Gönderen / 23 Mayıs 2010 Pazar / 17 Comments /

Bana Yalanlar Söyle

Sevgiliyi özel yapan nedir? Bir kere kendi vücudumuzda sayılı defa gördüğümüz ya hiç görmediğimiz bölgeleri defalarca gören kişidir sevgili. Dudağının tadı da özeldir, sana bakışları da özeldir. Sen sen olduğun için yanındadır çünkü. Başkasıyla değil, seninledir. Bu adamı yeri gelir, senin için kariyerinden vazgeçen annenden de çok seversin, yeri gelir saatlerce omzunda ağladığın en yakın arkadaşını satarsın uğruna. Bazı zamanlar dünyandan vazgeçer, beraber kurduğunuz mütevazi evrende yıldızlara yolculuk yaparsın. Bu fedakarlığın, onun için tüm dünyaya resti çekmenin sebebi belli: Çünkü O sana kendini iyi hissetiriyor. Çok iyi hissettiriyor hem de. Sayabilirm size, sevdiğin bir adamla birlikte vakit geçirmek için binlerce sebep var ama olayı en basite indirgersek, sevgili dediğin "şey" seni mutlu ediyor.

Küçücük saksıda bile yanyana duran iki çiçek birbirinin üzerine doğru dallanıp budaklanmaya çalışırken, dünyadaki en karmaşık organizmalardan biri olan insanın bir diğeriyle kusursuz mutlu olmasını kimse beklemiyor. Hele konu kadın ve erkek olunca. Birbirinden tamamen ayrı düşünsel ve/veya fiziksel dizaynları olduğunu düşündüğüm kadın ve erkeğin kendilerini iki kişilik bir dünyada birer birey olarak iyi hissetmeleri içinde beraber olmalarına ilişki deniyor. Ve bu ilişki içinde iki kişi olduğundan dolayı asla basit bir şey değil. Ne balkondaki çiçeği sulamaya benziyor, ne de kedinin mamasını vaktinde vermeye. Çok hassas bazı dengeler var “ilişki” denilen şeyde. İlk aklıma gelen, iletişim dili. Mesela, asla ama asla dile getirilmemesi gereken cümleler:

Ayağına kokarca yuva yapmış: Kısaca "ayağın kokuyor" da denilebilir. Erkekler biz kadınlara göre bakımına biraz daha az özen gösterdiğinden, bir kadının erkeğe "ayağın kokuyor" demesi gayet normaldir. Pek de alınmaz erkekler buna. Ama bu durumu tersine çevirirsek, bir erkeğin kadına "ayağın kokuyor" demesi felaket kilisesinin rahibi olup çanları aralıksız çalmak demek. Biz kadınlar kendimizi asla sıçmayan, sıçsa da pembe sıçan, gaz çıkarmayan, hijyen timsali insanüstü varlıklar olarak göstermeye bayılırız. İşin çok daha kötüsü, buna kendimiz de inanırız. Halbuki ayak kokması gayet doğal ter bezleriyle ilgili bir olaydır ve bazı durumlarda kişisel hijyenle de alakası olmayabilir. Ama bir erkek bunu dile getirdiği an kıyamet kopar. Kendimizi kaptırdığımız prenses rolü yerle yeksan olur ve bu utancın verdiği öfkeyle dünyanın en büyük kavgaları edilir.

Kötü bir sevişmeydi: Bir önceki örneğimizin tersine, bu lanetli cümleyi de asla bir erkeğe kuramazsın. Seks erkeğin ego ölçeridir. Annesi tarafınadn el bebek gül bebek büyütülmüş şımarık lordumuzun yaşamın her anında pohpohlanmaya ihtiyacı vardır. Bu kategorinin içine ne kadar nefes nefese kalırsa o kadar iyi seviştiğini sanan erkekleri de katmadım daha. Fakat görece olarak iyi giden bir ilişkide bu cümle mümkün değil kullanılamaz. Tek gecelik ilişki yaşayabilecek kadar sağlam mideye sahip olanlar belki gocunmadan söylerler, "nasılsa bir daha görmeyeceğim" diyerek, fakat “sevgilim” dediğin adama kötü seviştiğini söylersen, hem adamı yıkarsın, hem de çaresiz kalacak adam saldıracak bir hedef olarak seni görecek ve saniyeler sürmeden küçük çaplı bir tartışmayı müthiş bir kavgaya döndürerek sana ufak bir cehennem simülasyonu yaşatacaktır.

Aslında ilk aklıma gelen iki madde bunlardı her iki tarafın gözüyle bakınca. Daha çok şey yazılabilir. Fakat farkettim ki yazı son derece samimiyetsiz ilerliyor. Yani ben bunları kafaya takacaksam, söylediğim adam kafaya takacaksa niye sevgilim? Paylaşmak deniliyor ya ilişkilerin olmazsa olmazı, hep iyiyi, güzel, ya da psikolojik sorunlarımızı, ya da iş yerindeki pislik kızları dinlemek mi paylaşmak, sevgilim dediğin adamla iyi ve tat alarak sevişmek arzumu niye paylaşmayayım? Ya da o burnunun direği kırılıyorsa kokudan, buna benim için niye katlanmak zorunda olsun ki?

Benim bugüne kadarki her ilişkimde sevgilim her şeyden önce en iyi arkadaşım oldu, sonra da sevgilim. Her insan ve her ilişki de başkadır. Her arkadaşlığın bambaşka olduğu gibi. Belli bir samimiyeti aştığın kişi zaten sevgilin olmuştur. Hayatında kaç kişinin dudağını öpüyorsun arzuyla Allah aşkına? E bu adamın burnunda ceviz kadar sümük olsa ne olur, kötü sevişse ne olur. Söyle gitsin...

Ama o bana yine de söylemesin...
Share This Post :
Tags :

17 yorum:

Adsız dedi ki...

Son cümlelerine bayılıyorum. Seni sen yapan cümleler onlar bence.

Adsız dedi ki...

Çok yapay olmuş, ama doğruluk payı da var.

Nurcan dedi ki...

Yazı hiç de kötü gitmiyordu ama samimi bir itiraf olmuş. Kendimi bana sen anlatıyorsun resmen daha sık yaz :))

Adsız dedi ki...

benimle evlenir misinnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn???? bu kadar kafa hatunu kaçırmam he de plizzzzz

yagmur dedi ki...

:) absoluately agreed!

Dilara dedi ki...

Türk Carrie Bradshaw olarak görüyorum canım seni. Kısa cümlelerin kadar uzunları da etkileyici ve mantıklı. Kendini kısıtladığını farkediyorum ama lütfen devam et.

yineococuk dedi ki...

sevgili boku diye bir şey var :) erkekler yinede mutlu.

Adsız dedi ki...

One night standcilere çaktırmadan çok güzel laf sokmuşsun. Bu işi biliyorsun eferim.

Adsız dedi ki...

arkadaş ayağı göt ayağı mı yani? en iyi arkadaşlarınla mı sevgili oldun hep. hımm. :p

esra dedi ki...

ilk yazılarından farklı olmuş, sanki bir kompozisyon havası var yazıda. pek samimi değil.

éLLa dedi ki...

tespitler dogru. kadinlar erkeklere nazaran biraz daha hassas ama erkeklerinde damarina basilan bazi hassas noktalar olabiliyor. muhim olan rahatsizliklari seviyeli bi sekilde dile getirip, karsilikli anlayis gösterebilmekte.

Malta Eriği dedi ki...

okuduktan sonra 78 defa zıpladım

Adsız dedi ki...

ayşe arman okuyor gibiyim senin yazılarını okurken.daha yaratıcı olmalısın

Nesli dedi ki...

Bu ara pek tweet yazmıyorsun, bloga da pek yazdığın yok. Mutsuz musun?

Adsız dedi ki...

Ben de eni okurken Ayşe Arman okuyor gibiyim ama daha başarılısı, bir gün bir Alya'ya sahip olman dileğiyle :)

seroo dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
pussywagon dedi ki...

gerçekten çok beğendim yazılarını=) samimi itiraflarında var kendimi görüyorum sende=)

Fotoğrafım
Sorun bende değil Sende, Sorun Bendeymiş, Beni Hep Sev ve Mualla'ya Sor kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kaç kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen Pinkfreud'un blogu... İletişim: pinkfreudinfo@gmail.com

Instagram

Dizi Önerisi: Olive Kitteridge

Yine davar gibi bir günde izleyip, etkisinden kurtulamadığım bir dizi önermeye geldim. Selamsız sabahsız girdiğim için kusura bakmayın, öne...

En Popüler Yazılar