27 Ağustos 2014 Çarşamba

Kırmızı Halı: Emmy Awards 2014

Sabahtan beri tüm kadınlık onurumu bir kenara bırakıp şu yazıyı hazırladım. Senelerdir yılda en az 20 kırmızı halı yazıyorum, ben özenmiyor muyum, ben o elbiselere bakıp bakıp iç geçirmiyor muyum sanıyorsunuz? Artık kimin elbisesinin üzerinde kaç tane elmas var, kimin ayakkabısı sadece onun için üretildi konuşmak istemiyorum. Ben de Chanel çantamı masanın üzerine fırlatıp hizmetçime lattemi getir demek istiyorum. Lakin hayaller katya, gerçekler pompalı damacana...

25 Ağustos 2014 gecesi, Los Angeles'ın göz bebeği Nokia Theatre'da 66. kez sahiplerini buldu Emmy ödülleri. Televizyon dizilerine verildiğinden ödül alanlara, verenlere pek bir aşinayız, car car konuşuyoruz. Ay oturup Akasya Durağı mı izleyelim, vurduk kendimizi American Horror Story'lere, Game of Thrones'lara. Resmen Eurovision gibi herkes birbirine ödül vermiş, ananu satayum bu ne biçum tören. Yeni şöhret yok, hepsi kazık çakmış gibi yıllardır aynı tipte, aynı elbiselerle. O yüzden bu sefer çok konuşmak istemiyorum. Bıktım bu paçozlardan, kendi zavallı hayatıma üzülmek istiyorum.


İşte kırmızı halıda kırmızı giyenlerin tam sıralı listesi.. Sağ baştan isim vere vere rencide etmeye başlıyorum... Ay yok ayol ne isim vermesi, bi de bunların isimleri nası yazılıyo diye tek tek google'dan bakıp uğraşamıycam. Her kırmızı halıda mutlaka bir ya da iki tane kırmızı giyen kezban çıkar ama bu sene o kadar çok ki... Hangi birine kızayım, hangi birine laf edeyim. Tek gururumuz Sibel Kekilli bile vasatlıktan ölüyor. Kız bu ne kapalılık şeriat buraya geldi, oralar hala muasır medeniyetler seviyesinde...


Giambattista Valli Couture 

Hahahahahahah beni en çok eğlendiren kıyafetle başlamak istiyorum. Lena Dunham her zamanki gibi kim ne der, nasıl görünürüm, yakışır mı yakışmaz mı demeden canı ne istiyorsa onu giymiş. İyi de yapmış. Kezban mezban sonuçta en mutlumuz o. Kıyafetini instagramda "hayallerim gerçek oldu" diye paylaşmış. Belki de bu kadar fütursuz olmak lazım, ne bileyim. Ama yok ya şu tipe bak, glikoz şurubuna düşmüş papağan gibi görünüyor. Bu kadar özgürlük bize fazla.....


Oliver Tolentino

Hayatımda gördüğüm en en en en çirkin elbise bu olabilir sanırım. Bakarken bile gözlerim felç oldu. The Big Bang Theory dizisinin oyuncularından Mayim Bialik insanlık tarihinin en korkunç model, kumaş ve renge sahip tuvaletiyle çıktı karşımıza. Yaaahu el insaf bu da göz. Beynimde sağlam nöron kalmadı bu elbise yüzünden.


Zuhair Murad 

O yüzden gecede hemen en sevdiğim kıyafete geçiyorum hemen. Bu sezon favori dizilerimden olan Organge is The New Black dizisinin başrolü Taylor Schilling renksiz, dümdüz gibi görünen ama bol işlemeli tuvaletiyle o kadar zarif görünüyor ki, Zuhair Murad seveceğim neredeyse. Ayol adamın tasarımları güzelmiş meğersem, koca götlü J-Lo giyip giyip bok ediyormuş, boşuna günahını almışım. 


Oscar De La Renta 

Güzel elbise görüp hemen götünüz kalkmasın. Bi güzel, bi sinir bozucuyla devam edicez. Yıllar herkesi değiştirdi, herkes gelişti, değişti, büyüdü, yaşlandı ama bir tek Zooey Deschanel ısrarla aynı kezbanlıkta yoluna devam ediyor. O tatlı olma havaları, prenses sendromlu pembe tonları, bol maşalı Disney prensesi modeli saçları. Ayhhh bakamıycam. Tatlı deyilsin Zooey Deschanel DE YİL SİN'!!1


Elie Saab Couture

İşte bu yaaaaa. Kırk yıl düşünsem yoğurt kovası ağızlı Julia Roberts'ı beğeneceğim aklıma gelmezdi. Ama o kadar sıkıcı ve sıradan paçozun içinde şıklığını konuşturmuş. Kadın gibi kadın! 150 yaşında olmasına rağmen incecik bacakları, muhteşem saçları ve cillop gibi teniyle dün gece en beğendiğim isimlerden oldu. Alın size kırmızı halıysa kırmızı halı stili. İlle kuyruk kuyruk tuvaletler giymeye gerek yokmuş di mi?


Zac Posen

Aaaaa bi yaşıma daha girdim valla. 35 oldum galiba Heidi Klum'u böyle kapalı görünce. Zamanında dalağına, böbreğine kadar açıp şimdi hanımefendi görünücem diye türk bakanların eşlerine dönmüş. Allahtan elbisesinin rengi harika da fazla bok atasım gelmedi. Herkesin oyuncu olduğu gecede model olarak "Orospu her yanını açmış da gelmiş." demesinler diye örtünmüş de örtünmüş kadın. 


Kenzo - ...
Öğğğğkkk yeter artık kırmızı kusucam. Herkes mi anlaştı da özellikle bu renk giyindi yaaa. Pigmentlerimle oynamayın artık, elbise nerde bitiyo, halı nerde başlıyo ayırt edemez hale geldim. Bu ikiliyi de bilerek yanyana koydum. Solda The Mindy Project dizisinin yaratıcısı ve başrol oyuncusu Mindy Kaling sağda ise ünlü kırmızı halı gazetecisi ve programcı Giuliana Rancic yer alıyor. Mindy Hollywood'a göre şişman ya da etli butlu sayılabilecek bir ablaykan Giuliana'nın ise süpermodel zayıflığındaki vücudunun kemikleri sayılıyor. Vallahi bana göre Mindy Kaling öbür sıska yılanın yanında kadının hasosu olarak görünüyor. Yaşasın ele gelen göt!


Prabal Gurung 

Öfff kusucam artık kırmzı elbiseden. Hayır kaç farklı kırmızı tuvalet yapılabilir ki? Yapılamaz işte. Solda January Jones'un bu yıl giydiği tuvalet, sağda ise Jennifer Lawrence'ın geçen yıl Golden Globes'da giydiği tuvalet. Ne fark var şimdi şunların aralarında. Yahu siz dünya starızınız, azcık yaratıcı olun. Olamıyosanız efendi gibi Zara'dan falan alın bizim gibi. Özendirmeyin böyle tuvaletlere. Ayyyyhhh larçka oldu bütün sinir sistemim. Hemen bi iki six pack fotoğrafına bakıp modumu yükseltmem lazım. 


J. Mendel

Yılanın başı Natalie Dormer her zamanki gibi nefes kesici görünüyor. Bu kızda ve bakışlarında adını koyamadığım bi yılanlık var ve tabii ki bu çok hoşuma gidiyor. İblisvari makyajı, siyah ojeleri, en olmaz denilen iki renk siyah ve turuncuyu bir araya getirmesi gözüme girmesine sebep oldu. Zaten onun da en büyük isteği gözüme girmekti. Neyse yılanlık forever...


Donna Karan Atelier 

Yaa Taylor'a en beğendiğim dedim ama Masters of Sex dizisinin yıldızı Lizzy Caplan'ı unutmuşum. O yüzden gecenin en beğendiğim ödülünü ona vermek istiyorum. Dizide memiş ucundan totosundaki en ufak noktaya kadar uzun uzun gördüğümüz için onu giyinik görünce şaşırdım ama karı soyunmayı olduğu kadar giyinmeyi de iyi biliyor. Elbisesinin yakası, bel dekoltesi, saçı, makyajı, duruşu herrr şeyiyle kadın gibi kadın!


Rubin Singer

Game of Thrones'un sinsirellası Lena Headey kısacık kestiği saçları ve içtiği ilk sigarasıyla kırmızı halıda dövmelerilya cayır cayır yakıyor... Bu garabet gecede kırmızı yerine siyah giymesi bile onu sevmeme sebep oluyor. 7 krallığın en cool kadınını böyle demode bi asimetrik kesim ve tek omuz içinde görmek üzse de iyi yanlarından bakmaya çalışıyorum. Resmen olgunlaştırdı bu yazı kız beni. Bambaşka bi insan oldum sabahtan beri. Kaynanasını sevmeye başlayan gelin gibi hissediyorum kendimi. Bi de torun versem....


Armani Prive 

Şunu giyebilmek için insanın başına ne gelmiş olması gerekiyor? Gözlerine perde mi çekilmiş, beyninin sol lobunu mu aldırmış, etrafında hiç mi arkadaşı kalmamış? Sineklik kumaşından elbise yapıp kakalamışlar koskoca supreme'e... Biz seni bunun için mi sevdik Sarah Paulson? İstediği kadar armani marmani olsun, artık paçozluğa bir gram bile tahammülüm yok. Derdimiz tasamız yokmuş gibi bi de bunların vizyonsuzluklarıyla uğraş dur. 


J. Mendel

Ohhh işte güzeller güzeli Kate Mara. House of Cards'ın ikinci sezonunda şok bir şekilde aramızdan ayrıldı ama yine de onun olduğu her diziyi, her filmi izlemek istiyorum. Maşallah gelinklik kızlar gibi narin narin süzülüyor. Hafif sinsi bakışlarından ötürü o da sevdiğim insanlar listesinde. Anaam yuva yıkar bu karılar, iyi ki bizden binlerce km ötedeler de anca uzaktan uzaktan hasetleniyoruz. 


Marchesa - Octavio Carlin

Melissa McCarthy ve Gabourey Sidibe gecenin tombiş stil önerisi ablaları. Hayır böyle bi ayrım yapmak istemezdim de napiyim bu da bi vücut tipi. Kısası uzunu gibi şişkosu zayıfı da var. Gayet de tatlı görünüyorlar. Bu kadar etek etek etek, pelerin pelerin pelerin tarz elbiseleri sevmesem de napsın özenmiş giymiş hatunlar.


Kırmızıdan sonra en çok beyaz ve krem renkleri tercih edilmiş. Gelin sendromlu hatunlar tam listesi aşağıdaki gibidir... Ay ne bilyim tam listeyi hepsi dünyanın en ünlü hatunları ama benim gözümde sadece beyaz elbise bunlar. Sofia Vergara, Lucy Liu, Allison Williams, Katherine Heigl, Hayden Panettiere vs.. hiçbiri tek tek incelenmeyi haketmiyor benim gözümde üzgünüm. Yılın kaynanasından bireysel eleştiri ödülü kazanamadınız kızlar. 


Elie Saab Couture 

Kıızz bana noluyo başıma güneş mi geçti? Bütün pinponları beğenmeye başladım. Halle Berry kusursuz tuvaleti ve her zaman malak gibi yapıştırdığı saçları yerine muhteşem bir saçla favori isimlerimden oldu. Pembe giyilecekse işte tam da böyle bi elbiseyle giyilmeli. Bravo Halle Berry... Ya aslında kocası döve döve sağır etmiş bu kadını, o yüzden hep çok üzülüyom bi daha kötü konuşmıycam hakkında :( 


Gecenin en hasetlenilecek, en cool çiftleri olarak Behati Prinsloo & Adam Levine ve Camila Alves & Matthew McConaughey çiftlerini seçtim. Allah için iki çift de birbirine yakışıyor. Tabii ki ayrılsınlar, mutsuz olsunlar isterim ama yiğidin hakkını da yiğide vermek isterim. İki çift de yan yana oldukça uyumlu, mutlu ve tatlış görünüyor. 


Hayır yani birilerinin ayrılmasını istesem açık açık bu çiftleri seçerdim. Jon Hamm ve senelerdir adını öğrenmeye bile tenezzül etmediğim matematik öğretmeni tipli karısı ve Hugh Dancy & Claire Danes çifti ilk fırsatta ayrılabilirse çok mutlu olurum. Bu güzel adamları bu kitipiyoz soluk benizli kadınların yanında görmek istemiyorum artık. İS TE Mİ YO RUM!


OOOOOOFFFF yet her. Bu yazıyı beylerle değil, erkeğin hasosuyla, hayallerimin beyaz atlı prensi, gönlümün Mr. Grey'i Matt Bomer ile bitirmek istiyorum. Smokinli smokinsiz, giyinik, soyunuk, hiç farketmez. Gecenin herrrrkesler içinde en en gözüme kestirdiğim, en bakmalara doyamadığım ve bu geceyi hatırlamak istediğim isim kendisi oldu.

Kafam çok dağınık olduğu için biraz garip bi kırmızı halı oldu ben de farkındayım. Ama giyinenlerin sıradan ve paçozluğu da yazıya elimin gitmemesine baya bi etken oldu. 

Benim söyleyeceklerim bu kadardı, sıra sizde! Let the gıybet begin. 

Not: Yarın öbür gün de MTV kırmızı halısı gelicek, az bekleyiverin..

22 Ağustos 2014 Cuma

Cool Çiftler: Ellen DeGeneres & Portia de Rossi

"Gözü kalanın gözü çıksın" konseptli "Cool Çiftler" bölümümüzde bugün daha önceki çiftlerden 10 kat cool, 10 kat güzel, 10 kat mutlu bir çiftimiz var. Hollywood'un en muhteşem lezbiyen çifti Ellen DeGeneres ve Portia de Rossi'nin ilişkisine dalacağız bugün. 

Genelde kimi yazsam ya ayrıldı, ya ilişkisi çatırdadı o yüzden nazarım değer mi diye korkmuyo değilim ama zaten bir süredir aralarında bir takım sorunlar olduğu söyleniyor. Neyse inşallah yazı ters teper de, sallantıda olan evlilik kurtulur. 


2004 yılından beri birlikte olan çift 2008 yılında muhteşem bir düğünle Beverly Hills'de evlendi. Anaaam nası da güzel görünüyolar. Valla gudubet kaynanalar, kezban görümceler, kıskanç akrabalar olmadan kız kıza beyazlar içinde evlenivermişler. Lann acaba?? Gönlüm mü kayıyo ne?


Ellen her zaman biraz daha maskülen görünse de iki sarışın gacının bence birbiriyle uyumlu hoş bir stili var. Portia zaman zaman cici kızlar gibi giyinse de onun da bi asi yanı yok değil. Ellen'ı etekler, elbiseler içinde görmek asla mümkün olmasa da giydikleri rahat kıyafetlerle bence süper tatlı görünüyorlar.


Kırmızı halıda da maşallah insanın gözü kalıyor yine ikisinde. Güzeller güzeli Portia yaptırdığı estetikler sonucu tanınmaz hale gelse de Ellen yaşlandıkça tarzını korumayı ve iyice oturtmayı başarıyor. Anaaam, ne batıyo sana Portia, ne derdin var kızım bak karın sana aşık, ünlüsünüz, zenginsiniz, yapma böyle şeyler :((


Cinsel tercihlerinden dolayı hor görülen, aşağılanan, hatta öldürülen insanlarla dolu bir ülkede yaşadığımız için utanç duymamı sağlıyor onların şu rahat ve mutlu görüntüleri. Kendilerini oldukları gibi ortaya koyup, kimseyi umursamadan mutlu olabildikleri için bile saygı duyuyorum onlara. Eşcinselliğin bir tercih, hastalık vs.. olmadığını, kimliğin bir parçası olduğunu herkese anlatabilmeleri adına daha da göz önünde yaşamalarını istiyorum bu aşklarını. 


Şu görüntüden ya da herhangi bir insanın kendi cinsiyetinden birini sevmesinden rahatsız olanlar tedavi olmak üzere en yakın psikologlara gitsinler. Bu blogu okuyanlardan bir kişinin bile homofobik olabileceğini düşünmüyorum ama yine de bu konuda bir kaç bi şey söylemek istedim Ellen ve Portia aracılığıyla. 

Velhasıl kelam cinsiyet, yaş, ırk gözetmeksizin aşk dünyanın en güzel şeyi! 

Keep lovin'.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Üniversite Stili

Okul bitti, yıllar oldu (bitmedi gerçi ben kendim bitmesi gerektiğine karar verdim.) ama hala okul melanetinden kurtulamadım. Bir çoğunuz üniversiteye gidiyor ya da bu sene yeni başlayacak. Ablanız, hatta artık teyzeniz olarak bir takım stil önerileri vermek istiyorum. 


Liseyi 10 yılda bitirmiş biri olarak (şaka yapmıyorum, hikayesini bi ara anlatırım) üniversite konusunda da pek parlak bir geçmişim yok. Ama ille de stil önerisi diye tutturdunuz yazıyorum işte. Lütfen liseliler "lise stil önerisiiii" diye tutturmasın. Bizim zamanımızda formadan başka bi boka izin verilmezdi, renkli toka bile takamazdık. O yüzden o çirkin formaları güzelleştirip stil sahibi yapabilmek için ne yapılır hiçbi fikrim yok. Ama üniversitede nasıl görünmeli, neler yapılmalı, neler yapılmamalı bi kaç kelam etmek isterim değerli takipçilerim.......


Adı bi kot bi tişört olan blogda ne önereceğimi sandınız? Tabii ki bana göre tek stil bi kot bi tişört gitmek. Derse bileğinde koca çantası, maşalı saçları, pür makyajıyla giren ortam cicişlerinden olmanızı asla istemem. Okul ulan sonuçta, flörtün mlörtüne kendini beğendirme dışında en rahat davranman gereken yer bence. O yüzden güzel güzel tişörtlerinizi, kotlarınızı dolabınızın baş köşesine yerleştirin. Siyah jean beyaz tişört kombininden daha güzel ne var şu hayatta? "Çabasız şıklık" motto olmalı.


Bilmiş bilmiş moda konuşunca gülmem geliyo ne yalan söyliyim. Yine de yazıcam ama aaaaa kimse karışamaz en birinci feşın bilogır benim!! Hah bi de hala tükenmeyen bir boyfriend jean akımı var. Genelde topukluyla giyiyorlar bunları ama düz ayakkabılar her zaman favoriniz olsun. Aman boyunuz kısaysa falan bırak, tatava yapma giy air max'ini çık! Kış gelene kadar her türlü sneaker olur bence. Converse, Superga, New Balance, Nike benim şahsen favorilerim. Please babetlerden uzak duralım, durmayanları uyaralım, giymeye devam ediyolarsa da belamızı okuyup yanlarından uzaklaşım.


Çanta kısmı da oldukça mühim.. Bi kot bi tişört sadeliğini korkunç çantalarla gölgelememek için doğru bir seçim yapmak gerekiyor. "Cadde kızı çanta tutuşu" dediğimiz bileği 90 derece dik tutmak suretiyle çantayı dirsekte taşıma akımı geçti sanıyorum ama hala görmüyor da değilim. Bana bakmayın, ben bütün yazı leş gibi bir bez çantayla geçirdim ama okul mevsiminde pek bez çantaya yer yok. Hem bez çanta direk "bu kız bitli" imajı veriyor. Chanel ya da Fendi bir çantanız yoksa bavul büyüklüğündekilerden uzak durun. Hoş o markaların da o kadar büyüklerinden uzak durun. Çantalar, özellikle sırt çantaları konusunda http://www.asos.com/ her zaman favorim. 15 gün içinde geliyor siparişler, okul dönemine yetişir. Unutmayın online alışverişte gümrüğe takılmamak için sınırımız 100 dolareess ya da 75 eurosss.


Size bol bol tişört ve sweatshirt yazıyorum kızlar. Bunların hiçbi zararı yok. Hele final minal dönemlerinde bol tişörtler, kocaman kocaman sivetşörtler sanırım en ideal kıyafetler. Belinize kocamaaan bi kemer takıp pembe uçuşan etekler ve topuklu ayakkabılarınızla okula gitmek isterseniz o başka... Yazılı tişörtler çok trend biliyorum ama lütfen üzerinde Celfie, Feline yazan falan o keko şeylerden giymeyin. Üzerindeki yazı yaratıcıysa oh ne ala ama klişelerden her zaman uzak durun. Sizin için bi kaç ucuz yollu tişört seçtim. Piştiden uzak olmak isteyenleri önerilerime beklerim....



Bu ve bunlar gibi siteler girip yüzbinlerce model arasından kendiniz de seçebilirsiniz. Yaşasın online shopping.


Eh artık her şeyden bahsettiğimizi düşünüyorum. Bi de saç baş makyaj konusunda bi şeyler söyleyip gidiyorum. A bart ma yın! Ay böyle mi heceleniyodu? Bak ben okuyamadım görüyosun hecelemeyi bile beceremiyorum. Süsünüze püsünüze oğlan peşine düşüp cahil cühela kalmayın, güzelce okulunuzu bitirin ablacım. Hoş bu ülkede bitirsen ne yazar.... Neyse, saçta başta da çok abartmadan, paçoz olmadan da orta yollu güzel topuzlar, at kuyrukları, gevşek örgüler süper olur. Maşalar, dışa doğru fönler ve yağlı saçlardan uzak duruyoruz.

Herkese hayırlı, bol flörtlü bir eğitim ve öğretim hayatı dilerim.

Baş öğretmeniz pelin kemal....

15 Ağustos 2014 Cuma

Selena Gomez İtalya Tatili Stili

İşte bir azim hikayesi.... Aynı yazıya defalarca farklı şekilde "Selena Gomez'in italya tatilini yazzz." diye yorum bırakan şanslının isteğini yerine getiriyorum. Belki gerçeken 30 farklı kişi yazdı, belki de aynı kişi cümleleri değiştirip değiştirip yeniden yazdı. En nihayetinde bu kadar istiyorsa kıramam kimseyi, öyle de iyi kalpliyim.

2012 yazında yazdığım "Rihanna'nın Tatil Stili" yazısından beri tatil stillerine bakmamışız. Gerçi yaz bitti, ilham alsak ne olacak. Hoş bitmese de St. Tropez kıyılarına tekneyle yanaşmadıktan sonra tatilde böyle giyinmenin hiçbir anlamı yok. 


Bol tekneli, film festivalli, jet skili, özel uçaklı, bol bol kıyafet değiştirmeli bir tatil geçirdi Selena Gomez. Arada Justin ile de kırıştırdı, Cara Delevingne ile de kanka oldu. Festivalde ödül de aldı, serin sulara da atladı. Derdi de bize düştü amk.. Neyse bu tatil resmen "Artık bir disney starı değil, kocaman bi kadınım" manifestosu oldu. Amma velakin o tontiş yanaklarla ne yaparsa yapsın ailenin küçük ve çalışkan kızı gibi görünmeye devam edecek...


İşte en beğendiğim hali! Zimmermann elbisesi, Brian Atwood topukluları ile harika görünüyor. Ha bi tekne gezisi için uygun bi kıyafet mi tartışılır ama ben Selena Gomez olsam ben de nerde ne giyeceğimi hiç düşünmeden istediğimi giyerdim. Ay dolmuş kuyruğu beklerken rüzgar mı esecek, metroyu su mu basacak derdi yok tabi karının, giyer kıçına kadar açık elbiseleri :( Rabbim bizi özenip sürünmekten ölelim diye yaratmış...


İşte yine tam bir tatil elbisesi. Tabii ki yine bir Zimmermann eseri... O pahalı ipek elbisesinin içinde ne kadar da mutlu, ne kadar da ceylan gibi sekiyor :((( Ne yalan söyleyeyim ten rengine uyumlu renkler içinde bu kadar iyi görünmesine hasetlenmedim değil :((


Leonardo DiCaprio'nun kurduğu vakfın bağış gecesine giderken de maşallah kahverengiler içinde 105 yaşında gibi görüyor ama olsun bu hali de iyi. Hayır anlamadığım koskoca Leonardo'sun sen, yap git bağışını ne dernek mernek. Resmen St. Tropez'de arkadaşlarını toplayıp parti yapmak istemiş, bunun adını da bağış gecesi koymuş. O kadar ünlü toplaya toplaya 100 milyon dolar toplamışlar. Kıııızzz Beyaz Show bile bundan fazlasını topluyodu.


Yılanlar yılanı Cara Delevingne ile çıktığı tekne turunu nasıl unuturuz? Bak Selena, bu kız kime elini atsa iliğini kemiğini kurutuyor. Ayol lezbiyen bile değil, sırf süsünden öyle davranıyor pis. Yol yakınken şu kenafirden kurtul. Justin bile bundan daha iyi bi yol arkadaşı. Ayy bi de yamanmış kıza, bakamıycam daha fazla. (O bacağındaki devasa morluk ne amk, ahtapot mu dövdü bu kızı?)


Katıldığı "Ischia Global Film and Music Festival" kapsamında bir galaya giderken Emanuel Ungaro imzalı bollll bacak dekolteli ilginç bir elbise giymiş. Ben bu kadar renk ve cafcaftan pek hoşlanmasam da herkes bu elbiseye aşık olmuş durumda. Bi tek bacak aç açını ve göğüs aç açını sevdim ben. Üç farklı renk, puantiyeler, etek ucundaki işlemeler, cepler biraz fazla benim için. 


L'Agence elbisesini sevsem miiiii, nefret mi etsem bi karar veremedim. Hem inanılmaz duru bi güzellik içinde görünüyor, hem de Akçay'da denizden çıkıp eve giden tatilci anne gibi de görünüyor. Aman neyse ne, yine dekoltelerin muhteşemliğine vurulmamak elde değil. Anam sanki Amerika'da açamıyomuş gibi açıldıkça açılmış. Kızz İstanbul'a gelen araplar gibi bu da. 


Anacım elbiseye pırlanta koy da, biraz görgüsüzlüğün de bokunu çıkarma yaaaa??? Model harika, üstünde duruş harika ama elmaslardan elbise görünmüyor. Acaba bu kadar zengin olmak nası bi duygu? Ben böyle pahalı bi şey giysem sürekli mutluluktan göbek atardım "Ohh çok zenginim ohhh" diye. Kız nası hanfendi hanfendi pozunu veriyor. 


En bayıldığım ve tatlış tulumuyla kapatıyorum tatil stilini. Elbette yine Zimmermann bir parça :(( Neyse beni mutlu eden şey aynı ayakkabıyı iki kere giymiş olması. 20 kilo bagaj hakkı varmışcasına "Ayakkabılar çok ağırlık yapıyo üç tane yeter" diyip pintilik yapmış resmen. Ha biri de çıkıp dese ki "götünü versen o ayakkabıyı alaman" haklısın der, susarım......

İşte Selena Gomez'in yalvar yakar istenen tatil stili bu şekildeydi. Siz tatilde böyle mi giyiniyonuz, yoksa Selena'ya imrenmekten aklınızı mı oynattınız? Yorumlarınızı bekliyorum.....

Hayırlı cumalar gıybet sisterlarım...

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Mualla'ya Sor #1

Yaklaşık 10 gün önce "Anlatın derdinizi, çözüm bulacağız." demiştim şu yazıda. Anam ne çok dertli varmış memlekette, kestirememişim. Yazıyı paylaştığım andan itibaren -abartmıyorum- yüzlerce mail geldi. Hepsini okurken kendi derdimi unuttum. Kızım bu kadar niye üzüyorsunuz kendinizi? Değer mi hiç?

Öncelikle bi kaç bi şey söylemek istiyorum. Bunları insan okuycak insan!!! Tamam herkesin derdi kendine büyük de, 85 sayfa, boşluksuz, paragrafsız da anlatmayın yaa. Kısaca özet geçiverin. Temelini anlasak yeter. 3 kere çaldırdın açmadı, sekizincide açtı, sesi çok kötüydü gibi detayları bilmesek de olur..

Gelenler içinden hem beni hem de sizi okurken boğmayacak olanlardan bi kaç tanesine derman olmaya çalışacağım. Siz de derdinizi ahlaksız güzin abla'ya, bendeniz Mualla'ya yollayabilirsiniz. Sizleri "muallayasor@gmail.com" adresinde bekliyorum. Hadi başlıyoruz.

"Mualla abla blogunu okuyorum hep cok seviyorum cok komik bir insansin sonra muallaya sor entrysini gordum ve gercekten cok ihtiyacım var konusmaya yardım eder misin. bi gun eve geldim bamtım sevgilimin ayakkabıları duruyor giriste bana surpriz yapıcak diye sevindim annem babam isteydi odama gittim guzel kıyafetlermii giymek icin sonra odamda onu gordum babamlaydı? sonra odadan cıktım tepki veremedim babam da evden cıktı apar topar sonra ogrendim ki 1 yıldır gizlice devam eden bir iliskileri varmis. Su an gercekten iyi degilim boyle bi durumda ne yapmaliyim anneme soyliyeyimmi? nolur cabuk cevap ver.

g."

Sevgili G.;

Yavrum ya çok fazla film izledin, ya da kafana güneş geçti, ya da ben bile sana derman olamam.... Derdini okuyup fake olabileceğin üzerinde çok düşündük ama insan neler görüyor, neler yaşıyor. Olmayacak şey değil.. Baban nefsine yenilmiş, senin küçük çıtır erkek arkadaşınla cima yapmış. Şimdi annene söyleyip ortalığı iyice karıştırma. Babandan tehdit ile para koparmayı deneyip kendine yeni kıyafetler alıp yeni ortamlara akıp o babacı pislik sevgilini unutabilirsin... 

"Bacım senı  oku oku bayılıyorum neyse yalakalık kısmını geçip konuya giriyorum..

Hikayem su, 25 yaşındayım, 40 yasında bır adama asık oldum evlendi boşandı 2. el yani. Evliyken beraberdik tabi şaşımassın ki 10. ayımız bitti evlilik teklifi geldi gibi bişi o ne demek diyeceksin yuzuksuz şeklide senle evlenmeyı düşünüyorum 2-3 sene sonra dedi oyalıyor pezevenk ve beraber yasıyoruz hergün sabah akşam kadınlık görevindeyim asker gibiyim yani.. Eski karı beraber oldugumuzu bılmıyor sürtük öğrendiğinde ben şıçtım nasıl davranmak lazım Cool mu olsam kadın benı parçalayacak çünkü bır sene evlerındeydım cocuğun okul derslerini yaptırıyordum tanıyorum şıllığı yani hatta kız kardeşini anasını danasını ve ben evlerine gittiğimde ay çok güzelsin yıne dıyıp resmımı çekip iş arkadaşlarına gösteren lezbıyen mıdır nedir her yerı yapılı 40 yasında bı karı çöz çözebilirsen bu herifle sonum ne olur karı beni kıskanır ya da ezer sürtük bilemiyorum bu arada ben 1.72 boy 50 kilo mavi gözlü gercek sarışın göçmen Üniversite mezunu 2 dil bilen mühendis sexy bir hatun profiliyim öptüm B'ye şeker. :)"

Hayır ben kendime ahlaksız diyorum ama şuraya bakın dünyanın çivisi çıkmış. Sen evinde ders verdiğin adamı ayart, karısından ayır, ama o sürtük ve şıllık olsun? Allah kimseyi yüzsüzlükle sınamasın sevgili okurlar. "İkinciler her zaman kıymetli olur" diye bi söz vardır ama aynı andaki ikinci kadınlardan değil, zamanla edinilmiş ikinci bir eşten bahsedilir burda. Tüm bunlardan bağımsız çocuk mu bakcaksın be? Hadi aşüftesin anladık, salaklık yapıp elin bebesini sen büyütmeye çalışma bir de. Madem gençsin, seksisin, boklu don yıkamakla geçirme ömrünü. O adam da 40'lık taş karısına döner, yıkadığın bulaşıkla kalırsın... Sana en acilinden senden 13 yaş küçük bir sevgili yazıyorum. Seni onun şımarıklıkları adam eder anca sevgili kızım...

"Merhaba Pelin :) Ya da Mualla mı desem ne biliyim. Benim yakın bir erkek arkadaşım vardı, ama o sevgili buldu ve sevgilisi istediği için benimle takılmayacağını söyledi. Bizde çok fazla samimiydik onla. Şimdi ayrılmışlar, geldi benden özür diliyor. Affetsem mi ki? İkinci şans vermekten de nefret ederim ben. Ama ne yapacağımı bilmiyorum."

Ayy işte en sevmediğim erkek tipi! Bir kuku uğruna ya raaab! Bırak kız ne ikinci şansı vereceksin. Bunların hepsi aynı, sen bi çük uğruna arkadaşlarını satsan adın oropsuya çıkar ama bunlar kız istemiyor diye seninle görüşmeyi kesip, sonra hiçbi şey olmamış gibi götün götün geri döndüklerinde hiçbi şey olmamış gibi devam edilsin isterler. Ne hali varsa görsün.

"Mualla abla iyi ki başlattın bu bölümü benim derdim büyük yada küçücük mü demeliyim? Senden başka kime yazıcağımı bilmiyorum çok hoşlandığım bi çocuk vardı aylarca kaçma kovalamaca oynadık ve en sonunda malum olay gerçekleşti izdivaça erdik. Sonuç tam bir hayal kırıklığı. Hem küçücük bir aleti var hem de paldır küldür ne oluyor anlamadan bitirdi işini :( Belki alkolün etkisiyledir diyip ikinci bir şans verdim ama ikinci sefer de aynı şey oldu. Aylarca ondan başka kimseyi düşünmedim ve bu durum beni ondan soğuttu her şeyi düşünür hale geldim ne yapmalıyım tamam mı devam mı?"

Bi de hala ne yapmalıyım diye soruyor musun güzel yavrum? Tabii ki ardına bakmadan yol vereceksin. Bir ilişkide katlanılamaycak tek şey kötü seks! Huyunu düzeltir, tipini değiştirir, fakirse zengin olur ama yatak durumunu nasıl düzelteceksiniz? Hayat aynı kişiyle çirkin seks yapmak için çok kısa. Okyanusun ortasında kendini ağlarla kapatmaya ne gerek var? İkinci şansı da vermişssin, artık o yoluna sen yoluna... 

"Pelin selam,


Gossip girl dizisi kıyafetlerini yorumladığın zamanlardan beri blogunu takip eden erkek bir takipçinim. Son olarak gündeme aldığın muaallaya sor benim tam da çok karışık olduğum bir zamana geldi ve senden bir fikir alabilmek adına sana bu maili atıyorum.

Ben 4 yıldır kız arkadaşımla beraberim ve son 1 yıldır beraber yaşıyoruz.Kız arkadaşım daha okulunu bitiremedi ve özel ders vererek geçimini sağlıyor, çoğunlukla da ben kendisine yardımcı oluyorum, ben 1 yıl önce bitirip bir şirkette çalışmaya başladım.Son 1 yılda benim hafta içi sürekli işte olmam ve bazı zamanlarda yoğun mesai yapmam nedeniyle aramız biraz açılmaya, benden uzaklaşmaya başladı kız arkadaşım.Benle ilgilenmemeye, konuştuklarımdan sıkılmaya ve beni sürekli eleştirmeye başladı.Bu süreçte sürekli bilgisayar başındaydı ve bana oyun oynuyorum, bişiler oynuyorum diyordu.Akşamları normalde 12 gibi beraber yatmamıza rağmen bu olaylar olunca gece 3-4 e kadar oturmalara başladı. 1 ay kadar önce Kadıköy'de buluştuğumuzda arkasından gidince telefonda bir çocukla yazıştığını gördüm, düğünde gördüğü bir akrabası olduğunu ve çocuğun kız arkadaşıyla olan sorunlarından bahsettiklerini söyledi bana.Bu arada kendi facebook adresini kullanmamaya başladı, eskiden akrabalarım görsün diye açtığı kullanmadığı bir facebook adresini kullanmaya başladı.Kadıköy'deki olaydan 1 hafta sonra sabah kalktığımda telefonunu kurcaladığımda hocam.com'dan bir sürü çocukla konuştuğunu, bazılarını benim olmadığım akrabaları için açtığını söylediği faceine eklediğini ve geceler  boyunca konuştuğunu gördüm.Konuşmaları sırasında sevgilisi olduğunu hiç söylemediğini gördüm.Bu olay yüzünden ona olan tüm güvenim gitti ve çok büyük kavga ettik.Bana hatalı olduğunu ve düzelteceğini söyledi, ona olan güvenimin bittiğini ve bunu düzeltmenin onun sorumluluğunda olduğunu söyledim ona.Bana tüm hesaplarını kapattığını ve bir daha güvenimi sarsmayacağını söyledi.Bir zaman sonra tekrar facebook adresini açtı ve ben bunu telefonunu karıştırırken gördüm.O çocuklardan bazılarıyla gene konuştuğunu gördüm.Onları silmesini söyledim ve artık çok sıkıldığımı söyledim.Bana son sölediklerimi sildiğini söyledi.İki gün önce gene sildim dediği çocuklardan birinin faceinde ekli olduğunu gördüm.Bu bardağı taşıran son damla oldu.Bana yaptıkları için hatalı olduğunu fakat kendini çok yalnız hissettiği için yaptığını söyleyip duruyor, fakat ben özellikle son olaydan sonra ona artık hiç güvenmiyorum.Ayrıca hala akrabalarım için dediği facebook hesabında benle arkadaş olmadı ve olmamaya da kararlı, arkadaş olursak aramızdaki güvenin düzelmeyeceğini, kendisinin bunu düzeltmek istediğini söylüyor.

Olaylar kısaca böyle Pelin, ben bu kızla yılımı geçirip hayatımı ona göre şekillendirdim, onu çok sevdim.O yalnız kalmasın diye okul bitince yurtdışına gitmedim, ailemin yanına dönmeyip İstanbul'da kaldım.Ona ve ailesine maddi olarak çok fazla yardımda bulundum.Onu hala çok seviyorum fakat yaptıklarını ve yalanlarını artık kaldıramıyorum.Ben nerde hata yaptım bilmiyorum.Sence benim haksız olduğum yanlar var mı, onla tekrar barışmalı mıyım, senden kısacası temel olarak bu olayla ilgili görüşlerini benle paylaşmanı istiyorum.Bu olay yüzünden resmen kalbim param parça oldu ve artık kimseye güvenim kalmadı.

Vakit ayırıp okuduğun için teşekkür ederim Pelin,

bu yazılarda rumuz vermek adettendir :)"

İbretlik bir dert ile son buluyor bugünlük yazımız. Gelen tonlarca mail içinden tek erkek okurdan gelen bu olduğu için yayınlıyorum. Ve rumuz paramparça'ya kendisini bu kadar tane tane ve düzgün ifade ettiği için bir ödül de ben vermek istiyorum. Paramparça, sen o kızdan hemen ayrıl! Senin yakaladığın naneler büyük ihtimalle ilk kez yaptığı bi şey değil. Kadın milleti işte, üzgünüm ama hepimiz aynıyız. Yapmam diyip, aklı yine çelınacak. Senin gibi iyi çocukları üzüp, ipsiz sapsızların peşinden gitmeye bayılıyoruz. Bak sana bi daha diyorum ayrıl o kızdan, sana bu blogdan helal süt emmiş bir kız kendim bulucam. Uygun gördüğümle buluşturucam sizi.

İlk seçmeceler bunlardı. Görselsiz, dev gibi bir yazı ile ilk kez karşınızdayım bu blogda. Sonuna kadar okudunuz sanıyorum. Ulan sırf meraktan kımılkımıl inmişsinizdir buraya kadar. Hadi bir sonraki dert kuşağına kadar benden bu kadar. Bu dertli baykuşların dertleri için de yorumlarınızı bekliyorum. Canınızı her şeye sıkmayın o kadar. Sıkcaksanız da "muallayasor@gmail.com"a yazın, birlikte mutsuz olalım. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...