Gönderen / 9 Mayıs 2010 Pazar / 37 Comments /

Rugan Terlik

Güzel kadınların kendilerini pek de gösteremediği lahana gibi kat kat giyinilen kış bitti. Ara mevsimdeyiz, bahar.. Baharda aşık olunur derler ama şunu da unuturlar, bir nevi dinlencedir bahar. Terkettiklerini, seni terkedenleri düşünürsün. Düşünmekten aşık olmaya vaktin kalmaz. Zaten kalbinin de hızlı çarpabilmesi için biraz dinlenmeye ihtiyacı yok mudur? Neyse ki sayılı ay çabuk geçiyor ve yaz geliyor. Yılın en sevdiğim mevsimi...

Yazın biz kadınlara getirdiği mini bir de kabus var tabii, yok yok, çıplak bacakların ağda probleminden, bikiniden hafifçe taşan ayva göbeklerden bahsetmeyeceğim. Duymak istemediğim bir sezon; düğün sezonu da açılıyor yavaş yavaş. Sağdan soldan gelen haberler, sürekli annenin arayıp "bilmem kimin dayısının kızı da evleniyormuş" şeklinde imalı haber vermesi, ofisin panosuna asılmış kocaman kurdaleli düğün davetiyeleri çekilebilir gibi değil. En azından benim için değil, en azından diğer kadınlar için değil.

Her sene çekemem bu tatavaları da, bu sene hayatımda bir ilki yaşadım ve bir eski sevgilimin evleneceğini öğrendim. Ben bu kadar yaşlandım mı? Yok, yaşlanmadım, O yaşlanmıştır diye düşündüm. Ben hiçbir sevgilimden düğün davetiyesini yollayacağı kadar medeni ayrılmayı başaramadığım için davetiye falan gelmedi elime. Klasik “bir arkadaş”tan duydum. Duyuruldu hatta! Ama olayı haber veren arkadaşıma umursamıyormuş gibi yaptığım bir dakikalık süreyi herhangi bir aktrist B sınıfı filmde oynasa piyasada almadık ödül bırakmaz.

Tabii ki daha önceleri de ayrıldığım erkeklerin sevgilisi olduğunu duydum. Ama evlilik haberini duymak ilk kez başıma gelen bir şeydi. İlk olarak "neden ben değil de O?" sorusunu sordum kendime. Bir sonraki saniyede ise hiç ama hiç anlaşamadığımızı, apayrı insanlar olduğumuzu, birbirimizden nefret ederek ayrıldığımızı hatırladım. Hem ben ayrıldıktan sonra bu adamı hiç düşünmemiştim ki? Şimdi bu düşündüklerim neydi o zaman? İtiraf edeyim, evleneceği kızın seçilmesinden çok, evlilik için benim seçilmemiş olmama bozuldum. Tüm hatalarımla, kadınsı kaprislerimle kendimden uzaklaştırdığım adamın yine de beni seçeceğini düşünmüşüm demek ki çok derinlerde bir yerde. Seçmemiş... Annesi aradığında "arkadaşlarlayız şimdi, ben seni ararım sonra" deyip telefonu kapadıktan hemen sonra deli gibi içip seviştiğim adamın rugan nişan terliği bakması fikri kafamda işte, atamıyorum bir türlü. Tokalı mı alacaklar acaba terliği?

Bir süre sonra fark ettim ki - ne bir süresi? duyduğumdan beri bu olayı düşünüyorum ve sanki sonsuzluğa kadar düşünecekmişim gibi- ben, O'nun beni dahil etmediği bir hayat kurması fikrine deliriyorum. Bir kadında bencilliğin zirve yaptığı anlar aslında ne kadar da can acıtır, karşında biri varsa onu, yoksa kendi kendini yer bitirirsin. İşin içine üçüncü bir şahıs girince, eskiymiş yeniymiş kimse için farketmiyor, bazı insanlar üzülüp belki bir kadeh içip unutmaya çalışıyor, bazıları benim gibi biraz daha abartıyor üzüntüsünü. Hem ben elbette ki "benden ayrılan adam yataklara düşsün, intihar etsin, hayatı olmasın" falan da demiyorum. Ama öyle düşünmek de kendimi hiç iyi hissettiremiyor. "Benden ayrılan herkes mutsuz, kimse beni unutamadı" fikriyle yaşamak inanılmaz iyi hissettiriyor, filmlerdeki kötü karakterlere benzemek değil güç veren, özbenliğimin vazgeçilemez olduğunu bilmek, dudaklarımı düşündüğünü tahmin etmek, her öpüşmesinde beni hatırladığını tahmin etmek. Biz olabildiysek kendi olamamasını, benim yerime birini koyma çabasını keyifle izlemek. Ama bu adam resmi olarak mutluluğunu teyit ettiriyor evlenerek. Hem de belediyeye! Hem de şahitler ve davetliler huzurunda. Hem de rugan terliklerle...

Bu adam her sabah aynı kadınla uyanmak istiyor, ve o kadın ben değilim.

Başkasının mutluluğundan mutsuz olmak sakat bir beyin işleyişi gerektiriyor. Maalesef anladım ki sonuna kadar da sahibim buna. "Nasılsa en fazla beş yıl sonra mutsuzluktan ölecekler" diye kendimi avutuyorum.

Ben bir kadınım. Rugan terlikten nefret ederim ama o terliği ben almalıydım O'na...
Share This Post :
Tags :

37 yorum:

Adsız dedi ki...

sen bu kafayla gidersen kim napsın seninle evlenip

Ece dedi ki...

Her zamanki gibi çok samimi. Tebrikler.

Adsız dedi ki...

cok sevdim. bende de aynı beyin işleyişi var, aman ne güzel (!)

Adsız dedi ki...

Bende birkaç gün önce eximin evleneceğini öğrendim ve aynı şeyleri hissediyorum şuan.İnanır mısın kız o kadar çirkin ki,niye ben değilim diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.

papirus dedi ki...

Çok güzel, çok gerçek ve çok "kadınca"... elinize sağlık.

Violette dedi ki...

Histerik kadın beynini o kadar güzel anlatmışsın ki doyamadım okumaya. Emin ol yalnız değilsin.

Adsız dedi ki...

bu kadar aciz misiniz üzüldüm.. buna umarım sıradan bir kadın yazmamıştır bu yazıyı.. eğer türkiye'de kadınların geneli senin gibi düşünüyorsa kendilerine saygı duymamızı nasıl bekliyorlar ?

Adsız dedi ki...

Sana ulaşabileceğim msn adresin var mı?? Facebookta olur. çok önemli lütfen....

Yazıda fena değil.

Adsız dedi ki...

oyle boyle ama gercek bu, ben de ayni seyleri hisseden bir kadinim..niye ben degilim o kadin sorusu, bir erkek ve siradan kadinlar tarafindan anlasilamaycaktir hic bi zaman. ve boyle dusunmek bi kadini aciz yapmiyo aksine digerlerinden farkli kiliyor, dert etmeyin.

bla bla bla dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
VodviL dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
EzgiB dedi ki...

Senin gibi dünya s.....me, minate g...me modunda bir kadının evlilik olayına bu şekilde bakması herkesi şaşırttı sanırım, ondan bu yorumlar. İçeriğie kısmen katılsam da yazım dili olarak çok beğendim, böyle devam PinkyKinky :))

cansu dedi ki...

tam bir kadın.evet benim ve onun gibi normal bir beyin işleyişine sahip olmayan her kadın eski sevgilisinin evlenecegini ögrendigi an böyle seyler dusunuyor... bende bu aralar tam da bu konuları düşünüyordum.acaba eski sevgilimin evlencegi haberi bir sekilde bana ulastırılsa ne yaparım tepkim nasıl olur cok merak ediyorum.ben terketmiş bile olsamm eminim kıskanırım...böyle de salak sacma bi zihniyete sahibim evet bende sen'im :)

evagas dedi ki...

Yazın çok içten ve okurken gülümsetiyor.İçini daha da ortaya döktükçe, etraftan gelen eleştirilerin yankısı artabilir, sakın yılma ve taviz verme!

Adsız dedi ki...

twitter'a sayende 'inme' indi:)))
evagas

çılgın sedat dedi ki...

eski sevgilim durup durup "sen benim gibisini zor bulursun " derdi. Haklı da, öyle güzelini , kültürlüsünü, akıllısını bulmak zor.. Ama bunu her fırsatta başıma kakması, başlamadan bitiriyordu herşeyi..

herkese mutluluklar :P

Adsız dedi ki...

O kadar basit bi kadınsın ki. Senin gibi olgunlaşmamış kadınların varlığı çok korkutucu.Bilmem kimle seviştiğin, sevgilinden ayrıldıktan sonra kıllı bacaklarla gezmeyi zafer sandığını diğer insanlarla konuşmaktan utanacağına gidip de paylaşman...Hayır bir de gizli kimlik filan. Emin ol kim olduğun ve basit hayatını gizli kimliklerle ortaya koyuşun filan herkesin çok umurunda. Bir de kimileri sakın yılma taviz verme filan demiyor mu... Onlar da senin gibi zavallı,yazık. Ben bi kadınım sevişiyorum ve evliyim. Sana da acıyorum. Zavallı.

Adsız dedi ki...

Bu yazıdan beri herkes düğün, eski sevgili, koca bulma, evlilik yazıyor twitterda dünden beri. Nası bi güç sendeki, pes. Pek bir numaran da yok bana göre ama hastan olmuş bunlar.

Adsız dedi ki...

Belli ki, son bir umut, son bir çırpınış, bir ses, bir çığlık...ben hala bıraktığın yerdeyim babında, duru suya atılan son bir taş..Ha! su bulanırsa ne ala, egosal bir orgazm yaşanacak olan, ötesi yok...hepsi onun bu blogu okumasına , okuyor olabilme ihtimaline bağlı...sence okuyor olmalı..ama ya başkasını seçtiği gibi, okumuyorsa da bu yazılanları..o zaman rugan terliklerin çifti birden bi taraflara girecek gibi :)

msgemini dedi ki...

"Adsız" adsızlar bir de sataşmazlar mı?!?! Şaşırdım kaldım. Ancak bir iş yapan hata yapabilir. Kaldı ki bu yazıda ne gibi ve nasıl bir hata aranabilir? Birisi hissettiklerini cesurca yazıyor. İsteyen okur istemeyen okumaz. Bence öfke insanların içlerindeki yetersizliklerin bir yansıması. Ben kadın yazarları çok çok seçerek okurum. Sizdeki rahatlık, yaratıcılık ve akıl kombinasyonunu çekici ve eğlenceli buluyorum. Hatta imreniyorum. Bazıları da gazete köşelerinde her bir haltlarını anlatıyorlar, ama onlarda sevilme, beğenilme ihtiyacı ön planda gibi geliyor. Ayrıca aynı derecede akıllı ve yaratıcı değiller. Sadece rahatlar. Sizde ayrıca tüm anlattıklarınız ve aksini yazsanız da "rugan terlik" hikayesinde de özgüveni hissediyorum. Bunları düşünceden yazıya dökmek bile başlı başına özgüven ifadesi. Beğenmeyen okumaz :) Ben çok keyifle okuyorum.

Adsız dedi ki...

Yahu şu yazıyı okuyup senin evlilik meraklısı olduğunu düşünen arkadaşlarla aynı yazıyı okuduğumdan şüpheye düştüm şu an. Son derece kadınsı duygularla eski sevgilinin başkasıyla mutlu olabilmesini yazmışsın, tutturmuşlar evlenmeye çalışıyorsun.Kör münüz ya :)

pipo bence pipo değil dedi ki...

İnsan her zaman sahip olamadığını arzuluyor...

Adsız dedi ki...

Artık rugan terlik yerine ankastre fırın falan alıyorlar, ben öyle gördüm eski sevgilimi, mutlukluk diledim ikiyüzlüce. ama yazını okuyunca anladım ki hepimiz aynıyız :=)

filizsafiye dedi ki...

sürekli takibimdesin. twitter' ı ilk açtığımda senin yeni yazın var mı ona bakıyorum. Sevgiler.
"Başkasının mutluluğundan mutsuz olmak sakat bir beyin işleyişi gerektiriyor. Maalesef anladım ki sonuna kadar da sahibim buna. "Nasılsa en fazla beş yıl sonra mutsuzluktan ölecekler" diye kendimi avutuyorum.

Ben bir kadınım. Rugan terlikten nefret ederim ama o terliği ben almalıydım O'na..."

Adsız dedi ki...

:))))) pek doğru

Adsız dedi ki...

Evlendiği kişiyle bir süre sonra arkadaş gibi olucaklar.Fakat siz onun aklında hep, ulaşıpta kaybettiği,arzuladığı biri olarak kalıcaksınız bence.Siz arkadaşla yapılmış gibi bir evlilik ister miydiniz bir düşünün.

Adsız dedi ki...

Bu kadar "kadınca" yazmana bayılıyorum.İçimizdekiler,düşündüklerimizi,bizi anlatıyorsun bize.İyiki açtın şu blog'u.Umarım devam edersin.

Twitter'dan Buse.

Adsız dedi ki...

'eğer evlenme kapasitesi olan bir adam olsaydı;benimle evlenirdi' dediğimi hatırlıyorum.Ama başkasıyla evlendi..tercih edilen kişi 3 senedir birlikte olduğu ben değildim.yaralanmış ve karalanmış hissettim.peki ben ne yaptım?önüme çıkan ilk kişiyle evlendim.aradan tam 10 sene geçti.o,karısından boşanalı çok oldu.bense hala evliyim

Adsız dedi ki...

galiba aynıyız ama ben hiç bi zaman kendime bunu böylece itiraf edebilcek kadar cesur olamadım.güzel yazıların,etkili ifade biçimi ve tabi ki cesaretin için kutluyorum seni.

Adsız dedi ki...

twitterda ki kadınla alakan yok acıların kadını Bergen yazmış sandım bir an şimdiki sevgilin çok cool olmalı eski sevgilinle yaşadıklarını anlatınca oda senin exine hissettiğin duyguları hissetmesin... Bari bunu elinde tutda imza atarken bas ayağına hahah kendimdedeğilim iyidir iç açıcı umursamaz bizim ona ihtiyacımız var eski sevgiliyi çekemeyen ızdırapingo ya değil =))

Adsız dedi ki...

Süper ve tamamen içten bi yazı. Kadınsı bakış açısını çok iyi yansıtmışsın. Tebrik ediyorum seni.

Birçok kadın itiraf etmese de böyle hisseder. Sen en cesurlarından birisin. Harikasın.

imza: twitter'dan "diosun" :)

Sestra dedi ki...

ben mi yazdım bu yazıyı yoksa:)) demek hepimiz 'malum' haberi alınca aynı şekilde hissediyoruz. Adamın kim oldugu, kiminle evlendigi, neden ayrılmış olduğumuz vs derhal önemi kaybediyor ve akla sadece tek bir soru geliyor: NEDEN BEN DEĞİLİM ?? Ama daha dur güzelcim beterin beteri var. Çocuk haberini alacaksın, asıl o anki performansınla oscarları silip süpüreceksin. Tecrübe konuşuyor.. aşk meşk biter ama çocuk ilelebet bir bağdır ve bu çok koyar uzaktan bakana...

ALIŞVERİŞ CİNİ dedi ki...

Baştaki yorumlara koptum :) Yazı dilini anlatış tarzını çok beğeniyorum. Konuyla ilgili ise henüz deneyimim olmadı, ama olsa da sanki o kadar koymayacakmış gibi geliyor. Yaşamadan pek büyük de konuşmamak lazım tabi :)

neslihan dedi ki...

Tebrikler, cok guzel ifade etmissiniz. Kadinlar kendine bile itiraf edemezler ama asagi yukari bunlari hissederler...

Adsız dedi ki...

of mükemmel kesinlikle, çoğu kadın böyle hissediyodur eminim. hatta sadece çoğu kadın değil. birçok erkek de böyle hissediyor.yakından tanıma şansım olan dostlarım ve eski sevgililerimde bunu gördüm ben. hatta ben evlendiğimde delirenlere de şahit olmuştum. ilk defa okudum yazılarını. denk geldi. ama bundan sonra hp takibinde olucam sanırım. bu kadar içten ve bu kadar aynı duyguları paylaştığım biri oldugun için

Adsız dedi ki...

bu bloglarını bir kitapta birleştirmen bile o kitabın yok satmasına yeter.. çok beğeniyorum, tebrikler :)

Bal Porsuğu dedi ki...

Tabiki üzerinden 4 yıl geçmiş bu hikayenin .. şunu bilmeliyizki ; erkekler katlanılmaz olduklarının farkındalar ve hayatlarına alacakları kızların onlara katlanmasını isterler... senin benim gibi kızlar ise ben bu adama ne katlanacağım anlaşamıyoruz biz diyip çekip gider..Sonra doğru kişi hayatlarına girer güzel çirkin hiç farketmez çirkinlik sadece bizi avutan ufacık birşey ama eğer biz bu adama katlansaydık zaten o kadınların yerlerinde olurduk olamıyorsak katlanmıyorsak ve o kız katlanıyorsa mutluluklar abi helal olsun deyip düşünmemek lazım...

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar