Gönderen / 26 Mayıs 2010 Çarşamba / 10 Comments /

Sonunda Bitti

Düşünüyorum... Altı yıl ne çabuk geçmiş. Altı yıl önce arkadaşlarım "Lost diye bir dizi var, süper, kesin izle, süper!" dediklerinde nasıl küçümsemiştim kendilerini. O her zamanki kendime güvenimle "aman piyasa işidir, çok tutuyorsa zaten izlemem" dediğimi de hatırlıyorum. Büyük lokma ye, büyük konuşma. Bir de asla "aşık olmam ben" deme. Aynı yıl içinde hem Lost'un fanatiği, hem de aşık oldum. Üstüne üstlük Lost’un ilk sezon dvd setini ilk ve tek aşık olduğum adam hediye ettiğinden midir nedir, aramızda bir garip bağ kuruldu Lost'la. O yüzden bendeki yeri her zaman apayrı olmuştur Lost’un.

Diziye başladığım günden itibaren her zaman bambaşka anlamlar yükledim. Adama da... Ve sevgilimin "sana altı sezonun dvd setini almadan hayatından çıkmayacağım" demesi de bir bakıma Lost sona yaklaştıkça, sevgilimin de hayatımdan sonsuza kadar çıkması demek oldu. İkisine de aynı anda başlamıştım ve ikisi de benim iradem dışında, aynı anda gideceklerdi.

Ve korkuyla beklediğim, okulun son günü gibi, heyecandan öldüğüm ama gelmesini de istemediğim Lost'un son bölümü Pazartesi günü yayınlandı. Aylar öncesinden planladığım gibi sabahlayıp sabahın beşinde izleme planlarım ise maalesef uykuma yenik düştü. Finali izlemem biraz daha gecikti. Psikolojik bir testti benim için final. Biliyordum, dizi bitecekti, bir iki ay sonra dvd seti çıkacaktı, sevgilim onu da bana alacak ve Lost gibi gidecekti. Sezon sonu finali değildi bu, dizinin, ilişkinin, hayatın finaliydi.

Evet, söylüyorum hep, diziye gereğinden fazla anlam yüklüyorum. John Locke hatch’ın kapısından aşağı doğru baktığı günden beridir Lost hayatımda, o adam da. İkisini de elimde tutmak istedim, sahiplenmek... Ama ikisinin de bitmemesini isterken yüksek beklentilerim sonucu aynı doğrultuda kötüleştiklerini farkettim. Sevgilimle de ilk günkü gibi değildik sanki -kim öyle ki?- Lost'un son sezonu da bir sıkıntılı. Herkesin yüzünde bir kasvet, görev gibi oynuyorlar sanki, bana görev gibi kapıyı açan sevgilim geliyor aklıma. Görevler o kadar sıkıcıdır ki, ister oyuncu ol ister sevgili, yaptığın herhangi bir şeyin görev olduğunun bilincindeysen ondan tek kuruş zevk alamazsın. Seks, sevişmek, orgazm, güzel bir akşam yemeğine çıkmak, elele tutuşmak. Bunların önüne, yanına, sağına, soluna tuzluktan biraz görev serp, anında tatsızlaşırlar.

Mutsuzluk elindekilere yüklediğin anlamlar kadar sana etki edebilir ve biz hayatımızdaki her şeye saçma sapan anlamlar yükleyip dünyanın en büyük mutsuzluklarını yaşadığımızı sanıyoruz. Mesela ben Lost’un Mısır tarihine uzanmasını, Mayalarla, İsrailoğulları'yla ilişkilendirilmesini beklerken, herkesin bir anda mutlu oluverdiği Türk filmleri gibi bitmesini kabul edemedim günlerdir. Hazmedemedim bu oldu bittiyi. Hayatımın altı yılını verdiğim bir dizinin bitmesini de hazmedemedim zaten. Tıpkı en özel, en güzel, en olağanüstü aşkın altı yıldır kendiminki olduğunu sanmam gibi.

İkisini de zor öğrendim belki ama, ne Lost özelmiş, ne de sevgililer.
Share This Post :
Tags :

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Popüler bir yazarın, popüler bir konudaki yorumlarını okumak ne hoş :) hep yazın siz.

Adsız dedi ki...

Sen bir yerde yazıyor musun? Doğru söyle bak! :))

VodviL dedi ki...

http://say.expressivo.com/pRHpCIO5

VodviL dedi ki...

http://say.expressivo.com/Rem75jCs

Adsız dedi ki...

Gerçekten fiyaskoydu Lost'un sonu. Sevgilinden ayrıldın mı anlamadım ben bitti mi o da? Sana niye hala hediye alıyor ki o zaman saçma yani.

nazlı dedi ki...

gerçektenn çok beğendimm=)

kutu kutu pense dedi ki...

bir bitişi önceden bilmek de ayrı birşey ama.

hafifim dedi ki...

ya nerden goruyorsunuz bu kendimdedegilimin resimlerini:) merak ettim cok, bu sekilde muthis betimlemeler yapan birini hayal ediyorum, fakat ilahilestirmeden once gerceklestirsem daha iyi diye dusundum..bi kere gorsem yeter:) bilen goren var mi?

hafifim dedi ki...

yuh bana ilahilestirmek dedim ilah ya ilah..pardoon

Adsız dedi ki...

ay bi yanda ilişki bi yanda lost... koskoca 6 yıl nasıl güzel yazmışsın ya çok sevdim.

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar