17 Aralık 2014 Çarşamba

3'ün 1'i: Hangi Chris?

Biliyorsunuz her yıl "Victoria's Secret Fashion Show" yazılarından sonra bizlere bir göz banyosu niyetine gözümüzü gönlümüzü açacak bir yazı yazıyorum.. Geçen yıl "Hangi Ryan" diye sormuştum o sıska köpeklerden hemen sonra, bu yıl ise "Hangi Chris" diye soruyorum..

Hadi bakalım buyrun sohbete..


İlk adayımız 31 yaşındaki, gençliğinin baharındaki Avustralyalı ballı lokma tatlısı Chris Hemsworth.. Ona insan demeye dilim varmıyor zira insan üstü bi şey bu adam sanırım.. Hem Thor, hem 3 çocuk babası, hem "official" olarak yaşayan en seksi erkek.... İspanyol karısı ile mutlu mesut sürdürdüğü evliliği en sinirimi bozan şey. Aman yok banane elalemin mutluluğundan. Amerikan paçozluğuna sümüğünü atmayıp avrupalı bir eş edinmesi daha da takdirimi kazanmasına sebep oluyor. Gerçi adam o kadar kusursuz ki, sinirim bozulmadı değil. Klasik kezo tribi "ay ben bu kadar kas sevmiyorum" zaten falan bile diyebilirim...


İkinci adayımız iyi aile babası değil, bad boy sevenler için geliyor: Chris Brown... Zenci gibi zenci valla kendisi. Dövmeler, six packler, atar, tutar hepsi bu asi çocukta hayat bulmuş. En nihayetinde Rihanna'mız bile bi şey bulmuş ki kendisine yıllarca abayı yakıp, dayak yemeyi kabullenmiş. İnsan bi hikmet vardır elbette diye düşünmeden edemiyor.. Valla ben de dayak yiyecek olsam egosu sorunlu, güdük türk erkeğinden değil, Chris Brown'dan iki tokat yemek isterdim. Tövbeee, Rihanna kabullenebilir ama ben gelemem öyle şeye, o eli indir şşştt... Dayakçı olmasa benim favori Chris'lerimden olabilir aslında. Birlikte öfke kontrolü derslerine gideceksek neden olmasın...


Vee son Chris'imiz, Chris Martin benim şahsi favorim söylemesi ayıp. İşinde gücünde erkeğe bayılırım biliyorsunuz. Ve kendisi en sevdiğim milletten: O bir ingilizColdplay'in solisti, şarkı sözü yazarı, her bi şeyi Chris Martin'e kendimi bildim bileli yanığım. Son zamanlarda biraz patates olsa da (e adam 40 yaşına geldi) hala oluru var bence. Senelerce Gwyneth Paltrow ile mutlu mesut evliliği geçtiğimiz aylarda sona erdikten hemen sonra Jennifer Lawrance ile takılıp hala gideri olduğunu herkese kanıtlamıştır herhalde. Yazan, çalan, söyleyen, sahnede devleşen bu adamı sevmeyen ölsünnnnnnnn!


Yine pek objektif davranamadım, taraf tuttum gibi görünse de gerçekten bu üç Chris'in üçüne de yanığım. Hangisi kapıma gelse başka diyarlara yol açarım ardıma bakmadan. O yüzden siz bana bakmayın, gönlünüz hangisindeyse oyunuzu ona verin..



Oylarınızı verdikten sonra bu üç bey hakkında gıybete bekliyorum yorumlarda. Diğer "3'ün 1'i" önerilerinizi yazmayı da unutmayın!

Hadi arrivederci.... (Böyle mi yazılıyo kız, rezil olmayalım..)


15 Aralık 2014 Pazartesi

1. Geleneksel Diamond Ball

Günaydın, hiç laga luga yapmadan, direk konuya gireceğim. Zira Rihanna'cığımın güzelliğinin üzerine söylenecek hiçbir kelime kalmadı...


Rihanna'nın annanesi ve dedesigil adına kurduğu "The Clara Lionel Foundation" vakfı için düzenlediği yardım toplama balosu 11 Aralık 2014'de Los Angeles'da gerçekleşti. Yani amaç iyi, kansere tedavi bulmak için, çocukların okuyabilmesi için vs.. para toplanacak ama Rihanna resmen kendisini ve güzelliğini övme gecesi düzenlemiş. Ama şu güzelliğe bakar mısınız, nasıl yapmasın. Bad gal oldu mu sana balo kızı... 


Konuklarını karşılarken, gullüm yaparken pembe bir Zac Posen tuvalet ile görüyoruz önce. Be mübarek senin üzerinde mi dikildi, bu renk sana özel mi üretildi, o cildin porselenliği ne? Bi insan nasıl bu kadar güzel olabilir nasıl nasıl nasıl??? Ve güzelliğinin de o kadar farkında ki, coolluğundan yanına yaklaşılmıyor..


Abartıyor muyum bilmiyorum ama Rihanna'yı gördüğüm en güzel hali bu olabilir. Boynundaki milyon dolarlık kolyesi, ipek gibi süzülen saçları, kusursuz makyajı ile peri kızı gibi görünüyor.. Ay kıçımı kaşıyım bari, nazarım değcek şimdi prensesime...


Ay bu fotoğrafı da koymadan geçemiycem. Ahahahahahahahah şu hale bak. Tamam Kim Kardashian'ı severim de, Rihanna kuğusuyla yanyana geldiklerinde o kadar komik görünüyorlar ki, yarım saat güldüm sanırım. Aynaya bakıp bakıp "Rihanna kadınsa ben neyim, bardak altlığı mı?" diye düşünürken Kim Kardashian'ı gördüm. Hadi biz uzaktan hasetleniyoruz falan da, o garibim Rihanna'yla fotoğraf çekindim diye heveslenip poz verirken oldukça gülünç duruma düşüyor.


Sahnede giydiği ikinci Zac Posen tuvaletle ise artık ağızlarımıza kocaman bir bant çekildi. Şu havaya bak yarabbbbiiimmmmm... Brad Pitt tarafından sahneye davet edildikten sonra minik de bi perforsmans sergileyip iyice kanatlandırdı herkesi.. Bi de sultanım çıkmış orkestra yönetiyor orda. Tabii ki instalık da bir sürü poz vermeyi ihmal etmemiş. O gün bugündür günde 15 fotoğraf koymadan duramıyor. Ulan ben olsam 150 koyardım, koy kız 15 az bile..


Tabii ki tüm konuklar arasında en çok eğlenenler başta Rihanna ve akrabaları oldu. Bu kızın köklerini unutmayıp anası babası teyzesi halasıgile sahip çıkmasını seviyorum ama yeter Rihanna yeteeeeeerrr, düğüne giden görümce gibi süslenen akrabalarından valla fenalık geldi kızım. Konuklara imzalı Rihanna maskeleri hediye edilmesi ise sanırım egoda gelinebilecek son nokta...

Ohh uzun süredir sadece ririmle ilgili post yazmıyordum, baştan aşağı ondan bahsetmek çok iyi geldi. Sizin bu balo, Rihanna'nın elmasları, tuvaletleri, mükemmelliği ile ilgili yorumlarınızı da bekliyorummmmm.

11 Aralık 2014 Perşembe

Mualla'ya Sor #6

Günaydın minik edepsizler. Bu aralar Mualla'nın pek tadı yok. Havalardan mıdır, sulardan mıdır, bilmem ama çevremdeki herkes gibi ben de bi bıkkın, mutsuz, umutsuzum bugünlerde. Gelen maillerden de anladığım kadarıyla sizler de öylesiniz. İçimi bayım bayım bayan, 155 sayfa uzunluğundaki dertler iyice fenalaştırdı beni. Tabii ki yine içlerinden bazılarınıza derman olmaya çalışıyorum. Ama artık "bi çocuktan hoşlanıyorum bana bakmıyo, 4 yıldır platonik aşığım ne yapayım" gibi şeyler sormayın. Git ver adama! Alla allaaaaa..

Gün ışığından daha fazla faydalanmaya başladıkça morallerimiz de düzelecekmiş gibi geliyor. O zamana kadar bu boklu kış ve bu boktan ruh haliyle idare edeceğiz. Kış zamanlarında daha da çok artan depresyon, dert deryası krizlerinizi "muallayasor@gmail.com"a gönderebilirsiniz. Ama bak güzel sorun, gerçekten derman olabilelim oldu mu? Hadi bakalım başlıyoruzzz..


"Ay Mualla ablacım benim derdime bi çare lütfen önüme gelen bütün yakışıklılara vermek istiyorum kendimi tutamıyorum. Şimdi Allah var yukarda bende güzel hatunum dudaklar jelibon gibi, popo desen tam bi jennifer lopez. Benimle konuşan her erkek benimle birlikte olmak istiyo bende istiyorum ama şu seks sorunsalı beni çok zorluyo yapsam mi yapmasam mı karar veremiyorum yani şimdi öyle sikik bi ülkede yaşıyoruz ki mal benim değil mi ister veririm ister vermem kime ne ama işte böyle olmuyo ay ben napıcam bi yardimci ol kardeşine öptüm çoook."

Anam öyle bi yazmışsın ki mailin sonunda cama çıkıp "Yok mu beni sikeeen" diye bağırdığını düşünüyorum. Tamam git kimle yatcaksan yat ama bu kadar da yanıp tutuştuğunu belli etme. Bizim ülkenin erkekleri zaten istediğini yapan, istediğiyle yatan -kendileriyle yatmayan- her kadına "motor" damgası vurma eğiliminde, o yüzden git ne bok yiyosan ye ama böyle borozanla da duyurma. (ps: Benim hatrım için six packli, uzun ve sarışın olanları tercih edersen çok mutlu olurum.)

"Sevgili Mualla Abla,
Derdimi açıkça anlatacağım. Geçen sene herkes benden hoşlanırdı, neredeyse tüm okul. Bakın ilgi çekmek falan değil derdim. Bu sene tek fark saçlarım uzadı. Acaba nerede yanlış yapıyorum? Bu sene kimse bakmıyor. Modam mı geçti nedir? Ya da kendimi böyle şartladığım için mi..?"

Dert mi şimdi bu? Saçım kısayken bakıyolardı, şimdi bakmıyolar diye bi tespitin varsa SAÇINI KESTİR a benim akılsız kızım. Ben mi elinden tutup kuaföre götüreyim ne istiyorsun ki?

"Sevgili Mualla,
Ben başıma büyük işler açmanın kıyısında olabilirim. 5 yıllık bir ilişkim var çok da güzel gidiyor. Arada çalkantılar elbet oluyor ama ciddi ciddi evliliğe doğru gidiyoruz. Gel gör ki iş yerinde kafamı karıştıran bir adam var. 1 senedir beraber çalışıyoruz aslında ama ne olup bittiyse bizim aramızda bööyle bir elektriklenme birşeyler var sanki. Adam evli bir de. Kendisi benden 12 yaş büyük, evli barklı bir adam ve önceden eşini aldattığını ya da başkalarıyla flörtleştiğini biliyorum. İş yerinde bazen etkinlikler oluyor ve biz milletin içinde açık açık yakınlaşmasak da sanki ikimizin hissettiği birşeyler oluyor. Sevgilimi biliyor. Abi ayağına bence şöyle yap, böyle yapsın sevgilin gibi muhabbetler de dönüyor. Ama bol bol da iltifat alıyorum laflar arasından. Kimse görmese bilmese kenarda köşede bir araya gelsek olmaması gereken şeyler olabilir. Bilinçaltım beni koruyor adeta, yalnız kalmamamız için benden önce davranıyor, muhabetin içinde ona göre cevaplar veriyorum. Bir süreçten mi geçiyorum. Birden bire hayatımda ne değişti de kendi sevgilim dışında ilk defa biri bu kadar çekici geldi. Bu durumdan, kendimden çok rahatsızım ne yapmalı nasıl uzaklaşmalı bu adamdan? Sevgilimi de ölesiye seviyorum. 5 yıllık emeği çöpe atamam, derdime çare bul Mualla."

Yuh yani yuh! Bazılarınız mutsuzluğu gerçekten hakediyor. Hem evliliğe giden 5 yıllık düzgün bir ilişkin var, hem aynı iş yerinde olduğun, hem evli, hem 12 yaş büyük, hem de karısını daha önce aldatmış bi denyoya mı varmak istiyorsun? O kart zamparayı bulup işten kovdurucam. Iyy bi de sana ilişkiyle ilgili akıllar veriyomuş, gitsin kendi mutsuz evliliğini kurtarsın o. Bak dertsiz başına dert açacaksın, benden sana söylemesi. Ulan edepsiz olan bendim, şu yazdıklarınıza bak. 

"Merhaba Mualla,

Umarım cevap vereceklerin arasında benim mailimi de alırsın çünkü sen benim idolümsün ve senin fikrini sorgulamadan uygulayacağım.
19 yaşındayım. Erkek arkadaşım 22 yasında. Erkek arkadaşımla bir buçuk yıldır beraberiz beni bi defa aldattı sonra binbir mücadele verdi barışmak için affettim şimdi maşallah süt dökmüş kedi gibi baya bildiğin mükemmel bi ilişkili sürdürüyoruz. Ben bu adamı baya seviyorum bu adam bana affettiğimdende  beri sadık 4 haftadır falan iş için uzak kaldık şimdi 1 hafta sonra gelecek ve baya özledik. Çıktığımızdan beri öpüşmeler koklaşmalar elbet oluyor ama gelince beraber olmak istiyor ve ben bakireyim. Yani açıkçası bende istiyorum hemde çok istiyorum ama çevremde ki ilk ilişki pişmanlıkları yüzünden adamı Elizabetlige mahkum ettim. Nolur akıl ver bana sen olsan ne yapardın.
Cevabını sabırsızlıkla bekliyorum bu arada lütfen artık kitap yaz !! XOXO"

Neeeee, bir buçuk yıldır hiç mikmikleşme olmadı mıııı? O nasıl ilişki be? Tabi aldatır adam seni. Elbette bu işi yapmak istediğin zamanı, kişiyi sen seçeceksin, sırf elinde tutmak için koynuna girme adamın ama böyle de gitmez bu. Bak herifin gözü dışarda belli, bir gitmez, iki gitmez, üçüncü elizabethden sonra en yakındaki fingirdeğe kayıverir gönlü. Bırak sen çevrendeki pişmanlıkları, kendin ne istiyosan onu yap. Belki "ohh kilit açıldı, üstümden yük kalktı, tutmayın beni" diyeceksin, belki de bu seni aldatan denyoyla ilk birlikteliğini yaşadığın için üzüm üzüm üzüleceksin. Kocaman kız olmuşsun, karar senin...

"Mualla abla merhaba. Ben bi kızla tanıştım işyerinde beraber calisiyoruz. Iste ben bunla 3 ay konuştum cok iyi arkadas olduk vs sonra ben bundan hoşlanmaya başladım ama söylemeye korktum çünkü arkadasligimiz bozulsun istemiyodum ayrıca benden hoslanip hoslanmadigini anlamadm. Neyse ben buna dedim birinden hoşlanıyorum oda kime dedi söylemedim trip atti bana bende senden hoşlanıyorum dedim onun cevabı  anlasiyoruz ondandir arkadasligimiz bozulmasin bi sure konusmayalim" dedi 4 gun sonra konuşmaya başladık hala hoşlanıyorum napiyim sen soyle bana.... adimida ifşa etme lütfen :)"

Yaaaa kıyamammmm. Bi götü başı ayrı oynayan kız milletinden gelen sorulara bak, bi de yavrum gariban türk erkeğinden gelen derde bak. Bi yanda arkadaşlığı bozulmasın diye hoşlandığını söylemekten bile imtina eden melek kalpli erkek milleti, diğer yanda evli iş arkadaşına vermeye meyilli türk kızı.... Sanırım biz bu adamları biraz fazla hırpalıyoruz, aralarında yukarıdakiler gibi de var baksanıza :(( Dert sahibine gelecek olursak, bırak sen o kızı, bunlara iyi davranıp yüz vermeye gelmez. İlgi göstermedikçe peşinde köpek olacaktır görürsün. Bi süre sen konuşma, iyi davranma iki gün sonra o kız diz çöküp evlenme bile teklif eder sana. 

--

Ay bu haftalık da bu kadardı. Zaten morallerim bozuk, bi de abuk subuk dertlerle iyice mayıştım. Siz de bu yukarıdaki dertlere derman olabilir, ya da kendi derdinizi "muallayasor@gmail.com"a gönderebilirsiniz. Hadi benim küçük edepsizlerim, bekliyorum nelere kafayı takmışsınız bi bakayım...

8 Aralık 2014 Pazartesi

Victoria's Secret Fashion Show 2014

Yeteeeeerrrrr, al canımı allahım al  al al! Şu üç günlük ömrümde daha kaç VS Fashion Show yazıcam allahım ben? Çektiğim çile yetmedi mi?? Bi kaç gün önce anket yapıp bu yazıyı yazıp yazmamayı sormuştum, maşallah %90 yaz çıktı. Kuzum siz acı çekmekten hoşlanıyor musunuz?


Alın size o zaman Victoria's Secret Fashion Show 2014! Yukarıdaki görselde 9 Aralık diyor ama o tv'de yayınlanma tarihi, defile  2 Aralık 2014'de Londra'da gerçekleşti. Aman ne gerçekleşmek. Bütün dünyacak başka işimiz gücümüz yokmuş gibi bu sıskaları konuşuyoruz hala. Geçen yıl yazdığım yazıya baktım da, geçen sene de beğenmemişim, bu yıl da beğenmedim. Yooo kendim şüşkoyum diye değil, ne alakası var. Sadece bu 3 kiloluk kızların avuçiçi kadar iç çamaşılarıyla koşup zıplamasından çok sıkıldım o kadar! Neyse, madem istediniz yazıyorum işte, alın size tüm detaylarıyla 2014'ün showu...


Bütün yıl konuşulan, 2 milyon dolar değerinde olan "Fanstasy Bra" ile başlayalım. Yahu ebem mi giyecek bunu? Hayır, tabii ki Adriana Ilıcalı ve Alessandra Ambrosio giyecek elbette. Milli yengemiz (tabii ki yok öyle bi şey ama yalanlamak kimsenin işine gelmiyor) ve Türkiye'yi kapı komşusu yapan Alessandra bu yılki milyon dolarlık sütyeni giyme görevini sırtlandılar. Üzerinde toplam 16 bin yakut, elmas ve pırlanta olan bu iki sütyeni yapmak toplam 1380 saate mal olmuş. Ulan çarpım tablosunu ezberleyin desek bu kadar çalışmazlar. 


Şok şok şok! 8 Aralık 2014 itibariyle ilk kez Taylor Swift'i beğendim. Demek bu kızın yeri meleklerin arasıymış. Genelde sahne şovuna çıkanlar bu develerin arasında güdük kalır, kendilerine acındırırlardı. Ama maşallah Taylow Swift siyah danteller içinde en az melekler kadar seksi görünüyor. Geçtiğimiz yıl da, bu sene de üst üste iki kez aynı show'da sahne alarak sanırım bir rekor kırdı. Kankileri Karlie Kloss ve Lily Aldridge ile el ele tutuşup salınmaları sinirimi bozdu. Milletin arkadaşlarıyla sosyalleşmeye, eğlenceye gel, bi de bize bak!


Ahhh hele bu ikinci giydiği geceliğimsi, sabahlığımsı şeye o kadar aşık oldum ki, internette bulabildiğim bütün fotoğraflrına baktım. Keşke modacı bi arkadaşım olsa da bana aynısından dikse.........


Gilded Angels, Universty of Pink, Exotic Traveler, Fairy Tale, Dream Girl ve Angel Ball adı altında toplam 6 bölümden oluşuyordu defile. Ben en çok bu siyahlı bölümü sevdim. İçlerindeki sinsilik ve yılanlığı en iyi bu kara pelerinler, tüllerle yansıtmışlar. Şaka şaka en giyilebilir şeyler bunlar geldi. 


Yani şu hale bak, bunlar ne şimdi? Papağan gibi tüylerle doldurmuşlar kızları. Ulan adamlar bunları çıplak görmek istiyo, çıplak. Kafalarına gözlerine boncuklar, tüyler doldurunca bi numara olmuyo..


Bu mu feşın anlayışınız? Bu mu feşın şov. Yere batsın böyle moda. Daha fazla konuşamıycam...


Ya bakın gerçekten bok atmak için söylemiyorum ama bunların nesi melek?? Şurda sokağa çıksam bunlardan 50 kat güzel kız bulurum. Kemikleri sayılacak kadar sıska olmak, silikonlu memeler, boyalı saçlar meleklik kriteri sanırım. Güzellik anlayışını bu hale getirdikleri için bile sinir oluyorum artık şu tip etkinliklere...


Bir diğer fail ise, showda sahne alan Ariana Grande'ye dev bir kanat çarpmasıydı. Kızcağız minnoş minnoş giyinip hoplayıp zıplarken, görgüsüz kanatlardan biri kafasına çarpmasına milim kala eğilerek kurtulmuş. Milyonlarca adamın hayali VS meleğinin kanadıyla dövülmek olsa da bu şans Ariana'ya nasip oldu...


Kanatlar, kanatlar, kanatlar.... Her showun olmazsa olması dev gibi, süslü, püslü, işlemeli, taşlı kanatlar... Beni artık hiç cezbetmiyorlar.. Bu fotoğraflar kırk yılın başı bloga giren beylere göz banyosu olsun diye konulmuştur..


Aha bunlar da torpilli kanatlar.. Kaç yıllır motorsanız, ay yanlış yazdım, kaç yıllık melekseniz o kadar büyük, ihtişamlı ve pahalı kanatlarınız oluyor. Doutzen Kroes, Behati Prinsloo gibi kıdemli melekler en gösterişli kanatlarla yürüdüler yine..


Beni kanatlardan daha çok mutlu eden şeyler bu kuyruklar, pelerinimsi şeyler. Üff hep içten içe prenses olmak isterken acıkınca canı kokoreç, midye isteyen bi kıza dönüştüm. Yel alsın beni... Bu kuru kemikli sinsi sıskaları daha çok yel alsın. Umarım o neşeyle bindikleri pembe kapılı, pembe koltuklu uçakları okyanusun ortasına düşer. 


Bir de defilenin yanı sıra -öncesinde ya da sonrasında tam emin değilim bi kırmızı halı niyetine pembe halı oluyor.. Kendilerini melekten de melek görüp bembeyaz giymişler, ulan ben kül yutar mıyım, ben yer miyim bunu. Hepinizin içindeki yılanlığı biliyorum.. Beyazlar içindeki Taylor Swift yine faforim, yine faforim. Başıma taş düştü sanırım, her şeyini beğenesim geldi kızın..


Siyahın asaleti elbette yine kendisini gösteriyor. Bütün o motorluk içinde canım Olivia Palermocuğum pantolon ceket takımıyla minnoşluğuyla hemen sempatimi kazandı. Lily Aldridge'in beli pencereli elbisesini de beğendim..


Hoffff, bi VS Fashion Show da motorlayın "ay ne kadar ırıspıyız, ne kadar da götümüz başımız ayrı oynuyor" dercesine hoplayıp zıplamalarıyla sona erdi..

Bu post bitti ama, ben de bittim. Umarım mutlusunuzdur, gidip intihar edicem, kendinize yeni bi gıybet kazanı bulun. Arkamdan fıstıksız irmik helvası kavurup six packli oğlanlara dağıtın spor salonları çıkışlarında.

Hepinize elveda...







4 Aralık 2014 Perşembe

Kırmızı Halı: British Fashion Awards 2014

Bu hafta ingiliz haftası olacak sanırım. Önce ingiliz piremsesi Alexa Chung yazısı, şimdi British Fashion Awards ve bi kaç gün sonra gelecek olan, bu yıl Londra'da gerçekleşen Victoria's Secret Fashion Show 2014... Benimki de can yaa, nasıl katlanacağım buna hiç bilmiyorum. 

Ama ne yapayım, sizi o kadar seviyorum ki, küçük yüreciğimi bi kenara koyup bütün bu zillileri bir bir yazıyorum. 1 Aralık 2014, Londra'da gerçekleşen elitler eliti ödül töreninin kırmızı halısını yazacağım bugün. Maşallah bütün ingilizler en cool halleriyle giyinip kuşanıp gitmişler. İngiliz olmayanlar ise "Biz de sizin kadar cooluz, biz de elitiz, bi kraliyete bakıp çıkabiliymiyiz" dercesine özene bözene gitmişler..


Stella McCartney

Ahhh ahhhh! Bir ödül törenine Rihanna katılır da, onunla başlamamak olur mu. Ama başlamaz olaydım. Prensesimi bu halde görünce üzüldüm ne yalan söyleyeyim. İkonik olacağım, seneler sonra da hatırlanacağım diye bazen sapıtabiliyor. Oversize bi smokin ceket, neon ojeler, en nefret ettiğim çorap türü, kocaman elmas bi kolye ile hiç hoş görünmüyor. Saçı ve makyajıyla da uykusundan yeni kalkmış bi anaokulu öğrencisini andırdı bana. Ama olsun, o yine de kutsaldır ve ona laf edilemez, edilmesi teklif dahi edilemez...


Misha Nanoo

Rihanna'dan hemen sonra Emma Watson'ı koymak istedim. Zira Rihanna Emma Watson'ın ceketini almış da mayosunun üzerine giyinmiş gibi geldi. Ya da Emma Rihanna'dan istedi "ay kurenderde kaldım kız, iki dakka versene şunu" diye. Onun da canına minnet, soyuncak ya, hemen veriverdi. Elbette böyle olmamıştır ama bu şekilde olduğunu hayal etmek daha çok hoşuma gitti. Emma Watson'ın beyaz tulumunu çok çok çok beğendim. Emma Watson'ın gecede "British Style Icon" ödülünü aldığını da söylemeden geçmeyelim. 


Victoria Beckham

İngiltere ve İngilizlik diyince Beckham çiftinin yırtık dondan çıkar gibi fırlamadığı bir etkinlik düşünülemez. En birinci british biziz dercesine ışıl ışıl ışıldıyorlar. Victoria elbette ki kendi koleksiyonundan anlamadığım bi parça giymiş. Etek kazak mı giymiş, o belindeki kemer mi bi türlü anlamadım. Kocam diye taşıdığı kusursuz aksesuarı ise her zamanki gibi muhteşem görünüyor. Tamam şimdi hasetlikten bok atmayayım, ikisinin de ilerleyen yaşlarına göre maşallahları var..


Topshop

Cara Delevingne'nin kendisinden daha az motor ve daha az itici görünen ablası Poppy Delevingne oldukça cici göründü gözüme. Hem model, hem ikona, hem sosyetik, hem ünlü, hem zengin olan Poppy aynı zamanda güzel ve zevkli de görüyorsunuz ki... Kendisiyle ilgili bir yazı yazmak istiyordum uzun süredir, hatırlamış oldum bu şık görüntüsü ile. Arada hatırlatın unutturmayın...


Burberry

Ay şu kenafir cüceyi de yazayım da aradan çıksın, sinirlerim bozulmasın. Gecede "Supermodel of The Year" ödülünü alması ise iyice insanı dellendiriyor. İngiliz olsam bu güdüğü bu kadar kayırıyorlar diye sinir olurdum. Neyse ki anadolu'nun bağrından kopup gelmiş kapkara bir türk kızıyım.. Evet tuvaleti oldukça şık ve güzel, gayet hanım hanımcık görünüyor ama bence bu bir sorun. Deli doluluğu, atraksyonlarıyla tanınan Cara'nın böyle fake fake tuvaletler içinde hanfendi pozları vermesi bana itici geliyor. Gerçi kızcağız ne yapsın, kırmızı halıda amuda mı kalksın, bana da yaranılmıyo.


Emilio Pucci

İşte model gibi model! Kankası Cara'yı desteklemek için olağanca şıklığı ile salınıyor Kendallcığım. Daracık beyaz tulumunun içinde o kadar kusursuz görünüyor ki, Kardashian kardeşlerin hepsi evde bileklerini dikine kesmiştir herhalde. 


Tabii ki herkes kusursuz değildi elbette. 1811 doğumlu, ruhu 198 yaşındaki Lana Del Rey teyzemiz gecenin "fail"lerindendi. Bu kız iyi hoş da, hiç beceremiyor giyinip kuşanmayı yaa. Canım kıyamam, kendince şal mal almış omzuna bi de kdfikfdşlç Aslında elbisesinin rengi çok güzel, ama model baştan aşağı yanlış. Boyu, dekoltesi, yırtmacı, omzundaki şal görünümlü şeyi.. E be kızım bebek gibi güzelsin, neden böyle edersin?


Tom Ford

Rita Ora kendisini Rihanna'dan ayıran tek özelliği, ingiliz olmasını kutlarcasına salına salına gelmiş ödül törenine. Ama ne yazık ki, daha geçen ay Rihanna'nın giydiği Tom Ford tuvaletin hemen hemen benzerini giymekten kaçamamış. (Buraya tıklayarak görebilirsiniz Riri'nin tuvaletini) Aman neyse, o kadar da çirkin görünmüyor. Dumanlı göz makyajını çok sevdim ama çorap detayını ne Rihanna'da ne de Rita Ora'da hiç sevemedim. Nekkksssssttt...


Tom Ford

İşte bir model gibi model daha.. Joan Smalls gerçekten de sülün gibi görünüyor. Hasetlenmedim desem yalan olur. Beyonce'nin kankası Joancığım melezliğini konuşturup hepsinin arasından sıyrılmış bence. Umarım hepimiz bi gün bu kadar açılıp saçılabilecek ama bambasit elbiseler giyebilecek bir fiziğe sahip oluruz aminto..


Alexander McQuenn

Rahaaaat, hazırrrr olll! Yıldızlar arası komutanlar komutanı Amiral Naomi Campbell törenimizden geçmektedirrr.. Valla yüz milyonlarca km ötede olsa da bu kadından korktuğum için fotoğrafını koyup kaçmak istiyorum sadece. Kendisi için özel tasarlanan Alexander McQueen tuvaleti içinde yıllara meydan okuduğunu da söylemeliyim. Valla korkudan ya da kafama silah dayandığı için demedim, gerçekten beyendim kendisini..


Karlie Kloss'un markasını bilmediğim tuvaletini çok ama çok beğendim. Bu kızda genelde "Madem ki sarışın, ünlü, zengin ve motorum, neden böbreklerime kadar açmayayım ki?" mantığı yer alırdı, o yüzden bu gece bi nebze edepli görünce şaşırdım. Ama tuvaletinin uçları biraz ütü istiyor şekerim. Kadını gösteren götü değil, ütüdür aşkım..


Emilia Wickstead

Olivia Palermo yürüdüğünde harika, durduğunda abajura benzeyen garip bir şeyler giyinmiş. İkonsun, cesursun ya, bas civciv sarısını, kimsenin gıkı çıkmasın tabi. Ben kül yutmam, ben lafımı söylerim kar de şimmmm (uğurkan edasıyla) Yani şimdi beğensem mi beğenmesem mi bilemedim, ama dururkenki çirkinliği ağır basıyor ve ne yazık ki bu elbiseyi de es geçiyorum. Battaniyelik kumaşı beline sarmış da gelmiş gibi öğğkk..


Okulun otelde yapılan yıl sonu balosunda sınıfın en popülerlerinin daha çok eğlenmesi gibi, en genç ve en ünlü olanlar tabii ki daha çok eğlendi. Diğerleri de mal mal gelip kırmızı halıda yürüdüğüyle kaldı. Ama böyle şık ve paçozluktan uzak bir kırmızı halı yazmak bana iyi geldi. Bakalım siz bu ödül töreniyle ilgili ne düşünüyorsunuz. Bu sefer bi değişiklik yapıp bu gecenin en şık ismini seçme anketi değil de, Victoira's Secret Fashion Show 2014'ü yazıp yapmamayı soracağım sizlere. En nihayetinde her yıl yazıyoz, her yıl aynı sinir krizi. Yaz derseniz oturur yazarım, ama artık gerek yok her yıl aynı terane diyorsanız da yazmam. Seçim sizin minnoşlarım. 


Önce ankete oylarınızı, sonra da British Fashion Awards 2014 kırmızı halısıyla ilgili yorumlarınızı bekliyoruuuumm.

30 Kasım 2014 Pazar

Alexa Chung'dan Nefret Etmek İçin 10 Sebep

Yazıma başlamadan önce bir açıklama yapmak isterim.. Bu "....'den Nefret Etmek İçin 10 Sebep" yazılarını nerenizle okuyorsunuz kuzum? Daha önce yazdıklarıma gelen yorumlara bakıyorum da "Sen onu kıskanıyorsun, nasıl bok atacağınızı şaşırmışsın vs.." şeklinde şeyler yazmış bir kaç kişi. Ulan o "nefret"in ironi olduğunu, o yazdığım hatunların hepsine bayıldığımı, onları övmek için ayrı ayrı sebepler sıraladığımı anlamıyor olamazsınız? Bi kaç tane beyni puding elbette çıkabilir, geri kalan zeki, çevik ve ahlaklı okurlarımı tenzih ediyorum elbette...

Yeri gelmişken, daha önceki 10 sebepli nefret yazıları için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz...



Bugün ise hedefimde güzeller güzeli, sıskalar sıskası, ingilizler ingilizi Alexa Chung var.. Blogu yazalı 4 yılı geçti nerdeyse, bi kere bile kendisini konu alan bi yazı yazmamışım bugüne kadar. Şoşırdım bebeğim.. 5 Kasım 1983 doğumlu (akrep oluyor kendileri) model, sunucu, yazar, moda editörü, ikon, kukon Alexa Chung'ın stilinden sevglillerine, hayatının her şeyini didik didik edeceğiz. Adı 10 nefret, tadı 10 hayranlık Alexa Chung dosyası açılıyooooorr..


1- Mulberry'nin adına çanta yapması.

Ünlü İngiliz markası Mulberry'nin artık ikonikleşmiş olan bu çantasının adı Alexa, yani Alexa Chung'ın stilinden ilham alınarak yapılıp, ona ithaf edilmiş.. Vay anasını ulan.. Bize en fazla makkkksimum çok sevdiğimiz bi komşumuz çocuğuna adımızı verir, millete moda tarihine geçecek kadar klasikleşen bir çanta yapılıyor..


2- Moda kitabının bestseller olması.

Sade ve basitlikten ölen, inanılmaz tatlı pembe bir kapağı olan, bol resimli moda kitabını geçen yıl Urban Outfitters'da görüp 20 yuroma kıyıp almamıştım. Zaten o kadar çok sattı ki kitap, aylarca bestseller listelerinden inmedi. Kadın tam instagramlık kitap yazmış. Yanına koy kahveyi, koy bacağı, topla laykları. Bi de benimkilere bak çingen çadırı gibi :((  


3- Bütün ünlülerin ona hayran olması.

Kadında ne keramet var bilmem ama herkes ona ba-yı-lı-yor! Buzlar kraliçesi Anna Wintour kendisini bir "fenomen" olarak tanımlayıp, yeni jenerasyonun Kate Moss'u olduğunu söylemiş. Yok artık ebesinin amı.. Tabi ki Karl Lagerfeld'de kendisine bayılıyor. En yakın arkadaşları arasında Poppy Delevingne, Harry Styles gibi ünlüler ünlüsü isimler yer alıyor. Vay be bi milletin arkadaşlara bak, bi de bizimkilere. Kanka bende nakit yok, ben sana veririmden öteye geçmiyor hiçbiri. Öff nefret ediyorum hepinizden.


4- İngiliz olması.

Benim için başlı başına özenilecek bir sebep İngiliz olmak. Kanlarında asillik, coolluk akıyor bunların. Soğuğa karşı dayanıklılık, sıskalık, punk ruhu, asilik, aynı zamanda royallik, hepsi bunlarda var.. Anası laz, babası balıkesirli, kendisi kürt görünümlü blogger olarak elbette ki Alexa Chung'ın ingilizliğne özeniyorum ne yapayım..


5- Balerin olması.

İncecik, upuzun, peri gibi olması yetmiyormuş gibi karı bi de bale yapıyor! Bale yaptığı yetmiyormuş gibi o bale ayakkabılarıyla şehrin sokaklarında salınıp asla sahip olamayacağımız bi coolluk levelına ulaşıyor. Bu balerinlerin ufak tefek, ele avuca sığan ufak hatunlar olması gerekmiyor mu? Deve kadar boyuyla (1.73) ne balesi yapıyor bu? Aman bok atmayayım, spor olsun diye yapıyodur işte. Bana iki kat merdiven çıkmak yetiyor şekerim...


6- Alex Turner ile sevgili olması.

Gerçi şu an ayrılmış olsalar da, bir zamanlar Alex Turner ile dünyanın en cool çifti idiler. Arctic Monkeys'in hafif tipsiz ama cool hipster solisti Alex ile Alexa dillere destan bir aşk yaşayıp ayrılsalar da, şu an hala çok iyi arkadaşlar. Ay buna da sinir oluyorum, bu ne medeniyet? Kavga et ayrıl işte, hala düzeyli düzeyli iyi davranıyolar birbirlerine. 


7- Halloween'de hamburger olması.

Kendisine en çok gelen eleştrilerden biri de zayıflığı. Özellikle çırpı bacakları çokça dalga konusu oluyor. Buna karşılık kendisi Halloween'de hamburger olarak bu eleştrilere esprili bir dille degaj atmış bulunuyor. Karının zaten eğlenceli ve matak olduğu belli. "Aman stil ikonuyum, aman prensesim." demeden elinde sürekli sigara ve içkiyle görüntüleniyor. Sırf iyi giyiniyor diye, ailemizin iyi kızı olmaya çalışmamasını ayrıca seviyorum..


8- Yaptığı marka işbirlikleri.

Kadın paranın amına koyuyor sevgili okurlar. Hem eğleniyor, hem geziyor, hem de üstüne üstlük para basıyor. Superga'dan Longchamp'e bir çok ünlü ve popüler markanın reklam yüzü olup, kapsül koleksiyonlar hazırladı kendileri. Ojesinden, kozmetiğe, ev tekstilinden ayakkabıya her alanda, bir çok marka işbirliği bulunuyor. Aferin valla, sıska mıska, o üç kilo haliyle neler başarmış..


9- Instagram hesabının aşırı eğlenceli olması.

Ne yalan söyleyeyim, instasını bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde takibe aldım ve bu kadar geç kaldığım için pişman oldum. O kadar güzel kullanıyor ki hesabını imrendim doğrusu. Bir stil ikonu olmasına rağmen mal mal sadece ne giydiğini paylaşmak yerine gerçekten "hayatını" paylaşmış. Gittiği yerler, arkadaşları, eğlencesi, okuduğu kitap her şey var. Bizim kimsenin ne giydiğini kimsenin asla merak etmediği ama 10 binlerce aynı kare pozdan veren tipler biraz şu hesabı kurcalasın da, bi şeyler öğrensinler.. Alexa Chung'ı instagramda http://instagram.com/chungalexa adresinde bulup, takibe alabilirsiniz..


10- Stili.

Vee tabiki onu o yapan şey; stili! Bu sadece giydikleri değil bence. Yaşam tarzı, hayatı, kişiliği, her şey stilini oluşturuyor bir insanın. Alexa Chung da bir bütün olarak bence gayet şahane bir insan olmuş.. Kendine ait stilinin hastası olduğumu söyleyebilirim. Böyle devam et safinaz, arkandayız..

--

İşte bir haset show daha böylece sona eriyor sevgili okurlar. Umarım okduğumuzu anlamış, aslında Alexa Chung'a nefret değil hayranlık duyduğumu belirtebilmişimdir. Benim oldukça sevdiğim bu ablamız hakkındaki fikirlerinizi bekliyorum. Ya da böyle yine aşk/nefret duyabileceğimiz isimler varsa onları önermenizi bekliyorum.

İyi haftalar, öpsün sizi tavşanlar..




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...