsin.

Adsız dedi ki...

tv.da twitterden tanıdığım bi arkadaşımın evinden konuşuyorum dedin,kimdi acaba?

MeLLy dedi ki...

Yaaa boşversene, kim ne derse kıskançlığından-saçmalığından diyor yaa.. Ben hiçbir gariplik farketmedim, gayet de konuşuyodun işte.. Sadece o yazıları yazan kız bu kadar sakin bir kız olamaz dedim o kadar ki normalde o kadar sakin konuşmadığını da tahmin ettim yani.. Bizler yada eleştirenlerin kendileri çıksa ne yapacaklar kimbilir; insanız, tabii ki heyecanlanırız...
Sen yaz yazılarını, yoluna devam et aynen...

rahat yazar dedi ki...

O programı ben de izledim. Heyecanlıydın tabiki:) Fazla izleyenin ve ünün olunca böyle her türlü eleştiri kaçınılmaz olur. Hele kitabın çıktığında seni takip edenlerin sayısı daha çok arttığında işin zor. İyi ki kimliğin gizli. Görmediği insanın sesine bile laf söyleyenler görselerdi seni ne olurdu bilemiyorum:) Kolay gelsin. Yazılarını okuyayım şimdi;)

morfularlikiz dedi ki...

Bişey diyeyim mi, eğer sen o programa çıkıp çok profesyonelce hiç sesin az da olsa titremeden, ıhm mıhm etmeden katılıp, konussaydın inan bu kadar samimi bulmazdım. Sonucta siz dizustu yazarları cok normal sade hayatlar yasıyorsunuz. Ve sade ve amator bır ınsanın ılk defa katıldıgı bır TV programında kekelemesi, teklemesi, sessizleşmesi kadar şirin bişey yoktur. Samimiyet budur. Ben çok beğendim:) gercekten

Milagros dedi ki...

Sevgili PinkFreud, boşver ses tonunu :) İnce , ti,z vs ne farkeder.. Kelimeleri bu kadar iyi yönetebildiğin sürece kime ne ? :)

Beni ses tonun ilgilendirmiyor,

Sevgilerimle

Milagros

Karakutu dedi ki...

bakmayın rahat olduklarına, günümüz insanları daha utangaç diyordu bir araştırmacı. sanal dünyada kendini rahatça ifade edebiliyorlar çünkü ses yok, görüşme yok, jest mimik yok. yazı sayesinde bunlar gözardı edildiğinden utangaç olmaları da gayet normal diye de ekliyordu.
bu yazıdan sonra daha da hak verdim, sırf rahatlamak için döktüğümüz içimiz bir süre sonra gerçek hayatla çakışınca karışıyor işler. normal normal :) de ben de duymak istedim şimdi o ince sesini, eminim tatlıdır :)

A-H dedi ki...

ilk kez rastladim sana, ilk bu yaziyi okudum, samimiyet damliyor kaleminden... sevdim bunu :)
dur geri kalan yazilara da bir goz gezdireyim ben simdi :)

Defne Suman dedi ki...

İsminizi duymamıştım. Duyunca pek sevdim. Televizyoda duymadığım sesinizi okuduklarımda duydum ve onu da pek sevdim. Belli ki kendini ifade kanalı size yazmak yakasından açılmış. Patırtı yapmasınlar.
Rasgele!

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar