19 Eylül 2014 Cuma

Ben Bu Ara #9

Yuuuhhh, en son "Ben Bu Ara" yazısını Ocak ayında yazmışım, resmen yıl bitiyor, napıyorum ne ediyorum hiç bahsetmemişim. O kadar hiçbir şey yapmıyorum ki, bahsetmeye değer bulmamışım demek ki. 


Yaz sıcağında her pigmentimle terlemek dışında yine dizi izlemeye devam ettim. Benim için "dizi = kışın battaniye altında kendinden geçmek" demek olduğu için yazın izlediğim şeylerden pek tat almadım. Takip ettiğim diziler sezon finali yaptığından yeni bir şeyler denedim. 

Biraz balon olsa da yoklukta Orphan Black'ın iki sezonunu bitirdim. Genler, klonlar, dramalar derken fena değildi. Başroldeki ablamıza şapka çıkarttım. 8 farklı karakteri tek başına canlandırıyor Tatiana Maslany. Dizinin her karesinde görünmesi ise kendisinin alamet-i farikası. 

Bölüm başı 20 dakikadan çerezlik dizi olarak The Mindy Project'i izledim. New York'da yaşayan hintli doktor ablamızın doktor arkadaşları ve aşk hayatı çevresinde ilerleyen diziyi izlemeniz için önerebilirim. Sit com olsa da "Aşkı arayan New York'lu yalnız kadın" kategorisinden baya ilgimi çekti. Mindy Kaling'in hem yazar, hem yapımcı, hem oyuncu olması ayrıca bir hoşluk katıyor. Yaşasın yaratıcı kadın dayanışması!

Son dizi önerim ise The Bridge yani kendi diliyle Bron/Broen. İsveç ve Danimarka ortak yapımı olan dizi iki ülkenin sınırını oluşturan bir köprüde geçen cinayetle başlıyor. Seri katilimiz toplumsal sorunlara dikkat çekmek için her bölüm bir başka cinayet işliyor. İyi güzel, hoş kurgulanmış bir dizi ama kuzey soğukluğu biraz fazla geldi bana. Dizide her şey o kadar güzel kurgulanmış, o kadar detaylıca işleniyor ki, bizim belediye çukuruna düşüp ölmemiz, kafamıza köprü göçmesi, asansör çökmesi gibi sorunlarımızın yanında kuzey ülkelerinin sorunları biraz "anam tek derdiniz bu olsun" dedirtti bana. Henüz ilk sezonun sonlarına yaklaştım ama bu kafa açıcı diziyi izlemenizi kesinlikle öneririm.



Kafayı Pinkberry'ye taktım! İsminden dolayı mı nedir kendime pek bir yakın hissediyorum. Spor çıkışı, yemek sonrası, gece atıştırması allah ne verdiyse emikleyip duruyorum. Sadesinin mayhoş tadını çok sevsem de yeni çıkan fındıklı da favorim olucak gibi hissediyorum. Aslında son derece kalorisi az ve sağlıklı bir şey olsa da Pinkberry ben üzerine kuruyemişten nutellaya, rulo kattan meyveye ne bulduysam koydurup yolumu buluyorum. Küçücük bir dondurmanın 770 kalori olduğu bi dünyada yaşasın donmuş meyveli yoğurt! West Hollywood çıkışlı bu markayı yedikçe L.A. hayallerime bi adım daha yaklaşmışım gibi geliyo..


Bunun dışında İstanbul en alevli dönemini yaşıyor sanırım. Berlin'den sonra İstanbul'da hem Solomun hem de Nicolas Jaar'ı dinlemek beni son dönemlerde en mutlu eden şeylerdi. Önümüzdeki günler için ise benim dinlemek istediğim, sizin de dinlemenizi önereceğim bir kaç dj ve etkinlik önerip aranızdan ayrılacağım...

Mira @ Cue - 25 Eylül 2014 (Ayrıca doğum günüm o gün yi hu)
Art Department @ Indigo - 26 Eylül 2014
David August @ Indigo - 24 Ekim 2014
Kollektiv Turmstrasse @ Indigo - 5 Kasım 2014
Einmusik @ Cue  - 6 Kasım 2014

Harika bir mevsim başlangıcı, serinleyen havalar, konserler, başlayacak olan diziler, önümüzdeki hayaller, tatil planları, iş projeleri, aşk kaçamakları falan derken Eylül biraz fazla mı güzel ne?

15 Eylül 2014 Pazartesi

3'ün 1'i: Hangi Booty?

Aslında yazının başlığı "O booty'ye bülbül öte" olacaktı ama pazartesi pazartesi edepli takılayım dedim. Hem beni biraz fazla küfürbaz ve ahlaksız bulan bazı tipler varmış, sabah sabah ağzımı bozmak istemediğim içi bi şey demiyorum ama demek istediğimi anladınız heralde. 

Biliyorsunuz sıska kadınlara savaş açmış durumda magazin dünyası. Artık öyle kuru götlü VS meleklerine pek prim verilmiyor. Yani veriliyor da, ben her geçen gün şiştiğim için artık büyük poponun makbul olduğuna kendimi inandırmaya çalışıyorum, inandım da. Ohhh kimse karışamaz. 

Geçtiğimiz gün yayınlanan Iggy Azalea & Jennifer Lopez ortak yapımı "Booty" şarkısının trailer'ını görünce (buraya tıklayarak izleyebilirsiniz) artık bu konuda bir şeyler yazmam lazım dedim. Anacım anladık maşallah mihrap yerli yerinde de bunu ağzımıza ağzımıza sokmanıza gerek var mı? Seks satar algısını hepimiz biliyoruz da, çoluğunuz çocuğunuz kocanız yok mu laan? Biz yapsak yollu, bunlar yapınca sanat. Aman neyse, Beyonce sayesinde Oxford sözlüğüne bile giren "bootylicious" kelimesi gerçeği diye bir şey varken tabii ki açıp saçacak bu hatunlar. Son günlerde popolarıyla gündemden inmeyen 3 hatunu listeledim. Bakalım hangisinin götüne bülbüller öte? (Yazının sonundaki ankete katılmayı unutmayın.)


İlk aday Nicki Minaj. Geçtiğimiz günlerde çıkan yeni albümü "Anaconda"nın kapağı ile günlerdir edep yerleri gözümüze gözümüze giriyor. Hoş öncesinde de pek farklı değildi. "Var ki açıorum kardeşim size ne?" mantığını benimsemiş olan Nicki Minaj ünlü olduğu ilk günden beri kıvrımlı vücudunu cesurca sergilemesiyle meşhur. Kendisinden pek hazetmesem de istediği gibi giyinmesi, istediğinde sıfır makyaj gezmesi, kusurlarını hiç saklamaya çalışmaması nedeniyle takdir ettiğim bir koca popolu ablamız. Zenciliğin hakkını veren nadir isimlerden....


İkinci aday ise Amerika'nın köylerinden kopup gelmiş, tarihin ilk sarışın ama zenci popolu repci kadını Iggy Azalea. Daha yeni yeni ünlü olurken bu kızı pek sevmiş, hatta "Stil İkonu: Iggy Azalea" yazısı bile yazmıştım. Sonra ne oldu bilmiyorum bi soğugum, bi gıcık oldum. Ama poposunun hakkını da vermek lazım. İncecik beli, maşallah Beyonce'yi aratmayan kıçıyla ve Jennifer Lopez düeti ile kendisinden sık sık bahsettiriyor. Tek istediğim sarışın olmakken rabbim beni şopar esmerliği ve türk kızı genleriyle ödüllendirmiş. Ben istemez miyim Taksim-Bostancı minibüsünde hayata tutunmaya çalışmak yerine Iggy gibi Dolce & Gabbana takımları giyip çöllerde oğlanların üstü açık arabalarıyla gezmeyi? İsterim tabi.....


Vee son adayımız bayan booty Jennifer Lopez. Öncelikle istikrarını kutluyorum. Kadın 20 yıldır ünlü, 20 yıldır ağzımıza sokuyor kıçını. Allahtan güzel bi poposu var da, görsel bi şölen oluyor bize de. Eline geçen her fırsatta latin kıvrımlarını sergilemekten çekinmeyen Jennifer Lopez utanmasa bakkala bile mayoyla gidecek. 2 çocuk doğurup, senelerce kariyer peşinde koştuktan sonra bile bu kadar fıstık gibi göründüğü için ayrıca bir tebriği hakediyor. Eee anacım gen işte, emektar latin genleri bozulmuyor, bozulmuyor....


Aslında daha çok popolu aday var ama hem yazının konsepti gereği üç kişi yazabiliyorum hem de son günlerde en çok konuşulan üç booty dediğim için bu isimleri sıraladım. Yoksa Kim Kardashian olsun, Beyonce olsun, Lady Gaga olsun popolarını hayranlıkla izlediğimiz isimler de yok değil.... Şimdi sizlerden bu üç hanımdan en "o göte bülbül öte" olanını seçmenizi isteyeceğim.



Oylarınızı verdikten sonra afedersiniz sizleri "göt" muhabbetine bekliyorum. Sıskalık mı prim yapıyor, oğlanlar koca popoya mı bayılıyor, poğaça böreğe abanım böyle mi olmalı, yaşasın yulaflı kahvaltı mı?

Ay kafam çok karışık :/

14 Eylül 2014 Pazar

Doritos Lady Gaga Partisi

Sabırsızlıkla beklediğim Lady Gaga konserinin öncesinde konsewrin sponsoru Doritos tarafından  düzenlenen partiye gittim geçtiğimiz gün. Lady Gaga'nın da bizzat tercih ettiği tasarımların sahibi Zeynep Tosun bu kez Doritos cipslerinden ilham alarak tasarladığı kostümleri sergiledi. 



16 Eylül 2014'de İtü Stadyumunda gerçekleşecek konserden önce Lady Gaga'yı bile kıskandıracak çılgınlıkta kıyafetler ve konuklarla ilginç bir gece geçirdik. Paws up little monsters!

Biliyorsunuz lüks ve zenginliğe bayılıyorum. Four Seasons’a gitmeden önce modum bir hayli yüksekti. Taksiciye “Dört Mevsim oteline gidiyoruz şoför bey.” esprileri bile yaptım. “Abla alttan mı gidek üstten mi?” diyince kırk yılda bir giydiğim topuklu ayakkabılarımı çıkarıp koşarak uzaklaşmak istedim.


Uzun süredir insan içine karışmadığım için bir sürü arkadaşımı gördüm, iyi geldi. Bol bol ab-ı hayat, yani cin tonik içip Lady Gagacığım için dans hazırlıkları yaptık.

Doritos Extreme diye yeni bi şey çıkmış, ilk kez onu yedim tadı efsaneydi. O kadar çok istedim ki garson küçücük tabaklara koymaktan yorulup paketi elime verdi L(



Zeynep Tosun’un tasarımları başarılıydı. Canlı bir mankenin üzerindeki kıyafette 2500 adet gerçek cips vardı. Cipsler kırılmasın diye özel bir karışıma batırmışlar. Bahçede tavana asılı kıyafette ise 450 metre Doritos paketi kullanılmış.


Yeni yılı Eylül'de başlayan biri olarak Eylül'ün ilk partisi, ilk topuklu ayakkabısı, ilk lüks kokusu, ilk dünya starı konseri hazırlığı bu şekildeydi. Bakalım bu aksam konserde neler olacak??

8 Eylül 2014 Pazartesi

Gıybet Kazanı #2

Günaydın, bu pazartesiyi izninizle biraz gıybete ayırmak istiyorum. Yılın en sevdiğim dönemi başladı. Havalar kapıyor, Seda'lar, Müge Anlı'lar, Sacit Aslan'lar yayına başladı. Allaaah daha ne isterim. Ben de kendi mecramda elimden geldiğinde dedikodu yapmaya çalıştığım için bu yazıyı full gıybetle donatmak isterim.


İlk haberim Kim Kardashian'dan geliyor. British GQ tarafından "Women of the Year" yani yılın gadını seçilen Kim allah ne verdiyse soyunmuş derginin eylül sayısına. Yaaaa yeter artık, kendi götümden çok bu kadınınkini görüyorum. Üzerindeki "kanye effect"den çok sıkıldım. Elin pornocusu başımıza yılın kadını kesildi. Hem de ingilizler tarafından ödüllendirildi yuhhhhh. Tamam paçozluktan elitliğe uzanan bu yol hikayesini çok seviyorum ama artık hasetleniyorum da. Ayrıca pozlar da hiç olmamış. Çocuk çocuk sahibi kadının pıtışkasını görmek zorunda mı benim emekçi türk kadınım????? Hasbel kader dergi elinize ulaşır da röportajı okursanız hiç şaşırmayın, zira Kim Kardashian sayfa sayfa Kanye ile olan sex hayatının mükemmelliğini anlatmış diyolllaaaaa.. Ay hayır biri sürekli turnede, öteki sürekli götünde kameralarla ağlayıp sızlıyor. Haftada bir görüşülen ilişkinin ne kadar bi iyi seks hayatı olabilir ki??


Bir çıplak fotoğrafı skandalı yaşadık Ağustos 2014'ün son gününde, bilen biliyordur. Başta Jennifer Lawrence, Kate Upton, Hillary Duff, Miley Cyrus, Scarlett Johansson, Cameron Diaz gibi dünyanın en ünlü ve en gözde kadınlarının telefonları "hacklendi" ve tüm özel fotoğrafları dünya ile paylaşıldı. Haberi okumak için tıkladığımda koyulan fotoğraf dışında bir tanesine bile bakmak, bulmak için tenezzül etmedim. Bu ayıbın ortaklarından biri de ben olmak istemedim. Yıl olmuş 2014 hala güzel ve başarılı olduğu için tüm özel hayatının adi ve haysiyetsizce ortaya dökülmesini mazur görebilen insan parçacıkları var. Tecavüze uğrayan kadın için "etek giymeseymiş o zaman" demekle aynı oluyor "o fotoğrafları çekmeseymiş" demek. Bu kadın düşmanı, etik yoksunu pisliklerin yaptığı bir yana, eli sikinde fotoğraf peşine düşen mahlukatlardan da ayrıca nefret ediyorum. O onursuzların inadına bu kadınları sadece yaptıkları işlerle hatırlayacağım, özel hayatlarıyla değil..


Uzun bir süre oldu ama sıkı düşkünü olduğum 50 Shades of Grey'in fragmanı yayınlandı. Film ise 14 Şubat 2015'de gösterime giriyor. (Fragmanı buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.) Ne yalan söyleyeyim benim için biraz hayal kırıklıklarıyla dolu bir fragman. Zaten sadece ilk kitabı seven, ikiyi zoraki bitiren, üçüncüyü okumadan çöpe atan biri olarak ilk kitabın hatrına ilk filmi de izlemeyi düşünüyordum ama bu fragmandan sonra ver yansın torrent... Kızın zoraki masumiyet ve mallığı, Mr. Grey'i daha yaşlı hayal etmem falan derken hiç tatmin olmadım bu fragmandan. Jamie Dornan'ı daha yakından tanımak için geçen yıl yazdığım "Hello Mr. Grey" yazısını okumaya davet ediyorum sizleri. Şu aptal fragmandan sonra gözünüz gönlünüz açılsın. 


Veee bir de düğün haberimiz var. Senelerdir dost hayatı yaşayan Angelina Jolie ile Brad Pitt evlenmiş. Sanırım beni en heyecanlandırmayan ilişki onlarınki. 105 çocuk, 85 bakıcı, bir psikopat Angelina, bir yaşlı Brad Pitt hiç ama hiç ilgimi çekmiyor artık. Zaten yıllardır birliktesiniz, zrilyon tane çocuğunuz var neyin evliliği bu? Kime neyi kanıtlıyorsunuz? Birlikte rol aldıkları ikinci film vizyona girmeden hemen önce gerçekleşen bu düğün oldukça manidar bence...... Donatella Versace tarafından elceğizleriyle tasarlanan gelinliğin kuyruk kısmında çocukların çizdiği resimler varmış. Ayy ne kadar duygusal. O evlatlıklara kendilerini aileden hissettircez diye ne didindi şu kadıncağız yaa :(( Aman neyse hiç gerek olmayan bir evlilik daha gerçekleşti. Gerçek aşka dair son inancımız olan Brangelina çifti de devlet huzurunda imzalaşmayı seçti, ne diyelim mutlu olsunlar.....

Bir süredir biriken dedikodular benden bu kadardı. Sizde ne var ne yok?

4 Eylül 2014 Perşembe

Mualla'ya Sor #2

Hello şekerlerrrrrrr. Bu "Mualla'ya Sor" yazılarını yazarken kendimi genelev patroniçesi gibi hissediyorum. Kurulmuşum koltuğuma, tüylü yelpazemle kendimi yelliyormuşum gibi... Daha sık yazmak istiyorum bu bölümü ama kırmızı halı maratonu yüzünden bi hafta 10 gün gecikmeli giriyor yayına ikinci bölüm. 

Biliyorsunuz ki her türlü sorununuzu "muallayasor@gmail.com"a yolluyorsunuz, ahlaksız güzin ablanız, yani bendeniz, diğer bir deyişle edepsiz Mualla ablanız size çözümler sunuyor, blog okurları da derdinize derman olmaya çalışıyor... Vakit kaybetmeden haftanın dertlerine geçiyorum.

"Mualla ocağına düştüm yardım et. Geçen haftalarda yakışıklı bir beyle internet üzerinden tanıştık. Aksilikler çıkti bir turlu gorusemedik. Bana surekli artik yeter gorusmemiz lazim diyordu. Bu arada biz sadece seks icin gorusucektik. En sonunda malum gun geldi gorustuk. Bana saatlerce surecegini soylerken 15 bilemedin 20 dakikada yoruldu ve pes etti. Devam etmek istedigimin soylesemde bu seferlik bu kadar diyip bitirdi. Sana sormak istedigim noktaysa bende mi bir sorun var o yuzden mi bu kadar cabuk bitirdi yoksa erekte problemi falan mi yasadi. Ay yardim lutfen gunlerdir bunu dusunuyorum. Blogunuda sık sık takip ediyorum kitaplarında harika basarilarinin devamini ve karsina daha cok yakisikli beyler cikmasini diliyorum kocaman optum :*"

Ayhhh al işte çağımızın vebası yine karşımızda: "İnternetten tanışılan küçük pipili erkekler!" Bıktım bunlardan, vallahi bıktım. Klavye başında kahraman kesilirler, gerçek hayatta "bugünlük bu kadar" Asıl hata bizde sevgili kızlar. Bu bamya aptalların egolarını şişirip şişirip götümüze baka baka eve dönüyoruz. Tipik bir türk kızı olarak sorunu yine kendinde arayan bir dert kumkuması var karşımızda. Hayır kızım, sorun sende falan değil. Bu coğrafyanın adamlarının %90'ında bununla karşılaşacaksın, üzgünüm. O yüzden her zaman dediğim gibi "çare alman koca!" Böyle bir adamla kesinlikle ikinci buluşmayı önermiyorum, hatta tanıştığınız tüm mecralardan sil blokla engelle yok et derim ama bu gerçeği yüzüne de vurman lazım. İkinciye görüş ve ne kadar kötü seks yaptığını hiç gocunmadan söyle. Biraz da o düşünsün...

"Yaz tatilinde beş gün takıldık son gün seviştik ve gitti sonra bende eve dondum instagramdan takip ettim engelledi aklımdan çıkaramıyorum."

Oh en sevdiğim dertli tipi: Kısa ve net! Kızım sen bu çocuğa naptın da engelledi seni? Sessiz sakin takip edecektin işte, ne yaşandı o son gece bunları anlat bize???? Isırdın mı emikledin mi ne yaptın bu oğlana??? Meraktan çatlıycam şimdi. Benim tahminim çocuğun bir sevgilisi var ve en ufak bi ihtimali bile göze alıp seni yok etmek istemiş.. (En çok bu dertle ilgili teorilerinizi bekliyorum sevgili okurlar.)

"Merhaba Pelin
Blogunu severek takip ediyorum. Uygulamaya başladığın mualla’ya sor kafamın oldukça karışık olduğu bir zamana denk geldi, yazıp yazmama konusunda çok düşündüm ama gerçekten birinin fikir vermesine ihtiyacım var.
Yaklaşık 6 ay önce, şimdi ne olduğunu hatırlamadığım bir sebepten annemin facebook hesabına girdim. O sırada hiç tanımadığım(ız) bir adamla “aşkım, hayatım” gibi sıfatlarla konuştuğunu gördüm. Bu olaydan sonra anneme karşı güvenim doğal olarak yıkıldı.  Ama kendisine hiçbir şey söylemedim, belli etmedim. Olayı unutmaya çalıştım. Geçtiğimiz günlerde şüpheli hareketleri dikkatimi çekti. Yanına gidince tedirgin oluyor, laptopı göremeyeceğim bir yöne doğru çeviriyordu. Aklıma tabi hemen bu olay geldi ve yine facebook hesabına girip kontrol ettim. Sahte hesaplı biriyle konuşuyordu. Yine “aşkım, hayatım, birtanem” diyorlardı birbirlerine. Aynı kişi mi bilmiyorum ama.Yani yaklaşık 6 aydır başka bir(?) adamla ilişkisi var. Bu olay beni inanılmaz rahatsız ediyor. Bazen “boşversene, annem bana yalan söylüyor ama beni hala seviyor sonuçta” diye saçma bir düşünceye kapılıyorum, ama bu düşünce hiçbir hareketini kabul edilebilir kılmıyor. “Bu annemin seçimi ve kendisi söylemeli” diyorum ama itiraf edeceğine dair hiçbir belirti göstermiyor. Bu sene üniversiteye başlıyorum, yaklaşık 1 ay sonra evden ayrılacağım. İçim hiç rahat değil. Acaba anneme sormalı mıyım yoksa onun açıklamasını mı beklemeliyim? Açıklar mı onu da bilmiyorum.
Olay bu. Bu kadın benim annem onu gerçekten çok seviyorum, onun da beni sevdiğini biliyorum ama benim düşünceme göre babamı aldatması bize yalan söylemesi affedilebilir değil. Çok kızgınım. Onu anlamaya çalışıyorum ama beceremiyorum. Ona karşı nasıl davranmalıyım, ne söylemeliyim hiçbir fikrim yok. Sence ne yapmalıyım? Düşüncelerini paylaşırsan sevinirim. Darmadağınım, kimseye güvenim kalmadı.  Vakit ayırdığın için teşekkürler."

Evet şimdi biraz ciddi olma zamanı... Öncelikle annen olsa da o en nihayetinde bir kadın.. İnternet üzerinden de olsa ilgi görmek, güzel bir şeyler duymak hoşuna gitmiş ve bunları hiç tanımadığı bir adamdan duymaya devam etmek istemiş olabilir. Bunu belki gerçek hayata taşıdı, belki sadece yazışma boyutunda kaldı, hiç bilemeyiz.. Bence önemli olan seninle olan iletişiminde tutunduğu tavır, onun özel hayatına müdahil olmaman gerekir diye düşünüyorum. Her zaman insanoğlunun tek eşlilik için yaratılmadığını, olmayanı oldurmaya çalışıp ilişkiler, evlilikler içine girip mutsuz olduğumuzu söylüyorum ama dinleyen kim... Bak üniversiteye başlayacakmışsın, artık bambaşka hayatlarınız olacak ailen ve senin. Bunları düşünmemeye çalış ve kim nasıl mutluysa öyle yaşasın...

"Pardon bu arada benim adım Salih değil bu babamın eski maili ben kızım bi de hızımı aşamayız yanlışlıkla 2 kere aynı maili atmıştım çok özür dilerim �� 2. sini dikkate alıp cevap verirsen çok sevinirim. Istersen blogda yayınlama direkt cevap ver farketmez ama lütfen bana yardımcı ol son umudum sensin şimdiden çok teşekkür ederim"

Hah bak bi tane daha kafası yanmış dertli mahmure daha. Kızım sen manyak mısın babanın mail adresinden böyle bi şeye mailler atıyorsun? Sonra yakalanıcan ağlıycan bana. Bi önceki maili neydi hiç bilmiyorum, kesin bi aşna fişne durumlarıdır. Baban bunları okusa adamcağız ne düşünecek? Ayrıca Salih bey kaç yaşında? Hala annengille evli mi? Mailine girdiğini biliyor mu?? Azıcık aklınızı başınıza getirin evladım yaa, bu ne şuursuzluk. 

"Pelin ablacım, şimdi bir sürü okuyacak derdin vardır ama söz benimki kısacık. Şimdi bende bir huy var. Hoslandigim bir erkek bile olsa benden hoşlandigini söylediği zaman soğur gibi oluyorum. Veya bir erkeğin yanlışlarini gördükçe uzaklaşıyorum, ayakkabısı bile gözüme batıyor.. birinden hoşlanmam icin illa tanımadığım bir tip mi olması lazim? Ben yalnız mı ölücem? Kedileride sevmiyorum valla yaşlı kedili kadın da olamam.
Bu arada komikli ironik yazıların için Allah razı olsun."

Aşkım kedili kadın olmana gerek yok, sen de milyonlarca kadından sadece birisin. Yüz vermeyen, peşinden koşmayan, en rezil adamlara körkütük aşık olup en düzgün, en efendileri de üzüyoruz işte, bizim cinsimiz de böyle ne yapacaksın.. Ben de yıllardır öyle biri çıksın da nefes almayı unutayım diye bekliyorum ama yok işte. Hayaller aşktan uyuyamamak, gerçekler "ıyy ne diyo yine bu salak." Victoria gibi 7 çocuk vereceğimiz bir David çıkana kadar karşımıza düşe kalka yaşayacağız işte. 

Hadi bakalım benden bu haftalık bu kadar. Kafanızı kurcalayan her şeyinizi, "muallayasor@gmail.com"a gönderin, derdinize derman olayım. Ayy içim şişti bu hafta küçük pipi kötü seks problemlerinden. 70 milyon türk nüfusunun erkek olan tüm bireylerini yel alsın. Bık tım bunlardan bık tım! Bu seçmece sorunlar hakkındaki teorilerinizi bekliyorum.

Xoxo sezen aksuya sezen diye hitap eden hafif şişman kız....


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...